metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Haberler / Derkenar

Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...

05.06.2026

Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar... Mehmet Yaşar Soyalan'a Soruldu ve Dedi ki..

1- ) Ölüm dediğin…” diye başladığınız cümleyi nasıl tamamlarsınız?

…şey; kapı arkasında her daim seni bekleyen ve ara sıra varlığını hissettiren bir yol arkadaşındır.

2- ) Hayatınızda olmazsa olmaz dediğiniz üç şey…

Kur’an, Ailem ve notlarım/yazılarım, (Bir zamanlar bu üçlemenin üçüncüsü “dost dediklerim”di, hayatımdan çekildikleri için onların yerini “notlarım/yazılarım” aldı.

3- ) Bir koku var sizi çocukluğunuza götüren, o koku nedir?

Merkezinde yoksulluk olan “yalnızlık”…

4- ) Şimdiki mesleğinizi yapmasaydınız ne yapmak isterdiniz?

Çobanlık…

5- ) O kitabın/öykünün kahramanı nedeni sizi çok etkiledi?

İlk gençlik yıllarımda okuduğum, Emine Kutub’un “Yolda” isimli kitabındaki hikâyelerinden birindeki kahramanının hayat hikâyesi ve yaşadıkları acılar/ travmalar sonrasında, kendi nasibine düşen için; “olanda hayır vardır” demesi… Şöyle ki, ilgili kadın kahramanın sevdiği kişinin zindana düşmesi ve yıllarca haber alamaması üzerine bir başkası ile evlenip çoluk çocuğa kavuştuktan on yıllar sonra sevdiği adamla karşılaşması sonrası yaşadıkları ve olanı kabullenme biçimi ve tevekkülü…

6- ) Özlemek deyince aklınıza ilk gelen?

Sevgi ve fedakârlık

7- ) Hayatınızda “bu benim kırılma noktam” diyebileceğiniz bir anınız.

1976 yılında, 18-19 yaşında bir genç olarak mecburi hizmetli statüsünde Toros Dağlarının zirvesinde resmi adının bağlı olduğu ilçede müftülük personeli dahil kimsenin bilmediği bir köye imam olarak atanmıştım. İlgili Müftülükte Köyün ne adı ne de mevkii hakkında hiçbir bilgi yoktu ve üstelik köye atanan ilk imamdım. Kaymakamlıktan köyün değiştirilen adını ve mevkiini öğrendikten sonra dört günlük bir mücadele sonrasında köye ulaşabilmiştim. İki gün dördüncü sınıf bir otelde en yakın köye gidecek cipi beklemiştim, beş saat yolculuğun ardından en yakın köye ulaşmış gece burada bir evde tüm aile fertleriyle aynı odada uymaya çalıştıktan ve köye gitmek için bana rehberlik edecek birisini bulduktan sonra 3-4 saatlik bir yaya yürüyüşünden sonra (çünkü köyün yolu yoktu) köye ulaşmış köyde en az iki saatlik bir uğraşı sonrasında muhtarı bulabilmiştim. Yamaç bir mevkide dağınık bir şekilde, birbirinden epey uzaklıktaki 20-30 evden oluşan bir köydü burası ve camiyi andırır hiçbir yapı da yoktu. Rehberim “burası bekçinin evi” diyerek benden ayrılıp gitmişti, zaten yolculuk boyunca ettiği tek kelam da buydu. Bekçi evde yoktu, köyün camisi nerede diye sorduğumda, köyde cami olmadığını öğrendim. Muhtarı sorduğumda evinin oldukça uzak bir noktada olduğunu öğrendim ve tek başıma gitmem/bulmam zor görünüyordu. Onkadar kapıyı çaldıktan sonra erkek bir muhatap buldum, o da çok sapa ve dik bir noktaya getirip “şurası muhtarın evi, şu keçi yolunu takip ederek gidebilirsin” diyerek ayrıldı. Çalılara tutuna turuna 10-15 dakikalık bir yolculuktan sonra muhtarın evine ulaştım ve muhtarı buldum. Köyün” yeni imamı” olduğumu söylediğimde, “bizim camimiz de yok, imam talebimiz de olmadı” deyince, bende “elimdeki evrakın arkasına bu dediğinizi yazıp mühürleyin de gideyim” dediğimde aldığım cevap sonrasında ve bu Yörük köyünde geçirdiğim iki yılda öğrendiklerim ve yaşadıklarım. Neredeyse okuma yazması olmayan bu Yörük köyünün muhtarının beni köyde kalmaya ikna etmesi ve sonrasında köydeki toprak damlı bir ahırı mescide çevirerek büyük çoğunluğu köyün dışına çıkmamış kadınların ve nüfusa kayıtlı olmayan çocukların oluşturduğu köy sakinleriyle geçirdiğim iki yılın bana öğrettikleri…

8- ) Mevsimlerden hangisi?

Ben yaz çocuğuyum

9- ) Tarihte bir olaya şahitlik etme imkânınız olsa hangi olayı seçerdiniz?

Kur’an’ın Mushaf haline getirilmesi ve çoğaltılması görevini üstlenen heyetin toplantılarını, çalışmalarını/tartışmalarına ve tabii ki Nebi’nin ilahi vahyi ashabına aktardığı herhangi bir ana şahitlik etmek…

10- ) Cevabını çok merak ettiğiniz bir soru…

Sözlü bir hitabe olan Kur’an’ın yazıya ne zaman, nasıl, ne şekilde, hangi malzemeye hangi malzemeyle ve kim tarafından geçirildiği…

11- ) Kederlendiğinizde yaptığınız şey?

Susmak, yalnız kalmak, şiir yazmak ve uyumak.

12- ) Hayatta rafa kaldırdıklarınız?

Kurum, kuruluş, teşkilat, örgüt, ekip, siyaset işleri…

13- ) Ruhunuzda iz bırakan biri?

Annem ve “ablam” dediğim ablam.

14- ) En sevmediğiniz özelliğiniz?

Aceleciliğim

15- ) Ruhunuz nereli?

Hala nereli olduğunu bulamadı, hala arayıp duruyor. Bence maddi anlamda bir yurdu yok; o bunu kabulde zorlanıyor ama o, Fikriyatının doğduğu köyden…

16- ) Gözünüzü kapattığınızda duyduğunuz/duymak istediğiniz o ses?

Mazlumların sevinç çığlıklarıyla eş anlı olarak zalimlerin iniltileri…

17- ) Geçerken gördükleriniz…

Yeşil örtü üzerindeki Mor, kırmızı ve beyaz çiçekler

18- ) Bir notunuz var mı?

Yeter ki sen üzerine düşeni yap; olanda hayır vardır.

19- ) Yaşamın boyunca seni en çok etkileyen kitap/film/oyun nedir? Neden?

Elbette Kur’an; yani hazırlayanından/müterciminden bağımsız olarak Kur’an Meali…

20- ) Bir film yapmak/senaryo yazmak isteseydiniz adı ne olurdu?

Hiçbir zaman filim yapmak, bir senaryo yazmak istemedim, çünkü görüntüleme işinin hep zihnimi, fikrimi, sesimi, görüşümü sınırladığını ve bir çerçeve içine aldığını düşünmüşümdür. Bu alana biraz mesafeliyim…

21- ) İleride bir gün anlatmak isteyebileceğiniz bir hikâyeniz var mı?

Pek çok hikâyem var.

22- ) Sizin için yaşamda önemli olan şeyler nelerdir?

Vefa, merhamet, adalet duygusu, sevgi-saygı, tevazu, çalışkanlık, asalak ve dalkavuk olmamak, emek-ücret dengesi, ötekileştirmeme, doğruluk/doğru sözlü olma, okumak, yazmak, istişare, akletme/düşünme, sorgulama ve itiraz edebilme kültürü…

23- ) Kendinize ve başkalarına karşı nasıl bir tutum takınırsınız?

“Ey iman edenler ‘Yapmadığın/ yapamayacağın/ yapmayacağın şeyleri niçin söylersiniz” (Saf:67/2) ayeti ile muhatap olduğum ilk gençlik yıllarımdan beri “başkaları/ ötekileri” lafzını (zalim olmadıkları sürece) zihnimden çıkardım ve kendimi eleştirimin merkezine koydum; bu “doğrucu davut” halim başımı çok ağrıtsa da hayat felsefem olmaya devam edegeldi. “Kendin için istemediğin şeyi ‘başkası’ için de isteme” ilkesi de beni hep sığaya çeke geldi.

24- ) Hayatınızda en çok neye/kime minnettar hissediyorsunuz?

En başta beni kozamın/köyümün dışına çıkaran Annem ve Babama, bana kendi hakikatlerini anlatarak kendi hakikatimi aramamı sağlayan resmi ve gayri resmi öğretmenlerime, dostlarıma, kitaplarıyla bana kılavuzluk yapan, ufkumu açan yazarlara, beni yazmaya teşvik eden, cesaretlendiren, yazdıklarımı yayınlayan yayın ve yayınevi sahiplerine…

25- ) Bugüne kadar en büyük hayal kırıklığınız nedir?

Yarım kalan ve akamete uğrayan Kur’an/İslam Araştırma Merkezi/Enstitüsü projeleri… Ve tabii en az iki yabancı dili ana dilim gibi konuşabilmek…

26- ) İlişkilerde sizin için önemli olan nedir?

Vefa, saygı ve açık sözlülük

27- ) En sevdiğiniz ve aynı zamanda en çok zorlandığınız öğrenme deneyimleri nelerdir?

Dil öğrenimi ve Dini metinleri anlayabilmek, yorumlayabilmek…

28- ) Hayatınızda mutlu olmanızı sağlayan şeyler nelerdir?

Çalışmak, üretmek, kurallı yaşamak, kimseyi ötekileştirmemek, vefa, saygı, merhamet ve yolda olmak…

29- ) Boş vakitlerinizde veya kendinize zaman ayırmak istediğinizde hangi aktiviteleri yapıyorsunuz?

Okuma ve yazma dışında özellikle torunlarımla muhabbeti, onlarla “takılmayı” çok önemserim. (Tabi bir zamanlar “dost dediklerim” vardı ve temel önceliklerim vardı, sağ olsunlar onlar aradan çekilince torunlara yer açılmış oldu.) Bir de zamanı geldiğinde toprağın iradesine boyun eğmeyi (bahçe mevsimini kastediyorum).

30- ) İnsanlarda en çok hangi özellikleri takdir ediyorsunuz?

Açık sözlü, merhametli/vefalı ve çalışkan olma hallerini, özellikle de bu üç özelliğin eş anlı olarak bir kişide tecessüm etme halini…

31- ) Kendinizi tanımlarken hangi özellikleriniz ön plana çıkar?

Tanımlanmış, net bir fikriyat ve iddia sahibi olmam…

32- ) En büyük korkunuz?

Bu korkularımın birincisi:

Planladığım ve yazma sürecinde olduğum kitaplarımı bitiremeden ölmek veya yazamayacak bir düşkünlüğe duçar olmak.

İkincisi:

Namerde muhtaç olmak…

33- ) Kendinize ve başkalarına ne gibi katkılar sağlamak istersiniz?

Yaptıklarımı yapmaya devam edebilmek…

34- ) Geçmişte yapmak istediğiniz ancak yapamadığınız şeyler nelerdir?

Neredeyse yapmak istediğim her şeye teşebbüs ettim, bir kısmı gerçekleşti, bir kısmı benim dışımdaki (belki de benden de kaynaklanan) nedenlerden dolayı kadük oldu, bir kısmına nefesim yetmedi, bir kısmını yapmaya devam ediyorum.

35- ) Hayatınızda size rehberlik eden bir öğretmen, mentor veya rol modeliniz var mı?

Hayatıma doğrudan veya dolaylı bir şekilde dokunan, “benim ben olmama” doğrudan veya dolaylı şekilde katkı sunan pek çok “öğretmenim/ rehberim” oldu. Bunların bir kısmı, şahsen elimden tuttu, bir kısmının fikirleri bana kılavuzluk etti. Ancak en önemli, en etkili öğretmenim/rehberim KUR’AN oldu. Kendimi her zaman sadık bir Kur’an öğrencisi olarak gördüm, öyle olmaya çalıştım, hala Kur’an öğrencisi olma halimi tavizsiz bir şekilde sürdürmeye çalışıyorum.

36- ) Kendi başına yapmaktan hoşlandığınız aktiviteler nelerdir?

Okumak, yazmak…

37- ) Size göre en büyük başarınız nedir?

Yaşadıklarım, öğrencilerim, yazdıklarım…

38- ) Hayatınızdaki en zor kararlar nelerdir?

Yaşı, konumu ne olursa olsun insan her an zor kararla karşı karşıyadır. Ancak o, yeteri kadar “kendisi” olamadığı için verdiği kararlarının “ne”liğinin ve “nasıl”lığının farkında olmaz. Pek çok insan gibi benim de içtiğim bir veya birkaç “kızılcık şerbetim” vardır.

39- ) Kendinizi en mutlu hissettiğiniz anlar nelerdir?

Bir işi, bir makaleyi, bir kitabı bitirip diğerine başlamayı düşündüğüm, başlamaya zihnen hazırlandığım an…

40- ) Kendi hatalarınızdan öğrendiğiniz en önemli dersler nelerdir?

Sabır, azim, istikrar/süreklilik, acele etmemek. Ancak öğrenmek her zaman onu uygulamayı mümkün kılmıyor; talip olduğum şeylerin çokluğu ve büyüklüğü bu “acele etme” halimi tam bir “sakinlik/ suhulet” haline dönüştürememe izin vermemesi gibi.

41- ) Kendinize güvendiğiniz durumlar ve kendinizden emin olmadığınız durumlar nelerdir?

Hayatım eminlik ile şüphe/tedirginlik arasındaki ince çizgide, görünür görünmez nokta üzerinde geçti, hala aynı yerdeyim; insan için mutlak eminlik diye bir halin mümkün olmadığı kanaatindeyim. Mutlak eminlik Tanrı’ya özgüdür.

42- ) Hayatınızda en büyük mutluluk kaynakları nelerdir?

Ailem, yaşadıklarım/ yaptıklarım, yazdıklarım ve düşünebilme, düşündüğünü söze yazıya geçirebilme hali…

43- ) Hayatınızdaki büyük engelleri nasıl aştınız?

Elbette öncelikle Allah’ın yardımıyla, tabii ki sabitelerim ve sabitelerime olan sadakatim sayesinde ve dahi bedel ödeyerek, bedel ödemeyi göze alarak…

44- ) Hayatınızda bitirmek istediğiniz şey nedir?

Emaneti sahibine kazasız belasız teslim etmek ve planladığım kitap çalışmalarımı tamamlayabilmek…

45- ) Hertaraf Haber Deyince..

Öncelikle alicenaplığı nedeniyle Ali Dalaz, sonrasında da okurları yazarları olan bir internet dergisi…

MEHMET YAŞAR SOYALAN KİMDİR?

1956 yılında Hatay'ın, Yayladağı ilçesinin Kulaç köyünde doğdu. İlköğretimini köyünde, orta öğretimini (İHL) Antakya’da başlayıp Adana'da tamamladı. 1977’de Adana'da başladığı Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü'nü Bursa'da bitirdi. 1976'da Adana Kozan Işıkkaya köyünde İmam-Hatip olarak başladığı memuriyet hayatına 1980'den sonra matematik öğretmeni olarak devam etti. Yükseköğrenimi sırasında Adana SEK’te işçi statüsünde çalıştı (1978-1979). 2007’de emekli oldu.

2009 ve 2010 yıllarında iki yıl Şam’da (dil öğrenimi için) ikamet etti. Bu süre içerisinde Şam Üniversitesi Yüksek Dil Öğretimi Merkezine devam etti.

2012 yılında İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Kur’an Araştırmaları Merkezinin kuruluşunda görev aldı ve 2016 yılına kadar kurucu Genel Koordinatörlüğünü yaptı. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında kurulan Türkiye Maarif Vakfı’ında Başkan danışmanı olarak görev yaptı. Bir süre Fırat Kalkanı bölgesindeki eğitim konularını koordine etti. 2020 Ocak ayı itibariyle ücretli çalışma hayatına son vererek İznik’e yerleşti.

Çeşitli vakıf ve derneklerde kurucu ve yönetici olarak çalıştı. Bu bağlamda MTTB’de, Akıncılar’da görev aldı ve bir İnsan hakları derneği olan MAZLUMDER’in kuruluş çalışmalarına katıldı, GİK üyeliği ve İstanbul Şube Başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Ayrıca Bilgi Vakfı’nın kuruluş çalışmalarında görev aldı, Mütevelli Üyeliği yaptı.

Yazı hayatına 1979'de Cebeli Bereket Gazetesiyle başladı. Zaman (ilk dönem) ve Gündüz Gazetelerinde, Kalem, İktibas, İslami Araştırmalar, Söz ve Adalet, İslami Yorum,

Her Taraf web sitesi ve Yetkin Düşünce gibi çeşitli dergi ve gazetelerde yazarlık, editörlük ve yöneticilik yaptı.

1970’li yıllarda başladığı Kur’an’ı anlama ve anlatma çabalarını hayatı boyunca sürdürdü ve sürdürmektedir. Kur'an'ın anlaşılması, tarihi, hedefleri ve Kur'an ilimleri ile tarih, eğitim, İnsan ve toplum üzerine adı anılan gazete ve dergilerde makaleleri yayınlandı. (İlk sayısı 2018 Ocak ayında yayınlanan üç aylık akademik ağırlıklı Yetkin Düşünce Dergisi 2025 yılı itibariyle 29.sayısıyla yayınlanmaya devam etmektedir ve bu dergide 25 makalesi yer almıştır.) Kuran ve eğitim merkezli olmak üzere pek çok kitabı yayınlandı.

Evli, üç kız babası, yedi torun dedesidir.

 

Yayınlanan Kitapları

  1. Kur'an Meali Okuma Kılavuzu (Ankara Okulu/Araştırma, Anka ve İşaret Yayınları)
  2. Kur’an ve İnsan (Ankara Okulu/Araştırma)
  3. Elmalılı Tefsirinde Kur’ani Deyimler ve Terimler (Ağaç Yayınları)
  4. Vahiy Savunması -Kur’an Dışı Vahyin İmkânsızlığı- (Anka, Ağaç Yayınları)
  5. Kutsalın Egemenliğinden Adaletin Egemenliğine (İşaret Yayınları)
  6. İnsan: Meleklerden Yüce Şeytandan Alçak (İşaret Yayınları)
  7. Kur’an Dışı Vahyin İmkânsızlığı (İşaret Yayınları)
  8. Vahyin Dili ve Terimleri (İşaret Yayınları)
  9. Emevi Hanedanlığından Esed Diktatörlüğüne Suriye (Mana Yayınları)

Yorum Ekle
Yorumlar (6)
resul yanık | 09.06.2026 11:30
Hay maşallah
Faruk | 09.06.2026 11:24
Yaşar Hocayı takip ediyoruz. Allah kendisinden razı olsun. Hertaraf güzel bir iş çıkartmış. Derkanar daha fazla yoğunlaşmalı söyleşilere.
İlhan Ayan-Turhal | 08.06.2026 13:22
Merhaba sevgili Yaşar abi… Seninle ilk tanıştığım ânı hatırladım. O günden bugüne, bir film şeridi gibi, gözümün önünden akıp gitti. Özellikle, Bilgi Vakfı ile ivmelenen bir dostluğumuz oldu. Hayatımın birçok kırılma anlarından, en önemlisiydi diyebilirim. Mütevazi, samimi, güleryüzlü, emin bir insansın ve iyi ki varsın! Rabbim hayırlı uzun ömürler nasip eylesin inşallah… Selamlar…
Mehmet kaya | 07.06.2026 16:03
Kelimelerin İnzivası: Bir Kaçış mı, Kendini Buluş mu? Aslında kimsenin Yaşar abiyi bıraktığı yok; hikâye, onun İstanbul’un o boğucu keşmekeşinden ve gürültüsünden kendi rızasıyla basıp gitmesiyle başlıyor. Gözlerden uzak o bahçeli köy evini kurarken, sadece şehirden değil, belki de bir dönem etrafını saran o yoğun dost meclislerinden de bilerek, isteyerek uzaklaştı. Röportajında "Dostlar artık yerini yazılara bıraktı" derken, meseleye biraz eleştirel bir aynadan bakmak gerekiyor: Acaba dostlar mı ondan uzaklaştı, yoksa Yaşar abi kendi ördüğü o entelektüel duvarların arkasına saklanıp, kanlı canlı dostların sesleri yerine, masasında biriken kağıtların, bitmeyi bekleyen kitapların fısıltısını mı tercih etti? Bu gidiş ne tam bir kaçış, ne de sıradan bir arayış. Bu; ömrünün son çeyreğinde zamana karşı yarışan bir adamın, yarım kalan kitaplarını tamamlama inadı. Kendine 20 yaşın heyecanını verip, hâlâ masada bir "Kur’an talebesi" olarak kalabilmek için seçilmiş lüks bir yalnızlık. Yaşar abi, dostların sitemini ve eksikliğini, ürettiği kelimelerin ve satırların arasına gizlenerek, suçu biraz da zamana atarak kapatmaya çalışıyor. Oysa biliyoruz ki; insanı saklayan da, yalnızlaştıran da yine kendi tercihleridir.
Mehmet Kaya | 07.06.2026 16:01
Sevgili Yaşar Abim, adalet ve merhamet ve kuran pusulasıyla yürüdüğün bu uzun yolda, kalabalıkların ve dostların kuru gürültüsünden uzakta, kendi kelimelerinin ve Kur’an’ın o duru iklimine sığınmış olman ne güzel ve takdire şayan. Toroslar’ın o ücra köyünde başlayan o samimi arayışın, bugün sivil ve siyasi yükleri bir kenara bırakıp sadece 'talebe' kalmayı seçen o vakur duruşunla hepimize sessiz bir ders veriyor o muhtarımız iyi ki seni ikna etmiş var olsun sağ olsun. O yarım kalmasından korktuğun kitapları selametle bitirmeni tüm kalbimle diliyorum; iyi ki varsın. Seni seviyoruz.
Aslı H. Nadir | 06.06.2026 22:42
Yazılarını herzaman okumaktan zevk aldığımız yazar (dostumuz) a hayrlı sağlıklı bereketli uzuuun bir ömür diliyorum
Sayenizde Kurban