Gücü elinde bulunduran, şöhret sahibi olan kişilerin zaaflarından yararlanarak, onları rehin almak, yeni bir durum değil. Ancak bu denli sapkın ilişkilerin sistematik olarak yaygın ve uzun süreli yürütülmüş olması, konuyu ahlaki boyutu kadar, siyasi ve istihbari boyutuyla da ele almayı zorunlu kılıyor.
Daha önce Türkiye'de Adnan Oktar üzerinden yürütülmüş olan uygulamalar, arşivler tehdit ve kontrol mekanizmaları Epistein uygulamasının küçük bir modeli olarak önümüzde duruyordu.
Bunun Amerika merkezli ve küresel ölçekli uygulaması da muhtemelen bizi organizatör olarak aynı adreslere götürecektir.
Konunun ahlaki boyutu şüphesiz diğer boyutlarından daha önemsiz sayılamaz.
Çocuk istismarının barbarlığa ve adeta helakı hak edecek noktaya ulaştığı belgeler, ortalığa saçılmış durumda.
Bunun zamanlaması ise, Amerika'da Trump ve politikalarına yönelik bir pazarlık izlenimini veriyor.
Trump'ın bazen ezber bozan çıkış ve yaklaşımları, belli ki birilerini rahatsız ediyor ve onlar da ellerindeki kozları kullanma konusunda mesajlar vermiş oluyorlar.
Bu tablodan çıkarılacak en önemli ders, ciddi iddiası olan, toplumsal temsiliyet konumlarına talip olan ve kamuoyu önünde olanların, hiçbir tercihleri davranışları sadece özel hayatları olarak kalmaz. Kişisel zaafların siyasal faturası, eninde sonunda gün yüzüne çıkabilir, ortalığa saçılabilir.
İstanbul Belediyesi üzerinden geliştirilen rant ilişkileri de, bu düzeyde olmasa da kimi kirli ilişkileri Türkiye kamuoyunun gündemine taşıdı.
Yine muhafazakar kimlikleriyle tanınan bazı gazetecilerin Medya imkanlarını kullanarak kurdukları ilişkilerde, bu işin sağı solu olmadığını, her kesimi herkesin zaaflarını kapsayacak sonuçlara ulaşabildiğini ortaya koyuyor.
Epistein dosyasının nereye kadar uzanacağı, nerede duracağı konusu, muhtemelen ekonomi, dış politika dahil birçok bağlantısıyla birlikte ele alınmalı.
Ancak şu kesin ki, dünyayı yönetmeye, ülkelerin geleceğine yön vermeye karar verenlerin, en geleneksel tarifi ile Anadolu irfanının ve Horasan ahlakının dünyaya ışık tutan o meşhur mesajıyla "ellerine, dillerine bellerine" sahip olmayı bilmeleri gerekiyor.
Aksi takdirde, toplumları helaka sürükleyecek taşkınlıklar, bir süre sonra sadece bu günahı işleyenleri değil, bu çürüme karşısında sessiz kalanları, seyirci olmayı tercih edenleri de etkileyecek felaketleri beraberinde getirebilir.
İnsanlık tarihinde doğal afet olarak bilinen, anılan helak oluşların büyük çoğunluğunda bu sessizliğin payı, katkısı olduğu kabul edilmektedir.
"İçimizdeki beyinsizler yüzünden" helak olmak ve en az o günahı işleyenler kadar, bu ilişkileri bilip seyirci kalmak da helakın muhatabı olmaya yetebilir.
Gardaş Ülke Özbekistan AHMET SEMİH TORUN 28.01.2026
Otoriterlik YUSUF YAVUZYILMAZ 01.02.2026
Tahammül, Tahammülsüzlüğe Bile... MUSTAFA ATILGAN 28.01.2026
ABD Terörü ve Rızanın Çözülüşü BEKİR BERAT ÖZİPEK 04.01.2026
maduro madara olunca! MUSTAFA AKMEŞE 08.01.2026
Ağaçlar Ayakta Ölür OSMAN YURT 05.01.2026
Kavramı Taş Diye Atanlar KADİR ÇİÇEK 26.01.2026
Hayal Kırıklıkları ve Gerçekler YUSUF YAVUZYILMAZ 10.01.2026