Çeviri : Hasan Kanat / Hertaraf Haber
Medya organları ve sosyal medya platformları, Pazar şafağının ilk saatlerinde veya dakikalarında İran’a yönelik bir Amerikan saldırısı öngören haber raporlarıyla dolup taşıyor. Bu raporlar, topyekûn bir savaştan, İran’ın nükleer ve füze merkezlerinin hedeflenmesine ya da İran’a karşı geniş çaplı bir askeri eylem sözü vererek Arap Denizi ve Hint Okyanusu’na iki uçak gemisi ile yedişer savaş gemisi gönderen Başkan Donald Trump’ın "yüzünü kurtarmaya" yönelik sınırlı bir darbeye kadar uzanan çeşitli senaryolardan bahsediyor.
Bu, Amerikan saldırısının zamanına dair "sızıntıların" yayıldığı ilk sefer değil; bu nedenle, önceki seferlerde olduğu gibi doğruluğu ve inandırıcılığı oldukça şüphelidir. Bu durum, Trump’ın aptalca tırmandığı yüksek ağacın tepesinden inmesini sağlayacak diplomatik bir çözüm bulma çabası kapsamında, İran’ı müzakere masasına oturtmak için yapılan yoğun baskıların bir parçası olabilir. Özellikle de İran’ın en üst düzey resmi makamlarından gelen cevapların; saldırının çok güçlü, kapsamlı ve acı verici olacağı yönünde olduğu düşünülürse.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik önceki tüm saldırganlıkları ve en son geçen Haziran ayındaki "12 Gün Savaşı", İran sokaklarındaki protestoları kışkırtma çabalarıyla birleşse de, hedeflerinin çoğuna ulaşmakta başarısız oldu. Bu hedeflerin başında İslami rejimi değiştirmek, nükleer tesislerini ve gelişmiş askeri sanayisini (özellikle orta ve uzun menzilli füze sistemlerini) yok etmek geliyordu. Beklenen saldırının "daha şanslı" olacağına dair hiçbir garanti olmadığı gibi, sahipleri için daha tehlikeli de olabilir. Bu yüzden Başkan Trump, vaatlerini yerine getirme ve uçak gemileri ile bombardıman uçaklarına saldırı emri verme konusunda hâlâ tereddütlü.
İran’ın ruhani ve askeri liderliği, ister geniş kapsamlı ister sınırlı bir "gösteri saldırısı" olsun, her türlü Amerikan saldırısına karşı kesin ve benzeri görülmemiş bir yanıt için son derece hazırlıklı. Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Akremi başta olmak üzere pek çok İranlı yetkili, ilk Amerikan füzesi ulaştığında bölgedeki tüm Amerikan üslerinin (70 bin askerin bulunduğu 55 üs) yüzlerce, hatta binlerce füze ve drone ile ilk dalgada vurulacağını teyit etti. Son savaşta olduğu gibi hızlı bir ateşkes kabul edilmeyecek; İran’ın yeni planı tüm askeri imkanları kullanmayı ve büyük insani ve maddi kayıplar verdirmeyi içeriyor.
Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in Başdanışmanı General Ali Şamhani ise en net açıklamayı yapan isimdi: İsrail bu saldırıya katılsın ya da katılmasın, Körfez’in batı yakasındaki (Katar, Kuveyt, BAE, Bahreyn, Irak ve Ürdün) Amerikan üsleriyle birlikte Tel Aviv’in birincil ve en büyük hedef olacağını vurguladı.
Yukarıda söylediklerimizi kanıtlayan en büyük delil, İran liderliğinin 1 Şubat Pazar günü Hürmüz Boğazı’nda Çin ve Rus kuvvetlerinin de katılımıyla tüm silahlarla askeri tatbikat yapacağını duyurmasıdır.
Bu, Washington ve Tel Aviv’e şu güçlü mesajı vermektedir: İran bu savaşta yalnız olmayacak ve yanıt sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik olacaktır. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması; binlerce gaz tankerinin ve günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün dünya piyasalarına ulaşmasının engellenmesi demektir. Bu durum, zaten yükselişe geçen fiyatları savaşın sonuçlarına ve kapsamına bağlı olarak 100, hatta 200 dolara fırlatabilir.
Irak’taki Haşdi Şabi’nin en büyük iki grubu (Nuceba ve Hizbullah Irak) İran’ın yanında savaşacaklarını teyit ettiğinde; Lübnan Hizbullah’ı Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım partisinin tarafsız kalmayacağını ve "Veli-yi Fakih" zaferi için savaşacağını belirttiğinde; ve "deneyimli" Yemenli Ensarullah hareketi, İran’a saldırılması durumunda füzelerinin Kızıldeniz ve Arap Denizi’ndeki tüm uçak gemilerini vuracağını söylediğinde, tablo ABD, Trump ve Gazze’deki soykırımın sorumlusu olarak saklanan küstah Netanyahu için oldukça karanlık görünüyor.
Hizbullah’ın savaşa girmesi, işgal devletinin ve yerleşimcilerinin binlerce hassas füzeyle 50 kilometreden daha kısa bir mesafeden vurulması demektir. Haşdi Şabi ise Ürdün ve Suriye üzerinden İsrail sınırlarına yüz binlerce savaşçı göndererek işgal altındaki Filistin şehirlerinin kalbine ulaşacak tehlikeli bir kara saldırısı başlatabilir.
Trump’ı içine düştüğü durumdan kurtarmayı amaçlayan ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yürütülen mevcut arabuluculuğun başarı şansının çok düşük ve başarısızlığa mahkum olduğunu düşünüyoruz. Çünkü İranlılar ne bu arabuluculuğa ne de Amerikalılara güveniyor. "Aynı delikten ikinci veya üçüncü kez ısırılmak" istemiyorlar. Nükleer hırslarından, uranyum zenginleştirme programlarından vazgeçmeyeceklerini ve füze sistemlerinin "kutsal" olduğunu, müzakere edilemez olduğunu açıkça söylediler.
Bölge tarihinde ilk kez Çin ve Rus kuvvetlerinin sembolik de olsa İranlı meslektaşlarının yanında Hürmüz Boğazı’nda yer alması, daha önce defalarca söylediğimiz bir gerçeği kanıtlıyor: İran askeri kurumu, hava savunmasındaki boşlukları doldurmak ve olası bir Amerikan saldırısına karşı saldırı kapasitesini güçlendirmek için başta Çin olmak üzere her iki ülkeden de gelişmiş füzeler, uçaklar ve askeri teknoloji almıştır.
Sonuç olarak; Başkan Trump’a son kez İsrail tuzağına düşmekten kaçınmasını tavsiye ediyoruz. Bu savaş, Trump için büyük bir askeri ve ahlaki yenilgiye, hatta görevden alınmasına yol açabilir. Bu savaş başlarsa ne kısa ne de temiz olacaktır. Bu bir Amerikan savaşı değil; Netanyahu’yu ve dünya siyonizmini Gazze’deki soykırım, aç bırakma ve etnik temizliğin sonuçlarından kurtarma savaşıdır.
Ortadoğu’nun haritalarını Netanyahu değil; İran ve onurlu Müslüman ve Araplar değiştirecektir. O, "Büyük İsrail" kehanetini gerçekleştiremeyecek; aksine biz bu toprakların tuzu olanlar, onun enkazı üzerinde Büyük Filistin’i kuracağız.
Nefesimiz uzun, sabrımız daha uzun... Ve "günler aramızdadır" (göreceğiz).
Gardaş Ülke Özbekistan AHMET SEMİH TORUN 28.01.2026
Otoriterlik YUSUF YAVUZYILMAZ 01.02.2026
Tahammül, Tahammülsüzlüğe Bile... MUSTAFA ATILGAN 28.01.2026
ABD Terörü ve Rızanın Çözülüşü BEKİR BERAT ÖZİPEK 04.01.2026
maduro madara olunca! MUSTAFA AKMEŞE 08.01.2026
Ağaçlar Ayakta Ölür OSMAN YURT 05.01.2026
Kavramı Taş Diye Atanlar KADİR ÇİÇEK 26.01.2026
Hayal Kırıklıkları ve Gerçekler YUSUF YAVUZYILMAZ 10.01.2026