metrika yandex
  • $43.92
  • 51.76
  • GA51000

Müslümanların tarihinde “selefi” diye bir mezhep ya da fırka var mı?

OSMAN KAYAER
14.02.2026

Son zamanlarda bir “selefi” tartışmasıdır aldı başını gidiyor. Özellikle İslam’la ilgisi olmayan bazı yayın kurumları tenkitlerini doğrudan İslam’a yöneltmekten çekindikleri için bunu Müslüman grupların biri üzerinden yapmayı tercih ediyorlar. Böylece eleştirilerinin sadece o fırkaya yönelik olduğu imajı vererek oluşacak tepkiden paçayı kurtarmış oluyorlar. Bizimkiler de kendisine “selefi” diyen bazı insanların fikirlerinden ve davranışlarından mustarip oldukları için onların ardına düşüyor ve zannediyorlar ki biz İslam’ı değil bir zihniyeti tenkit ediyoruz. Gerçekte ise bu grupçuk üzerinden hem İslam’a darbe vuruyor hem de aslında Müslümanların kullandığı bir kavramın içini boşaltarak âtıl hale getiriyorlar.

İşe şuradan başlayalım. İslam tarihinde “selefi” ya da “selefiye” diye bir mezhep ve fırka olmamıştır. Sadece selefin yoluna uyduklarını söyleyen birtakım âlimler yaşamıştır. Bunların başında da Ahmet İbni Hanbel gelmektedir. Neticede Ahmet İbni Hanbel, ehli sünnet âlimlerinden biri olup Hanbeli mezhebinin imamıdır. O, özellikle kelami meselelerde akıli tevil yapmak yerine sadece nasların zahirleriyle yetinmek gerektiği tezini savunmuştur. Onun bu yöntemini geliştirerek sistematik hale İbn-i Teymiye getirmiştir.

Bunlar, yeni Müslüman olmuş insanların zihinlerinde oluşan problemlere cevap vermek için gayret gösteren kelam âlimlerine itiraz ederek yeni bir söz söylemeye gerek yoktur. Çünkü selef (ilk dönem Müslümanları) böyle sorular sormadılar. Bu yüzden onlara da sadece mevcut nasların (ayet ve hadislerin) zahirleri söylenip bunlara inanmaları istenmelidir demektedirler.

Aslında muhalifleri tarafından modernist olmakla itham edilen Efgani, Abduh ve Reşit Rıza da netice itibari ile zaman içinde oluşmuş geleneğin terk edilerek ilk dönem yaşamış selefi salihin yoluna uyulması gerektiğini savunmaktadırlar. Bu haliyle onlar da kelimenin lafzi manasıyla bir çeşit selefidir. Zaten (kendinden öncekilerden hiza almak anlamında) selefi olmayan hiçbir Müslüman yoktur. Çünkü her Müslüman zorunlu olarak hiç olmazsa hz. peygamber dönemine bakarak kendine bir yol edinmektedir. İslam’ı halk arasındaki mevcut halinden ibaret zanneden bazıları kendisine modernist demesine rağmen M. Said Hatipoğlu hocamız bize şöyle söylüyordu: “bizden önceki âlimlerin görüşleri tetkik edilmeden İslam hakkında söz söylemek uygun değildir. Bu en azından onlara saygısızlık olur.” Görüldüğü gibi yöntem olarak Hatipoğlu’na bile selefi diyebiliriz. İşte bu yüzden günah keçisi yapılmak istenen ve ağzını açan herkesin aleyhinde konuştuğu “selef” ve “selefiye” (selefilik) kavramının kirletilmesine gönlümüz razı olmamaktadır.

Ayrıca bugün kendilerine “selefi” diyen marjinal şahısların zahirci, lafızcı ve şekilci tavırları selefi salihin’e uyulması gerektiğini söyleyen alimler ile aynı değildir. Arada çok büyük bir fark vardır. Bu fark da tekfir meselesidir. Selefi salihin’e uyulması gerektiğini söyleyen alimler, ehli kıblenin tekfir edilmesini caiz görmezler. Bugün selefi olduğunu söyleyen kişiler ise kendi dışındaki herkesi tekfir etmektedirler. Aslında onların durumu selefe uyulması gerektiğini söyleyen alimlerden çok “hariciler” diye bilinen fırkaya benzemektedir. Hariciler de lafızcı, zahirci ve şekilcidirler. Lakin kendilerini diğer Müslümanlardan farklı görürler. Adeta Müslüman topluluktan ayrılarak harice çıktıkları için “Harici” diye isimlendirilmişlerdir.

Toparlayacak olursak, İslam tarihi içerisinde Müslümanlar arasında “selefi” diye bir mezhep ve fırka olmamıştır. Ancak Selefi Salihin’e uyulması gerektiğini söyleyen ve ilk dönem sahabe ile tabiin yolundan gidilmesi gerektiğini savunan âlimler bulunmuştur. Bunlar da ehli sünnetin içinden kişilerdir. Yani kimseyi tekfir etmezler ve kendilerini Müslüman ahaliden müstağni görmezler. Bugün kendilerine “Selefi” ismini veren kişiler selefi salihin’e uyulması gerektiğini söyleyen alimlerden çok “Harici” denen tekfirci ve ayrılıkçı gruba benzemektedirler.

Bu nedenle kendisine “selefi” diyen kişilere bakarak “Selef ve Selefiye” gibi İslami kavramların kötü çağrışımlar yapacak şekilde kullanılmasından uzak durmak gerekir.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Memedali oner | 15.02.2026 11:28
Allah razı olsun ustad.