Cihan Harbine müteakip İngilizler payitahtımızı işgal etmiştir. Hilafetin, ilmin, siyasetin merkezine yapılan bu işgal mağlup ittifak devletlerinin yaşadığı işgallerden çok daha ayrı bir önem taşımaktadır. İslam’ın asırlardır yüz akı olan İslambol, küfrün postallarıyla kirletilmektedir. İngilizler güya “üstün millet” oldukları iddialarını ispatlayacak her ne varsa müminlerin onurunu kıracak şekilde payitahtta yapmaktadırlar.
Bu hezeyanlarına dinlerini de karıştırmaktan geri durmayarak Anglikan Kilisesini işe koşuyorlar. Anglikan Kilisesi temsilcileri, İslam ümmetini hafife almak amacıyla hazırladıkları altı adet soruya altı yüz kelime ile cevap verilmesini istiyor. Sorular Osmanlı Devleti’nin İslam’a yönelik saldırılara cevap vermesi amacıyla son döneminde kurduğu Darü'l-Hikmeti'l-İslamiye adlı kuruma bildirilir. İçerisinde birçok âlimin olduğu bu kurula Bediüzzaman Said Nursi de üyedir. Kendisinden bu sorulara cevap vermesi istenir. Said Nursi Hazretleri ise İngiliz kilisesinin haysiyet kırıcı bu tavrına karşı "Altı yüz kelime değil, belki altı kelime ile de değil, bir tükürük ile cevap veririm" diyerek, onlara İslam ümmetinin izzet ve haysiyetini gösteriyor.
Zira Bediüzzaman’a göre bu soruların amacı öğrenmek, münazara etmek, tartışmak vs değil; işgal ettikleri bir devleti aşağılamak amacıyla sorulmuştur. Eğer niyetleri iyi olsaydı neden işgalden önce bu soruları Hilafetin merkezine yöneltmemişlerdi ki? Tabi kiliseye tükürdükten sonra o altı soruya altı kelime ile de cevap vermeyi ihmal etmemiştir.
İslam ümmeti ne yazık ki o günlerden bu yana her zaman zihin olarak işgal altında kalmıştır. Batı’nın kibirli ve buyurgan tavrı karşısında İslam’ın izzet ve şerefini korumaya gayret eden nice kahraman çıktı. Ancak Bediüzzaman’ın mukteza-yı hâle mutabık tavrını çoğu zaman göremedik. O zihinsel işgal bugün de tüm vahşetiyle birlikte yaşanmaya devam ediyor. Birçok iyi niyetli âlim, yazar, mütefekkir, aydın bunlara cevap vermeye çalışıyor. Lakin bu soruları soranlar tıpkı İngiliz Kilisesinin niyetiyle sormaktalar. Yani soruyu bir üstünlük aracı olarak kullanıp gelen cevabı dikkate bile almıyorlar. Zira tüm medya onların elinde; istediklerini parlatıp istediklerini itibarsızlaştırarak ümmetin gençlerini dinlerinden soğutuyorlar. İslam’ın nice neferi gençlerini kaybetmemek adına enfes cevaplar verse de o kadar çok ve sistematik şekilde yalan ve saldırılarla karşılaşıyorlar ki asıl cevabı kimse duymuyor bile. Zira yıkmak kolaydır, yapmak çok zordur.
Bu durum o kadar normalleşti ki; şer cephesi, artık hiçbir delile dayanmaksızın yalanlarla saldırmaya başladı. Bu yalanları sayesinde “adam” yerine konulup kanal kanal geziyor itibar görüyorlar. Bu itibar sayesinde artık dedikleri sorgulanmadan kabul edilen birer put haline getiriliyorlar. Bu putperest tavır o sözde bilim adamı, düşünür, filozof ve YouTuber’larda öyle bir özgüvene neden oluyor ki açıkça yalan söyleyerek bu ümmete saldırıyorlar. Nasılsa kendi takipçi kitleleri dediklerini sorgulamayacak ve yalanı ortaya çıkmayacaktır.
Mesela İslam’a saldırarak meşhur olan bir YouTuber’ın Buhari’de olmayan bir hadisi Buhari’de varmış gibi anlatarak İslam’a saldırdığına şahit olmak artık bizi şaşırtmıyor. Ama günün sonunda takipçiyi onun yalanını ortaya koyanlar değil, yalancı kapıyor. Zira tüm sistem bozmak üzere kurulmuş. Samimi müminler yalanlardan oluşan bu ağır saldırılara ilmi olarak cevap verse bile sesleri kısık çıkartıldığı için ümmetin gençlerine ulaşamıyorlar. İlmi tavırlarından da taviz vermek istemedikleri için belirli sınırları da aşamıyorlar. Haliyle herkese hitap edemiyorlar.
Gelgelelim bu hal böyle devam ederken bir delikanlı eline aldığı bir baltayla kibirden sarhoş olmuş putların kafalarına vura vura giriyor YouTube âlemine. Bu putçukların alışık olmadığı bir üslupla “bir tükürükle” cevap veriyor her birine. Anladıkları dilden, onların sözde yöntemleriyle onları alt ederek büyüyor. Mesela yıllarca Müslümanları aşağılayan ve yalanlarla büyüyen bir Profesörü alay ede ede, yalanlarını ortaya çıkararak, makara yaparak, eğlenerek, aşağılayarak tarumar ediyor. Klasik bir âlim bunu yapmaz ama hâl ve zaman gençlere ulaşmak için bunu gerektiriyor. Burada gayesi Profesörü kazanmak değil, zira Profesörün amacı hakikatin ortaya çıkması değil. Bu delikanlının amacı bu kibirli ve sorgulanamaz tavırla söylenen yalanlara inanan ümmetin gençlerini ve dahi yetişkinlerini kurtarmak. Ve bu tavrıyla enfes videolar, harika cevaplar, nitelikli kitaplarla müminlerin imdadına yetişti. Kendisi klasik manada bir âlim değil lakin keskin zekâsı, zamanın gerektirdiği üslubu, taşı gediğine koymadaki ustalığı, İslami ilimlerdeki bilgisi, pozitif bilimlerdeki yeterliliğiyle şu zamanın put kırıcısı olarak İslam’a hizmet ediyor. Bu sayede saatlerini sosyal medyada geçirip bu putçukların yalanlarıyla zehirlenen insanlara ulaşmakta zorluk yaşayan nice âlimin, din adamının da ellerini rahatlatan bir iş yapıyor bu delikanlı. Aynı zamanda kendisi gibi daha nice delikanlı ve hanımefendinin yetişmesine de vesile oluyor.
Bu delikanlı bazen hata edebilir zira insandır. Ama savaştığı güç o kadar büyük bir şer ittifakı ki; bir hatasına bin katıp itibarsızlaştırmaya çalışmaktalar. Hatta hatası olmasa bile yalan söyleyerek yine itibar suikastı yapmaya çalışacak kadar aşağılıklar. Bize düşen onun bir insan olduğunu ama çok büyük bir fonksiyon icra ettiğini unutmadan onu desteklemek ve dua etmektir. Daha iyisini yapabiliyorsak da yapıp ortaya koymaktır. Şer ittifakına da “hataysa bizim delikanlının hatasıdır biz aramızda konuşur hallederiz yaylanın buradan!” deyip sahip çıkmak gerekir. Nitekim ümmet artık birbirini eleştirmekten bıktı, yoruldu ve enerjisini kaybetti. Biraz da kâfiri eleştirelim ve kibirlerine tükürelim. Zaman ve hâl, bunu gerektiriyor. Altay Cem Meriç gibi bir delikanlı da mukteza-yı hâle mutabık şahsiyet olarak takdiri, desteği, duayı, seyredilmeyi ve okunmayı hak ediyor. Vesselam…
Galata'da Büyük Gazze buluşması!
01.01.2026
İHH'dan Ukrayna'ya 4 tır dolusu yardım
31.12.2025
Kavramı Taş Diye Atanlar KADİR ÇİÇEK 26.01.2026
Gardaş Ülke Özbekistan AHMET SEMİH TORUN 28.01.2026
DERİN MUHASEBE AYTEN DURMUŞ 23.01.2026
Tahammül, Tahammülsüzlüğe Bile... MUSTAFA ATILGAN 28.01.2026
ABD Terörü ve Rızanın Çözülüşü BEKİR BERAT ÖZİPEK 04.01.2026
Ağaçlar Ayakta Ölür OSMAN YURT 05.01.2026
Kavramı Taş Diye Atanlar KADİR ÇİÇEK 26.01.2026
maduro madara olunca! MUSTAFA AKMEŞE 08.01.2026
Hayal Kırıklıkları ve Gerçekler YUSUF YAVUZYILMAZ 10.01.2026