Doğasındaki olumlu/olumsuz özelliklerle, iyi/kötü eylemleri yapma özgürlüğüne sahip insanın yaratılış öyküsündeki tedirginlik, gerilim; dünyaya gönderildiğinde de devam et
Şeytan’ın, yaratılıştan kaynaklanan üstünlük iddiası…Adem’in çocuğu Kâbil’in tercih edilmeme/kabul görmeme sonrası kardeşi Hâbil’i öldürmesi…Gerilim ve cinayetle başlayan insan hayatı, binlerce yıl, başlangıç zemini üzerinde iyilikler, çoğunlukla da kötülükler üreterek sürüyor…
İsyan, korku, kabul görme, gücünü gösterme, boyun eğdirme, iktidar mücadeleleri, savaşlar…Af dileme, iyilik, merhamet, sadakat, sevgi, adalet ve diğer güzellikler… Sarkacın iki ucu oldu.
Gazali’nin insan analizi oldukça çarpıcıdır: “Allah’ın ruhundan üflediği esintiyle bizzat yarattığı insan, taşıdığı ilahî nefesle tutsaklığı asla kabul etmez.” Kendisi için aşağılanmayı, esareti kabul etmeyen insan, diğer insanlar için çoğunlukla aynı duyguları beslemez. Benlik duygusu, güç arttıkça yükselmeye devam eder.
Dünya tarihi, tutsaklığı reddeden insanların köleler edinme savaşlarıyla doludur…
Güçlüler; azı müstesna, tarih yapmak, çıkarlarına uygun ideoloji, hukuk, eğitim paradigmaları inşa etmek için çok kan dökmüşlerdir. Yüce Yaratıcı, peygamberler ve kutsal kitaplar göndererek tüm insanlığa çağrıda bulunmuştur. Toplumlar, gerçek inanç, ahlâk, adalet ve diğer değerler hususunda uyarılmışlardır.
Eski ve Yeni Ahid’i okuduğunuzda, kötü niyetli insan elinin pervasızca nerelere sızdığını görebilirsiniz. Dört yüz yılı aşkın bir dönemde, tüm dünyaya egemen olan, ırkçı beyaz adam medeniyetinin, masumiyeti çiğnenmiş Tevrat ve İncil’den nasıl beslendiğini anlarsınız.
Ve bugün modern Batı medeniyeti; insanlık tarihinin en barbar, vahşi, hukuk tanımaz yüzünü göstermekten çekinmeyen Amerika’nın öncülüğünde tüm dünyayı kasıp kavuruyor. Siyonist Netanyahu ve eli kanlı militanları, “Filistin Soykırımının” izlerini Eski Ahid’de bulurken; Trump Yeni Ahid’le siyonizmin yancısı olmuştur. Seçilmiş halkın seçilmiş önderi olduğunu mikrofonlara söyleyen Netanyahu, Trump’ı da kutsar. Her cinayet Tanrılarının emir ve lütfûdur.
Trump ve Netanyahu, aslında tüm dünya için bir fırsattır. “Uluslararası hukuk, demokrasi, insan hakları, ülkelere saygı, adalet vb. değerlerin önemi yok” diyen Trump, kendi düşünce, inanç ve ahlâkının geçerli olduğunu ifade ederek, uyandırma servisi görevi yapıyor.
Müslümanlar ve diğer ezilen sömürülen halkların, beyaz adam faşizmi ile hesaplaşmasının önünü açıyor Trump ve Netanyahu. Şiddetin elleri kanlı, kalpleri kirli havarileri…Batı medeniyetinin modern / demokratik / laik kodlarıyla tüm dünyaya dayattığı ideolojisinin ipliğini pazara çıkarmanın geç te olsa vaktidir.
Kıblesi Washington ve Telaviv olanlar ne düşünüyorsunuz? Topraklarımızda aziz İslâm’ı ve Müslümanları aşağılamak, dışlamak için yaptıklarınızdan özür dileyecek misiniz?
İtiraf etmeliyiz; darbe, manipülasyon, provokasyon, operasyon ne varsa iyi biliyorsunuz. Onlar için ne yaparsanız yapın kıymeti yoktur. Geldiler. Dayandılar kapımıza. Efendiler kölelere saygı duymazlar.
Gelelim dindar Müslümanlara!
Tevrat ve İncil’e insan eli karıştı da Kur’an’a ne oldu?
Peygamber de “Ey Rabbim! Benim halkım bu Kur’ân’ı değersiz buldu ve dışladı.” der. (Furkan/30)
Batının maddî üstünlüğü karşısında büyülenen Müslümanlar, Kur’ân’ı hayatlarından çıkarıp yalnız bıraktılar…Yüce Kitabın kimi yerlerine iman ederken kimi yerlerini görmezden geldiler. Kutsalları ve sosyo- kültürel değerlerini aşağıladılar ve aşağılattılar. Kendi elleriyle yaptıklarının sonuçlarına kafa yormadılar. Bütüncül bir din ve hayat anlayışı geliştiremediler.
Müslüman ülke yöneticileri, Siyonist Yahudi ve Siyonist Hristiyan ittifakının eyalet valileri konumuna indirgendi. Tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar Müslüman coğrafya, işgal, sömürü, taciz, tehdit ve aşağılanma ile karşı karşıya geldi.
Son diktatör Trump, gücü ve onuru kalmamış Müslüman ülkeleri haraca bağladı. Dünyanın doğal zenginliklerine el koymaya da başladı.
Aslında Moğol sürüleri bize niçin musallat olmuşsa günümüzde olanlar da aynıdır. Siyonist misyoner saldırıları sebep değil sonuçtur. Batının her deliğine de girsek, kırk boyası ile boyansak, insan kategorisine alınmayan barbar yerlileriz biz…
Etnik, mezhep, meşrep aidiyetimizi mutlaklaştırmanın derin açmazlarını yaşıyoruz. Yüce Yaratıcının tertemiz mesajlarına, rol model peygamberine rağmen hakkın adaletin yanında duramıyoruz. Yerlilik, millîlik, ulusçuluk bariyerleri aramıza duvarlar örüyor.
Uygulanmayan, aklımızda kalbimizde yer edinemeyen Kur’ân ve kutlu elçinin uyarıları umurumuzda değil. Etnik ve mezhepsel üstünlük tasavvurlarının bedeli olmayacak mıydı?
“Şiîlik ya da Sünnîlik dinin kendisidir” dediğinizde, üstün ırk iddiasında bulunduğunuzda, seküler ulus devlet ilkelerini amentüye dönüştürdüğünüzde, Korunmuş Kitabın sözlerini yalanlamış olmuyor musunuz?
Vahdet kitapların sayfalarında kaldı, kıyımlara uğruyoruz. Bombalar yağıyor başımıza. Milyon milyon katlediliyoruz. Millî çıkarlar, stratejiler birbirimizin elinden tutmayı engelliyor.
Siyonist-Haçlı barbarlığı durmaksızın ilerliyor. Korunmuş hiçbir yerimiz kalmadı. Yeraltı yerüstü her yer hedef. Müslümanlar, yerel gerçekliklerinin peşinde, tarihin dışında, kalplerinde zihinlerinde kurdukları kalelerde, Hz. Ali- Muaviye mücadelesinde, Hz. Hüseyin’in katledilişinde donmuş kalmış. Yaşanan günlere gelemiyor.
Zamanın dışındayız, birbirimizi katlediyoruz. Durmaksızın geliyor Siyonist-Haçlı çakallar. Yine bir araya gelemiyoruz. Mahrem alanlarımız kirlenmeye devam ediyor.
Türk- Kürt- Arap-Fars bütün Müslümanlar! Saldırılara topyekun cevap vermeyecek misiniz? Filistin’in, Suriye’nin, İran’ın, Yemen’in yanında duramazsanız; kavga edecek Şiî ya da Sünnî; savaşacak Arap- Fars- Kürt-Türk de bulamayacaksınız.
İman edilmiş kitabın uyarılarına bakınız. Sonrası kıyamettir…
Allah’ın gazap ettiği bir kavimle dayanışma içine girenleri görmez misin? (Mücadele/ 14)
Allah adaleti gerçekleştirenleri sever. Müminler kardeştir; kardeşlerinizin arasını düzeltin. (Hucurat /9- 10)
Ey iman edenler! Sizden bir kavim diğer bir kavimle alay etmesin. Kim bilir belki de alay ettikleri topluluklar onlardan daha hayırlıdır. Ey iman edenler! Zandan çok sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu aramayın, biriniz diğerinizi çekiştirmesin. (Hucurat 11-12)
Sana dokunan her iyilik Allah katındandır. Başına gelen her kötülük kendindendir. (Nisa/79)
Binlerce yıl önce gökyüzünden yağan taşlardı. Şimdi Amerika füzeleri mi?
“Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!” (Şuara 173)
02.02.2026/ Kardelen/Ankara
Mehmet Yavuz AY
Gardaş Ülke Özbekistan AHMET SEMİH TORUN 28.01.2026
Otoriterlik YUSUF YAVUZYILMAZ 01.02.2026
Tahammül, Tahammülsüzlüğe Bile... MUSTAFA ATILGAN 28.01.2026
ABD Terörü ve Rızanın Çözülüşü BEKİR BERAT ÖZİPEK 04.01.2026
maduro madara olunca! MUSTAFA AKMEŞE 08.01.2026
Ağaçlar Ayakta Ölür OSMAN YURT 05.01.2026
Kavramı Taş Diye Atanlar KADİR ÇİÇEK 26.01.2026
Hayal Kırıklıkları ve Gerçekler YUSUF YAVUZYILMAZ 10.01.2026