Amerika ve İsrail Siyonistlerinin Şubat 2026 tarihinde İran’a saldırmaları zihnimde acaba bizim 28 Şubat 1997 Postmodern Askeri Darbesi ile bir alakası olabilir mi? Diye düşünmeme neden oldu. Bunun üzerine bu tarihin Yahudi inanç ve kültüründe bir anlamı var mı? Diye bir araştırma yaptım.
Ulaştığım bulgular bu tarihin sıradan, seküler bir seçim olmadığını gösteriyordu. Gerçekten de bu tarih Yahudiler için dini anlamı olan bir gündü. Yahudilerin işleri öyle rastgele olmuyor. Adamların bütün işlerinde her zaman sapkın dini anlayışlarının bir simgesi ya da işareti bulunuyor. İşte 28 Şubat saldırısı da böyle bir güne denk gelmektedir. Şimdi size bununla ilgili biraz malumat vermek istiyorum.
O gün, Yahudi takviminde “Şabat Zohar” olarak isimlendirilir. Yani “Amalek”i hatırlama günüdür. Şabat Zohar günü Yahudiler Sinogoglarda toplanır Eski Ahit’in “Yasanın Tekrarı” (Tesniye) bölümünden özel bir kısmı okurlar. Bunun sebebi Mısır’dan kaçarken Amalek halkının Yahudilere arkadan saldırmasını hatırlamakmış. Bu bölümün 25: 19 numaralı cümlesinde “Gökler altından Amelek’in anısını sileceksin. Bunu unutma!” denmektedir. Ayrıca Eski Ahit’in “1. Samuel” kitabında “Şimdi git, Amaleklere saldır. Onlara ait her şeyi yok et, geriye hiçbir şey bırakma. Kadın, erkek, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve ve eşek hepsini öldür.” İşte Siyonist Yahudilerin bugünlerde Gazze’de ve İran’da yaptıkları ve gelecekte başka topluluklara da yapacakları zulüm ve soykırımın teolojik arka planı budur.
Yahudi ve Hristiyan Siyonistlerin İran’a saldırmasının teolojik argümanlarından birisi de “Ester”in hikayesidir. Şabat Zahor’un hemen arkasından gelen “Purim” bayramı Ester’in hikayesini hatırlamak için kutlanır. Bu hikâyede kısaca şöyledir:
Bir Yahudi kızı olan Ester, kimliğini gizleyerek Pers Sarayı’na sızar ve kralın hanımı olmayı başarır. Amalek soyundan olan Haman ise kralın zalim veziridir. Yine bir Yahudi olan Mordehay onun zulümlerine boyun eğmek istemez. Estere göre Haman’ın gazabı Mordehay ile sınırlı değildir. O, bütün Yahudileri yok etmek istemektedir. Ester, bu durumu krala anlatarak onu ikna eder ve Mordehay yerine Haman’ın idam edilerek cezalandırılmasını sağlar. İşte Purim bayramı da bunun hatırlanması içindir.

Görüldüğü gibi İsrail’in Farslara olan düşmanlığı Müslümanlıklarıyla birlikte Amalek soyundan gelmiş olduklarına inanmalarıyla da ilgilidir. Yani Yahudilerin hem Müslümanlara olan düşmanlıkları hem de eski Perslere olan düşmanlıkları İran hakkında büyük bir nefret ile dolu olmalarını sağlamaktadır.
Şu Yahudiler gizemlerle dolu enteresan bir kavimdir. Hakkı batıl ile karıştırmayı temel özellikleri haline getirmişler. Gerçekten de sapkınlıkta onların bir benzeri dünyada yoktur. Nice hurafeleri, nice şifreleri ve nice sızma eylemleri vardır. Zaten onların iki temel davranış modeli bulunmaktadır. Güçlü olduklarında çevrelerinde bulunan herkese “hayvan muamelesi” yapmak, zayıf olduklarında ise içinde yaşadıkları toplumun arasına onlardanmış gibi görünmek suretiyle sızarak “ifsat etmek” ve içerden çürüterek çökertmektir.
Biliyorsunuz Türkiye’de “28 Şubat Süreci” diye isimlendirilen Postmodern bir darbe yaşadık. Malum olduğu üzere bu süreçte de tıpkı 1930’lu yıllarda olduğu gibi top yekûn İslam’a, Müslümanlara, dini kurumlara ve İslam kültürüne saldırı gerçekleştirildi. İmam Hatip Okulları kapatıldı, buradan mezun olmuş çocukların üniversiteye girmeleri zorlaştırıldı, dini ibadetlerini yapan pek çok devlet memuru görevden atıldı. Başı örtülü dindar kız çocuklarının okuma hakları ellerinden alındı. Son sınıfa gelmiş, mezun olmasına birkaç ay kalmış olanların bile gözyaşlarına bakılmadı.

Hıristiyan Siyonist Trump ile Yahudi Siyonist Netanyahu’nun İran’a saldırısını 28 Şubat 2026 tarihinde Şabat Zohar günü başlatmalarının sembolik tarafını öğrendikten sonra, acaba bizim 28 Şubat 1997 tarihli Postmodern darbe de Yahudilerle bağlantılımıydı diye aklıma geldi. Çünkü darbenin önemli isimlerinden biri olan Çevik Bir defalarca Tel Aviv’e gitmiş, özel kalem müdürü Tümgeneral Atilla Gürdere ağlama duvarı önünde çekilmiş bir videoda boy göstermişti. O tarihin hangi güne denk geldiğine baktım. Tesadüfe bakın ki 28 Şubat 1997 Cuma günü başlayan Milli Güvenlik Kurulu gece yarısı saat 23:30’da bildirisini yayınlıyor. Her ne kadar güneş takvimini kabul eden Türkiye Cumhuriyeti’nde cuma günü devam ediyor olsa da Yahudi takvimine göre yeni gün, güneşin batımı ile başladığı için Şabat Zohar gününe girilmiş oluyor. Ve 28 Şubat darbecileri birinci Samuel kitabında “…. Onlardan geriye hiçbir şey bırakma…” emrini yerine getirmek için “irtica” yaftası vurarak tüm Müslümanlara ve İslam’a savaş açtılar.
İki 28 Şubat’ın benzerliklerinden biri de kız çocuklarına yapılan saldırıdır. Malum olduğu üzere 28 Şubat Sürecinde en büyük zulme üniversiteli ve liseli kızlarımız maruz kaldı. İran saldırısında ise ilk bombalanan yerlerden biri de kız okulu oldu. Yahudilere göre soy kadından devam ettiği için güya “Soyunuzu kurutacağız” mesajı verdiklerini düşünüyorlar.
Son söz, Ester’in hikayesinde görüldüğü üzere bunların temel özelliklerinden biri de “sızma” işinde ustalaşmış olmalarıdır. İranlı yöneticilere düzenlenen suikastlar bu sayede gerçekleştiriliyor. Türkiye için de bu tehlikenin daha büyük olarak var olduğunu hesap etmek gerekir. Vesselam.
İSRAİL SONA YAKLAŞIYOR - Mehmet Taşdöğen
19.03.2026
GAZZELİ ÇOCUKLARA BAYRAM HARÇLIĞI
19.03.2026
Tom Barrack'tan Epstein itirafı
19.03.2026
HERKES HEYBESİNDEN YER! AYTEN DURMUŞ 24.03.2026
Teslimiyetin maskesi; mezhepçilik DERVİŞ ARGUN 16.03.2026
Özgür Olmak, İnsan Olmak MUHSİN GANİOĞLU 27.02.2026