metrika yandex
  • $43.6
  • 52.04
  • GA54900

Kavramı Taş Diye Atanlar

KADİR ÇİÇEK
26.01.2026

 

‎İnsanlar kavramlarla hareket eder. Kimi zaman bilinçli kimi zaman bilinçsiz. Farkında olarak veya olmayarak insanlar, etkisinde kaldığı düşüncenin yönlendirmesi ile tepkisel davranır. Bu durum, bir döneme kadar arayış içindeki insanda böyledir. Ne yazık ki aramayı, bilmeyi, öğrenmeyi, talip olmayı ve hakikate doğru yürüyüşü terk eden insanda gereğinden fazla değişimler meydana gelir. İnsanlar doğru ile aralarına mesafe koyduklarında çoğunluğun, popülerliğin, beğenilenin, seslendirilenin, önüne konulanın, sesi çok çıkanın etkisi altında bulunan varlık haline gelir.

‎Yaşadığımız çağ, dezenformasyon yığını dediğimiz bir bilgi çarpıtması gerçekliğini barındırıyor. Orijinallik yerini etkinin gücüne bırakmış durumda. Artık doğal olan, hakikat olan, saf hâliyle var olan değil; etkileşimin gücünü elinde bulunduran, sesi gür çıkan, insanları çekim alanına çekebilenlerin konuştuğu bir dönemdeyiz. "Bir şey doğru ise destek bulur anlayışının yerine, bir şey yanlış bile olsa güçlüyse, yayıldığı oranda destekçi bulur" anlayışı hakim olmuş durumda.

‎Popüler kültür, insan zihninin serbest hareket alanını kısıtlar. Milyonlarca bakışın etkisi altında, kendi fikirsel özgünlüğünü kaybetmek uğruna, yanlışlığı kesin olanı desteklemek gibi bir eylemin içine girilebiliyor. Bunu yapmanın sonuçları ve ahlakiliği üzerinde durmak yerine popüler gücün büyüklüğüne göre yapmanın çıkarına olacağı inancı giderek yerleşiyor. Dolayısıyla insanlar artık hakikati bırakın aramayı, desteklemeyi bile fikirsel doğrultuda değil tepkisel ve anlık olana göre tercih eder duruma gelmişlerdir.  Aslında buna tercih demek de doğru bir yaklaşım olmasa gerektir. Buna, başkalarının bakışları altında kalarak hareket etme edilgenliği demek daha doğru bir ifade olacaktır. Nitekim görmekten çekineceği tepki seline karşın teslim olmayı yeğlemek kolaycılıktır. Tek başına kalan bir hakikat savunucusu olmanın zorluğu, yerini kitlenin yer aldığı tarafta olmak kolaycılığının alması kaçınılmazdır.

‎Kavramlar özgün kalmak için bir çok bedel öderler. Tarih boyunca sürekli saldırıya maruz kalmışlardır. Bu, onların insanların yaklaşımına göre şekillendirildiği gerçeğini gözler önüne sermektedir. Belirli dönemlerde kavramların altı oyularak onlara farklı tanımlamalar yüklenmeye ve  orijinal tanımından uzaklaştırılmaya çalışılması bir saldırı şeklidir. Kavramların bu yaklaşım sonucunda yani yüklenilen anlamlar yoluyla belirli kesimleri hedef tahtasına oturtmak veya konumlandırmak için kullanılması ise başka bir saldırı türüdür.

‎Fikrin barınmadığı zihinler gürültü üretir. Gürültü konuşunca fikirlerin hakikati savunma adına ortaya koydukları söylemler ve ifadeler yetim kalır. Onların işitilmesi, yüreklere ve zihinlere yerleşmesi imkansız hal alır. Çünkü ortada bir gürültü vardır ve bu gürültünün tek taraflı baskın bir tonda durmadan devam etmesi anlaşmazlık boyutunun süreğen hal almasına neden olur. Oysa burada hakikatin yokluğu veya savunmasız oluşu durumu değil; ellerinde kendi yükledikleri anlamsız, temelsiz, karmaşık bir kavram tanımlaması hali mevcuttur ve bu kavram üzerinden sesler oldukça şiddetli çıkmaktadır. Fikirlerin başı, balyoz haline getirilmiş bozuk kavram tanımları ile ezilmeye çalışılmaktadır. Popüler kültürün gücü ile birlikte bu saldırıların meşru hale gelmesi oldukça kolaylaşmış durumda. Önce kitleyi duyguları ile birlikte geniş çapta etkilemek amacıyla bir kavram üretilir. Kavrama kötülük adına ne varsa yüklenilir. Gücü ellerinde bulunduranların teşvik ve yönlendirmeleri doğrultusunda kavram küresel çapta şeytanlaştırma sürecinden geçirilir. Bu sürecin yoğun propaganda, eylem ve baskılarla kabul görmesi sonucu kavramın her yerde dillendirilerek iyice yerleşmesi sağlanır. Artık bu kavram "dünyada daha önce gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, zihinlerin anlamakta güçlük çektiği bütün kötülüklerin yegane müsebbibi ve var edicisi" olarak görülür.

‎Bundan sonrası masumane bütün yaklaşımları, duyguları alt üst edecek bir sürecin doğuşudur. Bu kavram artık kavram olmaktan çok fazlasıdır. Artık kötü görmek istenilene karşı müthiş bir propaganda malzemesidir. Ayrıştırmayı ve kutuplaştırmayı kolaylaştırıcı yolunda müthiş bir söylemdir. Düşman görmek istenilene bu kavramanın etiketinin yapıştırılması yeterlidir. "Yanımda değilsen bu kavramın yanındasın." gibi insanları sürekli olarak   "bir şeyci" olarak itham etmede bu kavram büyük bir etkendir. Beğenmediği, kendi yaklaşımına uymadığını gördüğü, fikrin temelinde ayrılıklar yaşadığı herkesi bu kavramla karalamak bulunmaz bir fırsattır onlar için. Medyanın da gücüyle bu nefretler, ithamlar, karalamalar, propagandalar önüne hiçbir engel çıkmadan var gücüyle ilerlemeyi sürdürür. Çünkü önüne çıkmak cüretinde bulunan herkes "karalanan kavramın yanında olmakla" suçlanmakta ve bunun aksi yönünü ifade edecek ortam ve durumdan ne yazık ki bahsetmek mümkün olmamakta. Çünkü ifade ettiğimiz gibi insanlık artık hakikatin arayıcısı değildir. İnsanlık hakikat kavramına oldukça yabancılaşmış ve yığın haline gelmiş olan seslerin tepkisinden korkar hale gelmiştir. Aksi takdirde üretilmiş, kirletilmiş, canavarlaştırılmış kavramlar eliyle taşlanacağının farkındadır.

‎Bir kavramın anlamına dönük saldırılar aslında insanların zihinlere dönük saldırılardır. Ancak üretilmiş ve anlam yüklenilip insanların yaşantılarının tam ortasına bir bomba gibi konulmuş kavramlar hem zihinleri, hem kişiliği hem de yaşantının tamamını etkileyecek bir saldırıdır. Böyle bir yaklaşımla insanlar önce hakikatin yolunda yürümeyi terk eder, sonra hakikatten nefret eder, daha sonra yanlışın yoluna yönelirler ve en sonunda da yanlışın yanında sloganlar atan birer piyon haline gelirler. Piyon yaratmak zordur; çünkü insanın piyon haline gelmesi için öncelikle değerlerinden kopması gerekir. Bu zor olsa da bunu başardıktan sonraki bütün süreçlerin işleyişi kolaydır. O piyonları istenilen varlığa dönüştürmek için kavramın canavar yönünü gündemde tutmak, tam sönecek duruma gelmişken yeniden tutuşturmak yeterlidir. Bu yöntemle insanları birbirine düşürmek, kavgayı büyütmek, nefret ve kin tohumları ekmek, yalan haberler üzerinden kaos ortamı yaratmak kolaylaşacaktır.

‎Üretilmiş kirli kavramların destekçisi olmak insanlığa sırt dönmektir. Bu kirli kavramları, insanları dövmek, karalamak, kötülemek, sürekli bir şeylerin destekçisi gibi kullanmak ucuz senaryolardan başka bir şey değildir. Temiz inançlarını bu "yapay" ve "zorlayıcı" girişim ve kavramlarla kirletmeye çalışmak ise tam anlamıyla pisliğin temsilcisi olmayı seçmektir. Kirli kavramı devasa boyuttaki temiz ve paklığın içine atarak orayı kirletebileceğini düşünmek kadar aptalca bir anlayış yoktur. Bu bir saldırıdır. İnsanları köklerinden ve değer adına ne varsa oradan koparma saldırısı... Kirli kavramı üretenler ile bu kavramı istediği kesime “yakıştıranların” ve bunun üzerinden dünyanın desteğini kazanarak var gücüyle elinden gelenin fazlasını yapmak için çırpınanların saldırısı. Şunu anlamak güç olmasa gerektir: Bir kavramın kendisi, onu üretenler ve onun üzerinden varlık sürdürenlerin olduğu üçlü bir denkleme, dördüncüyü kendi yargılarına göre çekmeye çalışmak art niyet taşır. Varlığını borçlu olduğun bir kavramı, daha da büyümek için başkalarına yakıştıramaz ve o kavramla onu özdeşleştiremezsin. Bunun bir yere kadar işlerliği olur ancak neticede yalanın sonu uçurumdan aşağı yuvarlanmaktır.

‎Hem üretilmiş, hem kirletilmiş ve sonunda kötülük üfürülerek piyasaya sürülmüş kavramların gün gelir kendilerini üreten elleri kirletmekten başka bir netice elde edemeyeceği bilinmelidir. Neticede kirli olan kirlidir, hedefe oturttuğunuz herkesi kirli kavramcı diye dillendirmeniz boşuna bir çabadır.

‎Ve şu da bilinmelidir:

‎"Herkesi kirli göstermek için atmaya çalıştığınız kavram taşları, kimin evinin temelini atmak ve onu yükseltmek için kullanılıyorsa yakınlık bağı kurdukları da su götürmez bir gerçeklikle onlardır."

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş