Gökhan Özcan, Yeni Şafak’ta Ramazan’ın insanı rutin dışına çıkaran ve kalbini arındıran misyonunu anlatıyor.
“Donandı her yer kandillerle…” Çünkü Şehr-i Ramazan mağfiret nişan aydınlık örtüsünü yine üstümüze serdi. Ne mutlu bize ki, bir kere daha rahmet mevsimine eriştik, oruca niyetlendik, Ramazan günlerinin feyiz ve bereketiyle ihya olmaya durduk. Allah nasiplenenlerden, mağfirete erişenlerden, gönül hanesini şenlendirenlerden eylesin.
Ramazan ayının, kendi içinde barındırdığı o derin ve sarsılmaz hususiyetler sebebiyle, sair zamanlardan bir farkı, bir başkalığı, adeta eşyaya ve zamana vuran ayrı bir rengi olması gerektiği hepimizin malumu... Bu ay sadece sayılı günlerden ibaret değil sadece; aynı zamanda kalplerimizi arıtmak için nice imkanlar sunan bir nimet, zihinlerimizin zamanın bulandırıcı etkilerinden kurtulup berraklaşması için de paha biçilmez bir fırsattır. Hepimiz inşallah bu şuurla, bu yediveren vakitleri gücümüz yettiğince insanlığımızın kemaline hizmet edecek meşguliyetlerle tezyine gayret edeceğiz.
Esasen sadece oruçlu olmak bile, hayatımızın o hengâme içindeki ritminde, alışılagelmiş seyrinde ve rutine bağlanmış gidişatında devasa kırılmalara yol açıyor. Bu kırılmalar hiç şüphesiz bir parçalanmanın değil, ezber bir hayatın yol açtığı zihinsel kireçlenmelerin, dünyaya fazla kapılmanın sebebiyet verdiği katılaşmaların önüne geçecek bir silkinişin nişaneleridir.
Sair zamanlarda sorgulamadan yapageldiğimiz, birer kör alışkanlığa dönüştürerek tekrarladığımız pek çok fiili, güneşin aydınlattığı belirli saatler boyunca terk ediyoruz. Bu hal, on bir ay boyunca hiç itiraz etmeden kendimizi içine bıraktığımız o amansız rutinin devre dışı kalması anlamına geliyor.
İnsan bir makine değil; durup nefeslenmeye, ne yapıp ettiğinin muhasebesini yapmaya muhtaç bir varlık... Bu ritim değişikliğinin, nefsaniyeti sebebiyle gaflete düşmeye ve kendini orada unutmaya eğilimli zayıf kullarına Allah’ın bir rahmet tecellisi, bir şefkat dokunuşu olduğu herhalde izahtan varestedir.
Ramazan günleri, bizi artık bir kısır döngüye dönüşen hayat gündeliklerinin şuur kırıcı etkilerinden, sağırlaştıran gürültüsünden, muhakememizi devre dışı bırakan ezberlerinden çekip alan bir rahmet tecellisi olduğunu biliyor, bu hissiyatı yaşıyoruz. Orucu bir kalkan gibi dünya ile aramıza koyarak dünyanın yozlaştıran alışkanlıklarından, Allah’tan gafil kılan masivadan, gözümüzü döndüren hırslardan, kendimizden geçiren şehvetlerden ve modern dünyanın her türlü uyuşturucu etkilerinden kendimizi korumaya gayret ediyoruz. Kendimizi sabırla, teslimiyetle, itaatle gemleyerek insanlığımız adına hafıza tazeliyor, kendimize tertemiz fıtratımızı hatırlatıyoruz.
Allah teâlâ cümlemize Ramazan ile ihya olmayı, oruçla her türlü dünyevi ve nefsani kirden arınmayı nasibi müyesser eylesin. Şehr-i Ramazan ümmet-i İslam’a tevhid şuuru getirsin. Başta Gazzeli ve Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz olmak üzere yeryüzündeki bütün mazlumlara felah, mahsun gönüllere ferahlık getirsin.
Suriye, Gaziantep'te konsolosluk açacak
14.02.2026
Nijer: Savaşa hazırlanıyoruz
14.02.2026
cennet’ten notlar ay’ı RESUL UZAR 20.02.2026