metrika yandex
  • $43.92
  • 51.76
  • GA51000

Uydurma Hadisler Üzerinden Aşırı Yüceltici Peygamber Tasavvuru

YUSUF YAVUZYILMAZ
15.02.2026

 

“Kur’an’a aykırı düşen her sözü reddederim! Allah’ın Resulü (as.) Allah’ın Kitab’ına muhalefet etmez! Allah’ın Kitab’ına muhalefet eden de, Allah’ın Resulü (as.) olamaz! Kur’an’a aykırı düşen bir hadisi rivayet eden birini reddetmem ya da yalanlamam, Rasulullah’ı reddetmem ya da yalanlamam anlamına gelmez. Peygamber’den (as.) Kur’an’a muhalif hadis rivayet edeni red, Peygamber’i (as.) red ve onu yalanlama değildir! Bu ancak Peygamber’den (as.) batıl rivayet eden kimseyi reddir. Töhmet bu kimseyedir. Suçlama varsa eğer, Resul için değil, o haberi nakleden için geçerlidir. Resul’ün dile getirdiği her sözün, biz işitmiş ya da işitmemiş olalım, başımız ve gözümüz üstünde yeri vardır. Biz onlara inanır ve onun tarafından söylendiğine şahitlik ederiz.

(Ebû Hanîfe, el-Alim ve’l-Müteallim, Ankara Okulu Yayınları, 26-27.)

Hiç kuşku yok ki, sağlıklı bir dini tasavvur oluşturmanın yolu, sağlıklı bir peygamber tasavvuru yapmaktan geçmektedir. Bu durum sağlıklı bir dini tasavvur için peygamberin konumunun belirlenmesini gerektirmektedir. Öncelikle Peygamberin söz ve davranışlarının nasıl değerlendirilmesi konusunda bir anlayış birliğine ihtiyaç vardır. Çünkü karşımızda felsefecilerin, kelamcıların, mutasavvıfların, halk dindarlığının, çeşitli mezheplerin ürettiği farklı peygamber tasavvurları vardır.

Bu tasavvurlar arasında Peygamberi aşırı yücelten ve genellikle tasavvuf tarafından ortaya konulan anlayış, ne yazık ki, peygamberi hayatın dışına itmektedir.

"Sünnet, Hz. Peygamber'in ( sas) kendi döneminde İslam toplumunu akide, ibadet, tebliğ, eğitim, ahlak, hukuk, siyaset, ekonomi gibi çeşitli alanlarda; kısaca bireysel, toplumsal ve evrensel olmak üzere hayatın her alanında, yönlendirip yönetmede, Kur'an başta olmak üzere, esas aldığı ilke ve prensipler bütününün oluşturduğu bir ' zihniyet' veya ' dünya görüşü' dür"  ( M. Hayri Kırbaşoğlu, İslam Düşüncesinde Sünnet, Ankara Okulu Yayınları, s: 83)

Sünnet, bir anlamda dinin sosyolojisidir. Vahyi tarihle ve toplumla buluşturan ilk uygulamadır. Bu uygulamanın ilkelerini belirleme dinin doğru anlaşılması açısından ihmal edilemez. Sünnet, Kur'an'ın soyut ve genel ilkelerinin nasıl ve ne şekilde uygulanacağının ilk örneğidir. Sünneti ihmal etmek dinin toplumsal uygulamasını ihmal etmektir ki, doğuracağı sorular çok büyük olur. Çünkü sünnet, vahyin uygulanması anlamında ilk tecrübedir. Hiç kuşku yok ki, dinin doğru anlaşılması bu ilk tecrübenin doğru anlaşılması ile mümkündür.

Sünnet karşıtlığının kökeninde, dinin ilk ve doğru uygulamasını göz ardı ederek, yorumun önünü ardına kadar açmak ve bunun sonucunda İslam'ın mesajını belirsizleştirmek ve anlaşılmaz hale getirmek amacı yatmaktadır. Sünnet ihmal edildiğinde hermetik, batıni yorumun önüne geçilemez. Bundan dolayı Hz. Ali, kendini temsilen Haricilerle müzakereye giden temsilcisine , "Onlarla Kur'an üzerinden değil, sünnet üzerinden tartış" demiştir. Çünkü Haricilerin tamamına takımı Kur'an'ı ezbere biliyor ve istedikleri doğrultuda yorumluyorlardı. Kur'an'dan başka kaynak kabul etmeyen Hariciler, Hz. Ali'yi Kur'an'a aykırı davranmakla suçluyor ve tekfir ediyorlardı. Bu olay sadece Kur'an'ı tek kaynak kabul ettikleri iddiasında olanların da yanılabileceği ve teröre başvuracaklarının da örneği olarak karşımızda durmaktadır. Bu açıdan Kur'an ve sünnet bütünlüğü hayati derecede önemlidir.

Kuşku yok ki, Sünnet konusunda karşılaşılan temel sorunlardan biri uydurma hadis sorunudur. Uydurma hadislerin nasıl tespit edileceği konusunda çok sayıda çalışma yapılmış, ana prensipler tespit edilmeye çalışılmıştır. Uydurma hadislerin tespitinde metin tenkiti yönteminin esasları:

1- Hadislerin Kur'an ölçüsüne vurulması

2-Hadislerin, mütevatir, maruf ve meşhur Sünnetler ölçüsüne vurulması

3- Hadislerin Umumu'l - belva( Herkesi ilgilendiren ve herkesin bilmesi gereken bir konuda bir hadis, kalabalık bur grup tarafından değil de tek bir kişi - veya az sayıda kişi - tarafından nakledilmiş olursa kabul edilemez) kriterine göre değerlendirilmesi.

4- Kalabalık bir grup önünde cereyan eden bir olayın sadece bir kaç kişi tarafından rivayet edilmesi.

5- Hadislerin tarihi gerçeklere ters düşmesi ve anakronizm.

6- Hadislerin dil ve üslup açısından problem arz etmesi.

7- Hadislerin mübalağalı vaat veya tehditler ihtiva etmesi.

8- Hadisin önceki din, kültür ve medeniyetlerden İktibas edildiğini gösteren ipuçlarının olması.

9- Dış dünyada yaşanan gerçekliklere, tecrübe ve deneylere ters düşmesi.

10- Akıl ve mantığa ters düşmesi veya saçma olması.

11- Hadislerin siyasi, kelami, fıkhi, etnik vb. sürtüşme ve tartışmaların izlerini taşıması

12- Hadislerin mitolojik ve efsanevi unsurlar ihtiva etmesi.

13- Hadislerin bilimsel gerçeklere ters düşmesi.

14- Sezgisel olarak bir hadisin uydurma olduğunun tespiti.

15- Kıyas ve icmaa aykırılık

16- Bir hadisin farklı versiyonları arasında veya aynı konudaki farklı rivayetler arasında, giderilemez çelişkilerin bulunması. " ( Hayri Kırbaşoğlu, Alternatif Hadis Metodolojisi, Otto yayınları)

Uydurma hadislerin en çok kullanıldığı alanlardan biri de peygamber tasavvurudur. Bu tip hadisler üzerinden neredeyse asıl kimliğini gölgede bırakan ikinci bir peygamber tasavvuru ortaya çıkmıştır.

Kur’an’a ve sahih sünnete baktığımızda, ortada sahih bir peygamber tasavvuruna rastlarken, hadisler üzerinden bambaşka bir peygamber kimliği inşa edilmiştir. Hayri Kırbaşoğlu’nun işaret ettiği gibi “…sıra rivayetlere gelince, böylesi sağlıklı ve gerçekçi peygamber tasavvuruyla asla uyuşmayan, insanüstü, kutsal, kozmik ve mitolojik bir peygamber tasavvurunun rivayetlere egemen olduğu hemen dikkat çekmektedir.” (Hayri Kırbaşoğlu, Alternatif Hadis Metodolojisi, Otto yayınları,s: 399)

Ulemanın büyük bölümü bu tür hadislerin uydurma ve zayıf olduğunu belirlese de, özellikle tasavvuf kaynaklı eserlerde bu tür rivayetler fazlasıyla yer bulabilmiştir. Sağlıklı bir peygamber tasavvuru inşa edebilmek için Kur’an ve sahih sünnet ile uyumlu olmayan rivayetleri kritik etmek gerekmektedir.

Musa Bağcı, “Beşer Olarak Hz. Peygamber” adlı eserinde Hz. Peygamber tasavvurunun hangi rivayetler üzerinden üretildiği konusunda sağlıklı bilgiler vermektedir. “Hz. Peygamberi Beşerüstü Bir Şahsiyet Olarak Gösteren Rivayetlerin Değerlendirilmesi” bölümünde problemli rivayetlerin tetkikine geçilmiştir. Neticede bu bölümde araştırmacı, Hz. Peygamberin sünnetli doğduğu, onun aydınlıkta olduğu gibi karanlıkta da görebildiği, Süreyya’da on yıldız gördüğü, bunun da Allah’ın onun başının arkasında yarattığı bir görme hassasıyla gerçekleştiği, hatta onun iki omuzu arasında iki gözü olup elbisesinin altında bile arkasını görebildiği; gökte secde eden meleklerin izdihamı yüzünden gökteki gıcırdama ve çatırdamaları duyduğu, kısaca diğer insanların işitmediği bazı sesleri işitebildiğini, sesinin çok uzaklara ulaştığı ve bunun bir mucize olduğu,  sahabenin Hz. Peygamberin tıraş edilen saçlarını kutsal kabul edip paylaşamadığı, ihtilaf vukuunda bu saçları Hz. Peygamberin bizzat taksim ettiği, bazı sahabelerin bu saçlar sayesinde her savaşta muzaffer olduğu …” (Hayri Kırbaşoğlu, Alternatif Hadis Metodolojisi, Otto yayınları, s: 360-361)

Bu tip rivayetler neredeyse bütün eserlerin içine az ya da çok girerek İslam dünyasının her yerinde hadis adı altında okutulmaktadır. Bundan dolayı, sağlıklı bir dini anlayış oluşturmak için, bu dinin en önemli kişisi olan Hz. Peygamberi bütün gerçekliği ile ortaya koymak gerekir. Çünkü efsaneleşmiş ve bunun sonucunda mitolojik bir kahramana dönüşmüş bir Peygamberin sıradan insanlar tarafından örnek alınmasının imkanı yoktur.

Sünnet konusunda Ebu Hanife’nin anlayışı hepimiz için yol gösterici olmalıdır. " Bir kimse, ' Hz. Peygamberin her sözüne inanıyorum; fakat o yalan- yanlış söz söylemez ve Kur'an'a da muhalefet etmez"' derse, bu söz o kimsenin hem Hz. Peygamberi tasdik ettiği, hem de onu Kur'an'a muhalefetten tenzih ettiğini gösterir. Şayet Hz. Peygamber Kur'an'a muhalefet etmiş ve Allah adına asılsız şeyler söylemiş olsaydı, ' Peygamber bir takım sözler uydurup da bize mal etmeye kalkışsaydı, mutlaka onun takatimiz büsbütün keser, sonra da işini bitirirdim. O zaman hiç biriniz buna engel de olamazdı. ' ( Hakka / 44-47) mealinde ki ayetler uyarınca, Allah onu derhal bertaraf ederdi. Şu halde Hz. Peygamber Allah'ın kitabına muhalefet etmez; Allah'ın kitabına muhalefet eden kimse ise Allah Rasülü olamaz (...) Hz. Peygamberin dilinden Kur'an'a muhalif bir rivayette bulınan kimseyi reddetmek Peygamber'i reddetmek anlamına gelmez. Bu reddedip, Hz. Peygamber'den asılsız rivayette bulunan kimseye yöneliktir. Haliyle yalancılıkla itham da Hz. Peygamber'e değil, yine o kimseye yöneliktir. Biz işitmiş olalım ya da olmayalım, gerçekte Hz. Peygamber'e ait her sözün başımızın üstünde yeri vardır. Biz bu noktada hem iman eder, hem de Allah'ın Rasülünün sözüne aynıyla şehadet ederiz. Biz şuna da şehadet ederiz: Hz. Peygamber Allah'ın neyh ettiği bir şeyi emretmez. Allah'ın hükme bağladığı bir şeyi hükümsüz kılmaz. Allah'ın tavsif ettiği bir şeyi ona aykırı bir şekilde tavsif etmez. Yine biz şehadet ederiz ki Hz. Peygamber her konuda Allah'la muvafıktır. Nitekim O, bid'at denebilecek türden hiçbir şey yapmamış, Allah'ın sözüne kendisinden hiçbir şey katmamıştır. İşte bunun içindir ki Allah, ' Kim rasüle itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur'.( Nisa/ 80)" ( Ebu Hanife, Numan bin Sabit, el- Alim ve'l - Müte'allim / İmam Azam'ın Beş Eseri içinde/ çev: Mustafa Öz, s: 27)

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş