metrika yandex
  • $43.6
  • 52.04
  • GA54900
Yolcu

maduro madara olunca!

MUSTAFA AKMEŞE
08.01.2026

ey dost,

biz uzun zamandır dünyanın acılarını ezberliyoruz ama kendi evimizin çatısı akıyor.
filistin’i biliyoruz, suriye’yi, yemen’i, doğu türkistan’ı…
mazlumun adını say desen, hiç durmadan sayarız.

fakat aynı dikkati, aynı dili, aynı ciddiyeti 
kendi ülkemizin yaralarına gelince kaybediyoruz.

türkiye’deki islamcı zihin, yıllardır harici zulümlerle meşgul görünmeyi 
bir tür ahlakî üstünlük sanıyor.

oysa bu meşguliyet çoğu zaman üretmeyen bir hassasiyete,
çözüm doğurmayan bir öfkeye dönüşüyor.
ağlamak var, inşa yok.
haykırmak var, düzen kurmak yok.

mesela 
adeta müslümanlar insan eğitim işinden istifa etti, evet etti…
çünkü eğitim, insanla uğraşmak ister; zaman ister, sabır ister, zor iştir.
kolay olanı seçtik:
çorba dağıtmayı, kurban eti dağıtmayı hayır olarak kendimize yeter ibadet gördük.
ah ki ah!

daha da acısı şu:
bu dış meseleler üzerinden kendi iktidarını ve toplumunu yıpratmayı 
bir vazife sanan bir dil üretiliyor.
“niçin daha sert konuşmadın?”
“niçin meydan okumadın?”
“niçin abd’ye, israil’e, batı’ya bağırmadın?”
“niçin mazluma yardım etmedin?” 
niçin meydanları boş bıraktın falan işte, bilir durursunuz.

söz çok…
ama güç muhasebesi yok.

oysa gerçek şu:
kendi ülkesinde güçlü olmayan, dünyaya merhem olamaz.
ekonomisi zayıf, hukuku tartışmalı, eğitimi çökmüş, düşüncesi sığ, 
iç barışını kuramamış bir toplum;
ne gazze’ye nefes olur
ne şam’a gölge olur.

islamcı olmak, her zulme bağırmak değildir.
islamcı olmak, bir ülkeyi adil, güçlü ve dirençli kılmaktır.

kendi evini toparlamayanın komşuya öğüt vermesi gürültüdür.

bugün ihtiyacımız olan şey;
muhalefet diliyle yıpratmak değil,
sorumluluk diliyle inşa etmektir.

kendimizi her dış mesele üzerinden ahlâksızlıkla suçlamak değil,
toplumu daha güçlü kılacak aklı, ahlâkı ve fikri üretmektir.

bu dönüşümün nasıl olduğunu en sahici yerinden, 
peygamber’in yürüyüşünden okuyalım 

çünkü o, ne samuraydı ne romantik bir kahraman.
o, çağını okuyan bir nebi idi.
mekke’deyken elinde ne kılıç vardı ne ordu.
ama insanı tanıyordu.
gücün nereden doğduğunu biliyordu:
kalpten, ahlâktan, sabırdan ve zamanı kollamaktan.
on üç yıl boyunca zulüm gördü.
ammar işkence altındayken, bilal taşların altında inlerken;
“şimdi ayağa kalkın” demedi.
“şimdi bağırın” demedi.
“şimdi isyan edin” demedi.
ne dedi?
“sabredin.”

ama bu sabır, edilgen bir bekleyiş değildi;
bu sabır, insan yetiştiren bir sabırdı.
her darbe, bir şahsiyet inşa ediyordu.
her acı, bir bilinç doğuruyordu.

sonra ne oldu?

medine…
medine bir şehir değildi yalnızca;
medine bir medeniyet hamlesiydi.
peygamber orada önce kardeşlik kurdu,
sonra sözleşme yaptı,
sonra hukuk inşa etti,
sonra iktisadî düzen oluşturdu.
yani önce toplumu güçlü kıldı,
sonra zulme karşı durdu.

kur’an bu değişimi tek bir ayetle mühürler:
“şüphesiz allah, bir kavim kendilerinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez.”
(ra’d, 11)

bu ayet devrimci bir slogandan çok daha fazlasıdır.
bu ayet, tarih felsefesidir.

dışarıyı suçlayan bütün romantik dilleri susturur.

değişimin merkezine insanı koyar.
peygamber işte bunu yaptı:
önce insanı değiştirdi.
sonra toplum değişti.
sonra güç doğdu.
sonra söz, karşılık buldu.

bugün biz ne yapıyoruz?
güçsüz halimizle büyük sözler söylüyoruz.
iç düzenimizi kurmadan dış zulme meydan okuyoruz.
bu bir ahlak değil, aceleciliktir.

güç, yalnızca fiziksel kudret değildir.
güç; kurumdur, sürekliliktir, akıldır.

bir imkânın hakikat olması için şartların olgunlaşması gerekir.
peygamber, gücü aceleyle “görünür” kılmaya zorlamadı.
imkânı büyüttü.
şartları tamamladı.
zamanı geldiğinde adım attı.

bugün islamcı zihin, hudeybiye sabrını unuttu.
bedir’i istiyor ama medine’yi kurmuyor.
fetih hayal ediyor ama inşa yükünü taşımak istemiyor.

oysa mazluma yardım, önce kendin güçlü olmayı gerektirir.
bağırmak değil, ayakta kalmak gerekir.
romantizm değil, medeniyet gerekir.

ve biz hâlâ şu soruyla yüzleşmek zorundayız:
onurlu bir yenilgi mi istiyoruz,
yoksa kalıcı bir adalet mi?

peygamber ikinciyi seçti.
tarih de onu haklı çıkardı.

ökkeş tebessüm etti sonra 
“son samuray” filminin final kısmında 
kılıcın ustaları olan kahraman samuraylar 
baruta sahip düşmanın
ateş gücü karşısında onurlu öldüler 
ama toprakları işgal edildi, kadınları esir, çocukları öldürüldü...

ha! unutmadan bir de  
maduro kim? niye madara oldu bilmem ama mustafam:
aziz kitapta  hz süleyman'ın savaş açma tehdidine karşı 
sebe melikesi belkıs'ın kendi akil adamlarına söylediği sözlerini bi zahmet okuyuverin. 
dedi ve sustu 

ben okudum. çok muhterem ve aklı başında bir yönetici kadınmış. valla! 
(neml 34)


paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!

 

Yorum Ekle
Yorumlar (8)
İhsan Yalçın | 16.01.2026 22:53
Güzel tespitleriniz var Elinize canınıza sağlık Allah cc eksiklerini fark edip onları tamamlamak için gerekli olan gayret ve çabayı göstermeyi, basireti, feraseti ve güzel hasletleri tüm zamanlarda bütün Müslümanlara nasip etsin inşaallah.
Mustafa akmeşe | 09.01.2026 18:14
şükrü kardeşim tşk ederim. katkılarınız için ve dönüşünüz için. Selam ve dua ile
Mustafa akmeşe | 09.01.2026 18:13
haydar bey, maduro ordu besledi ama ne ordusu ne halkı sahip çıkmadı. aşağalanmanın böylesi görülmedi. madara olması bundandır. değilse direnip ölseydi kim ne diye bilir ki.. Selamlar
Mustafa akmeşe | 09.01.2026 17:08
haydar bey katkılarınız için tşk ederim.ömrümüz meydanlarda abd ,israil bayrağı yakmakla geçti konya mazlumder 96 kurucu başkanıyım.zalimi mazlumu biliriz ..selametle
ŞÜKRÜ SAVAŞ | 09.01.2026 15:15
Öncelikle bu güzel yazısı için Mustafa kardeşimi tebrik ediyor,kendisine teşekkür ediyorum. Yorum yazan İsa kardeşimiz ise İslam düşmanı, vesayetçi Kemalistlerin hüküm sürdüğü 28 Şubat sürecinde sanırım Türkiye'de değilmiş. Bu vesayetçi İslam düşmanı vesayetçileri yerle bir eden ve müslümanlara çalışmaları için bütün kanalları açan Erdoğan'la muhalefeti eşitlemiş. Geçen hafta Pursaklar'da bir süre İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yapmış bir kardeşimizi dinledim. Her hafta bir lise de Miili Eğitim Bkanlığının himayesinde, Aliya İzzetbegoviç,Hasan El Benna, Malkolm x gibi İslam mücadele kahramanı şehitleri ile ilgili konferanslar verdiğini söyledi. Kemalist militaristlerin olduğu dönemde isimlerinin konuşulmasının tutuklanma sebebi olduğu bir dönemi bu hükümet dönemiyle eşitlemek, adaleti, insafı,mikyası elinden bırakmak demektir. Allah hepimize hakikatleri aklıyla ve kalbiyle görme kabiliyeti versin.
Mustafa akmeşe | 09.01.2026 14:51
İsa bey, herşey den önce tşk ederim katkılarınız dan dolayı.. yazı, yayına verilince benden çıkmış oluyor. sonra okuyucu dilediği gibi anlama hakkına sahiptir.selametle
Haydar Aslan | 09.01.2026 14:20
"Madara" ifadeniz hiç şık olmamış. Zalimin üzerine çullandığı bir insanı böyle aşağılamak yerine kızgınlık zalime yöneltilmeliydi. Ayrıca, Neml 34' e atıf yapmanız da yerinde değil. Kralların bir ülkeye girince altını üstüne getirecekleri gerçeği tamam da girmemeleri için direnilmemeli, mücadele edilmemeli mi yani?
İsa Özçelik | 09.01.2026 12:59
Bu yazının genel doğruları var. Ancak bu değerlendirmeler Maduro bağlamında dile getirildiğinde tarihin, siyerin, araçsallaştırılma tehlikesi ortaya çıkabilir. Niyet okuması yapmak istemediğim için; en azından bu analiz birilerinin suskunluğunu meşrulaştırmak için yazılmadıysa bile zamanlaması bence talihsiz. Ne yazık ki Kur'an kıssalarının bağlamından koparılması ve Maduro maskara söylemi, işi daha hazin bir duruma sokuyor. Bazı figürlerin günü birlik boş sözlerle kahramanlık taslarken ifade edilmesi gereken nasihatlar; yine aynı figürlerin asgari tutarlılığı gösteremediği bir vakıayı yorumlarken dile getirilmesi hikmetli bir duruş olmadığı gibi adil şahitliği de zedeleyebilir. Bize düşen iktidar ve muhalefetin kısır, seviyesiz, artniyetli ve yalana dayanan tartışmalarının fevkinde bir pozisyonu koruyabilmek olmalıdır.