metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Koç'un Fıkrası ve Ayrımcılık

YUSUF YAVUZYILMAZ
08.06.2026

 

"Ekstremizm ya da düşman bilinci ise çoğunlukla insanın çocukluğu ve eğitimi ile ilgilidir. Çünkü insan çocukluk sürecinde 'ben' -öznellik- ve 'öteki'- düşman- ilişkisini zihninde konumlandırmaktadır. İç Anadolu'daki köylerin ismi bilindiği üzere aşağı ve yukarı diye birbirinden ayrılır. İç Anadolu'daki köylerden biri olan Yukarı Söğütlü köyünde doğmuş bir arkadaşım şöyle demişti: "Aşağı Söğütlü'leri sev(e)miyorum... Çünkü çocukluğumdan beri bana onları öyle anlattılar ki; sanki seversem, çocukluğuma ihanet edecekmişim gibi hissediyorum. Şimdi onlardan nefret etmeme duygusu bile beni olumsuz etkiliyor. Bizim köyde herkes, söze; onlara küfrederek başlıyor."

(Yusuf Çifci, Politik Aşırılık Biçimleri, Maarif Mektepleri, s: 10)

 

İzmir'de hizmete giren bir hastanenin açılış programına katılan Rahmi Koç, törenin ardından hastanenin hasta odaları ve muayene bölümlerini gezdi. Ziyaret sırasında beraberindeki davetlilere bir fıkra anlatan Koç, "Doktor, Kürt kadının derdini dinlemiş. Sonra 'Hanımefendi, perdenin arkasına geçip soyunun, giyinin' demiş. Kadın da 'Doktor Bey, önce sen soyun' diye cevap vermiş" ifadelerini kullandı."( Basın) Bu ifadelerinden sonra Rahmi Koç, gösterilen tepkilerden dolayı özür dilemiş. Kuşkusuz iyi bir adım. Ancak bu özür, fıkranın arkasındaki ırkçı, ayırımcı, ötekileştirici, faşist mantığı gizlemeye yetmiyor. Ayrıca burada "Kürt" kavramının kullanılması tesadüf olamaz. Fıkrada " Türk, "Ermeni" İngiliz, " Fransız kadın kavramı kullanılmıyor. Fıkra etnik kimliği belirtmeden " Bir kadın" diye kullanılsa tepki olmazdı kuşkusuz. Bu fıkranı arka planında bilinçaltında gizlenen bir ayırımcılığın olduğu kuşkusuzdur. Çünkü "Kürt " kimliği Türkiye modernleşmesinin temsilcisi olan " Beyaz Türklerin" ötekileştirdiği olumsuz bir kimliktir. Fıkralar aslında bilincin derinliklerinde gizlenen nefreti meşrulaştırıcı bir işlev üretirler.

Anadolu sosyolojisi hoşgörüyü içinde barındırdığı gibi, ötekine karşı, özellikle modernleşme ve ulus devlet oluşum dönemlerinde yoğunlaşmak üzere bir nefret yaklaşımını da barındırır. Bu söylem özellikle Kürtler, Araplar, Ermeniler ve Rumlar üzerine yoğunlaşır. Kuşkusuz, bu durum Türkiye modernleşmesinin seyri ile ilgilidir. Osmanlı döneminde toplumsal zeminde yer alan dini eksenli ayırım yerine etnik temelli bir ayırıma bırakmıştır.

Ermeniler hakkında "Ermeni hesabı”, “Ermeni pazarlığı", “Ermeni gibi inatçı”, " Ermeni dölü"; Rumlar hakkında “Rum hesabı”, “Rum kurnazlığı” “Rum gibi", “Rum tohumu" Araplar hakkında “Arapsaçı", “Arap aklı”, Arap dölü.”, Arap inadı", Kürtler hakkında "Kürt aklı.” “Kürt inadı.”, “Kürt işi.”, “Kürt dölü" , Dağ Kürdü" gibi ötekine dönük kalıp yargılar, ayırımcılığın toplumsal zeminde ne denli karşılık bulduğunu gösteriyor.

Milliyetçiliğin toplumda yarattığı ayırım gerçekten önemle üzerinde durulması gereken bir sorundur.

Milliyetçiliğin ötekini eleştirisi iki yönlü işleyen bir süreçtir. İlki, kendini yüceltme ve kendine ötekinde bulunmayan üstün özellikler yükleme, diğeri ise doğrudan ötekini küçümsemektir.

Aslında kendine üstün özellikler yükleme üstü örtülmüş bir kibir işaretidir. Faşizm, toplumsal kibrin en rafine halidir. Kuşkusuz bu genelleştirilen toplumsal yargılar, suçların bireyselliği ile de çelişiktir. Kaldı ki toplumların ahlakı olmaz, insanların ahlakı vardır. Her etnik grup içinde iyi ve kötü insanlar bulunabilir.

Öte yandan Türkiye kültüründe yer alan diğer etnisitelere ait olumsuz yaklaşımların benzerleri Oryantalistlerin tarafından Türklere karşı yapılmıştır. Yazılan çok sayıda eserde Türkler önemli ölçüde aşağılanmıştır.

Yaşanılan tarih, bir grubun diğer gruplar hakkında olumsuz kalıp yargılar oluşturmuştur. Türkiye’nin önünde bulunan en önemli sorunlardan biri değişik etnik gruplar arasındaki önyargılardır. Ancak bu yargılar salt etnik gruplarla sınırlı değildir.  "Ön yargılar, insan zihninde stereotipler yani kalıp yargılar oluştururlar. İnsan soyu olarak bizler; Suriyeliler, Araplar, Ruslar, İngilizler gibi uluslar hakkında; öğretmenler, imamlar, avukatlar, akademisyenler gibi meslekler hakkında; zenciler, beyazlar, çekik gözlüler, sarışınlar gibi ırksal göstergeler hakkında; Yahudiler, Müslümanlar, Budistler, Taoistler gibi din müntesipleri hakkında; Ortodokslar, Protestanlar, Dürziler, Şiiler gibi mezhep mensupları hakkında; kadınlar, ergenler, ihtiyarlar, engelliler gibi insanlık durumları hakkında; Galatasaraylılar, Bursasporlular, Samsunsporlular, Trabzonsporlular gibi taraftar grupları hakkında; sağcılar, solcular, sosyalistler, muhafazakârlar gibi belli ideolojileri benimseyenler hakkında; hasılı köylüler, şairler, enteller, eşcinseller, müteahhitler gibi bin bir türlü durum hakkında bin bir türlü kalıp yargılarla yaşarız. Bunlardan bütünüyle kurtulmamız görüldüğü kadar kolay değildir. Ama bu yargıları bir miktar zayıflatmamız imkân dahilindedir. Bunun için farklı sosyal ve kültürel gruplar hakkında konuşurken indirgeme ve genelleme hastalığından kurtulmamız gerekir. Ayrıca belli bir gruba dahil olan insanları sürekli olarak negatif söylemler üzerinden değerlendirmekten ve her ortamda sorumsuzca ötekileştirmekten vazgeçmek de işimizi hayli kolaylaştıracaktır." (Din Eğitimini Yeniden Düşünmek, Bayramali Nazıroğlu, Eski Yeni Yayınları, s.105 )

Koç'un dilinden dökülen fıkra aslında yıllardır süregelen, ulus devletin temel ideolojisi olan milliyetçilik üzerinden ekilen nefret tohumlarının uzantısıdır. Ancak nefret karşı nefretle durdurulamaz. Milliyetçiliğin inşa ettiği bu faşist nefretin panzehiri hukuk ve adalettir. Hukuk ve adalet için nefret baltalarını gömmeliyiz. Toplumumuzun tıpkı Hz. Peygamber'in Mekke'yi fetih ertesinde yaptığı gibi koşulsuz kucaklaşmaya ihtiyacı var.

İslami açıdan insanlar arasındaki farkın tek meşru ayırımı takvadır.

Bir insanın değeri insanlık için ürettiği pozitif değerler ile anlam kazanır. Takva, yalan söylememe, sözünde durma, kul hakkı yememe, helal-haram konusunda hassas olma, kimseye haksızlık yapmama, gizli ve açık her günahtan kaçınma, Allah'a samimiyetle iman etme gibi anlamlara gelir.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Sayenizde Kurban