28 Şubat’ta İran’a karşı Amerika ve İsrail’in başlattığı savaş hâlen devam etmekte. Oysa savaşı başlatanlar birkaç gün içerisinde sonuca varacaklarını umuyorlardı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Savaşın başlamasına karar verenler ne zaman sonlanacağını belli ki hesap etmemişler. Galiba savaşı başlatanlar İran’ı Venezuela’ya benzetmişler. Oysa İran, Venezuela değil. Tarihi, medeniyeti, edebiyatı, çeşitli sanat birikimleri ve en önemlisi de tarihi kültürü ile farklı bir ülke. 3200 yıl önce Medler, 2500 yıl önce Ahamenişler (Pers İmparatorluğu) ve ardından Sasaniler, Safeviler ve Kacar hanedanlığına ev sahipliği yapmış, bugün için 1 milyon 648 km’lik toprak bütünlüğüne sahip 92 milyon nüfusu olan bir ülke.
Savaş niçin başlamıştı?
28 Şubat öncesi Netanyahu-Trump görüşmesinin ardından 28 Şubat’ta Trump “destansı öfke” parolasıyla savaşı başlattı. 28 Şubat sabahı Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly, savaşın detayları ile birlikte iki lider arasındaki görüşmenin özet detaylarını basınla paylaştı. Bunlar; “İran’ın balistik füze üretme kapasitesini sonlandırmak, İran donanmasını yok etmek, İran’ın bölgedeki müttefiklerinin silahlanma ve silahlandırma kapasitesini yok etmek, nükleer silah edinmesine mani olmak.” şeklindeydi. İsrail ise, bunların dışında, savaşın öznesi diyebileceğimiz ve Mossad’ın verdiği rapora dayanarak, “Halkı ayaklandırarak rejimi yıkma” konusunu önceledi. Bu bağlamda Mossad Başkanı David Bernea Netanyahu’ya kapsamlı bir rapor sundu. Mossad’ın beklentisi öncelikle Kürt unsurları ile Zahedan bölgesindeki Belucileri ayaklandırmaktı. Amerika aslında bu yaklaşıma sıcak bakmadı ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Amerika Dışişleri Bakanı Rubio’yu herhangi bir Kürt grubuna destek vermemeleri konusunda uyardı.
Amerika ve İsrail ikilisi İran’a saldırırken başta Türkiye olmak üzere Çin faktörünü belli ki hesap etmemişler. Oysa Çin’in, bölgede ve hele de Hürmüz Boğazı etrafında her türlü savaşa karşı olduğu bilinmektedir. Zira Çin petrol ve doğal gazın %54’ünü Hürmüz Boğazı’ndan ithal etmekte. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping enerji güvenliği noktasında zaten endişeleri olan birisi. O nedenle Çin ekonomisinin dayandığı küresel ticaret altyapısındaki darboğaz noktalarında ABD’nin hakimiyetinden hep endişe duymaktaydı. Dolayısıyla direkt olmasa da dolaylı yoldan Körfez’in güvenliğine yönelik tehdit ve savaşlara karşı bigâne kalamaz ve de kalmamaktadır.
İran bu badireyi atlatacak mı?
Kuşkum yok. Gerek 1979 devrim öncesi gerekse sonrasında birçok badire atlattı. Kaldı ki günümüz, ne 1953 Musaddık dönemi, ne de 1980-1988 İran-Irak Savaşı’nın yaşandığı dönem. Amerika-İngiltere ikilisi, tıpkı bugün olduğu gibi, Başbakan Musaddık’ın millileştirdiği petrol havzalarına sahip olmak için İran halkının oyu ile iktidara gelen Musaddık’a karşı yaptıkları darbe günleri geride kaldı. Keza İran İslâm Devrimi’nin hemen ardından (22 Eylül 1980) Saddam’ı harekete geçirerek başlattıkları savaş günleri de geride kaldı. Adı geçen savaşta da neredeyse yedi düvel İran’a karşı birleşmişlerdi. Sekiz yıl süren savaşın galibi yoktu, ama, savaştan onurlu bir şekilde çıkan İran vardı. Amerika o savaşta da önce Irak’a vekâlet savaşı yaptırdı, ardından da bizzat savaşa kendisi iştirak etti. Etti de ne oldu? Rejimi mi, devleti mi yıktılar? Hayır. Zaten Amerika bugüne kadar yaptığı istilâ ve savaşların hiçbirini kazanamadı. Aslında Amerika ve İsrail gibi devletler nevzuhur devletlerdir. Yani köksüz derme-çatma devletlerdir. Bunlar köklü Türkiye ve İran gibi devletlerle asla boy ölçüşemezler. Amerika’nın işgal ve savaş şeceresi ortada, Vietnam mağlûbiyet ve rezaleti bilinmekte.1956-1975 arasında gerçekleşen Vietnam Savaşı, Kuzey Vietnamlıların Saygonu ele geçirdiklerinde Amerika’nın son helikopteri son Amerikalıyı tahliye ederken Amerika’nın asker kaybı 58.220 idi. Irak, Afganistan işgal ve rezaletlerini bilmem anlatmaya gerek var mı?4 Kasım 1979’daki Amerika’nın Tahran Büyükelçiliği işgali 444 gün sürmüştü. Elçilik görevlilerini kurtarmak için başlattıkları operasyonda kayıplarını bile alamadan kaçtılar. Şunu demek istiyorum, Amerika ve İsrail bu topraklardan çıkmaz, çıkartılır. Trump’ın ikide bir de: “Savaş bitti, biz kazandık, İran’da rejimi değiştirdik, bizimle barışmak istiyorlar, harika bir hediye verdiler.” gibi sözlerinin hiçbir kıymeti yok. Zaten kendi kamuoyu da, dünya kamuoyu da Trump’ın sözlerini kâle almıyorlar. Ha! Unutmadan söyleyeyim, her şeye rağmen Amerikan müesses nizamı Trump’ı üç yıl daha taşıyamaz. Sanıyorum Trump için nihai vade Kasım seçimleri sonrasıdır.

Ateşkes yakın mı?
Amerika sürekli yalan söyleyerek ateşkesin yakın olduğunu vurguluyor.15 maddelik ateşkes teklifini İran’a bildirdiğini söylüyor. İran ise açık ve net olarak bu teklif maddelerini reddetmektedir. Zira İran şu an itibarıyla avantajlı konumda. Sadece füze üstünlüğü değil, aynı zamanda Hürmüz’ü de bir silah olarak kullanıyor. Hatta Hürmüz silahı füze silahından daha güçlü. Çünkü füzeler İsrail’i, Amerika’yı ve bir de bu ikisine yandaş olanları etkiliyor. Ama Hürmüz bütün dünyayı ekonomik olarak etkiliyor. Şu an itibarıyla 630’u petrol ve kimyasal madde yüklü olmak üzere 1900 gemi Hürmüz civarında atıl halde beklemekte. Zaferler sadece silah gücüyle kazanılmıyor. Bu durumda dünya ticaret baronları her geçen gün Hürmüz nedeniyle Amerika’ya baskıyı artıracaklardır.
Ateşkes konusunda Amerika 15 maddelik bir tasarı sundu. Kısaca bunların öne çıkan maddeleri: İran’ın nükleer kapasitesinin tamamen ortadan kaldırılması, zenginleştirilmiş uranyumun Atom Enerji Kurumu’na devri, Natans, İsfahan ve Fordow nükleer tesislerinin imhası, Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması, İran’ın vekalet güçleri stratejisinden vazgeçmesi gibi öneriler sundular. İran ise hem bu teklifi reddetti hem de yedi maddelik kendi önerisini ortaya koydu. Bunlar: Körfez ülkelerinde bulunan tüm Amerikan üslerinin kapatılması, savaş tazminatının ödenmesi, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden ücret alınması (Süveyş Kanalı’nda olduğu gibi),savaşın yeniden başlamayacağına dair güvence verilmesi, Lübnan Hizbullah güçlerine yönelik saldırıların derhal durdurulması, İran’a uygulanan tüm yaptırımların sonlandırılması, füze programlarının herhangi bir sınırlama getirilmeden devamına izin verilmesi.
Ateşkesin anlaşarak sonlanması pek mümkün gözükmüyor. Muhtemelen Amerika; Vietnam’dan, Irak’tan, Afganistan’dan kaçtığı gibi Körfez’den de kaçacaktır. Trump’ın söylemleri bunu düşündürüyor. Amerika bölgeye 2500 deniz piyadesi ile 82.İndirme Tümeni'nden 3000 askeri getireceğini söylüyor. Gelmesine gelirlerde nasıl giderler, o belli olmaz. Zira Amerika bu deniz piyadelerini 1982’de Beyrut’a da indirmişti, ama, onları ancak Lübnan’dan tabutlarla çıkarabilmişti. İran, bu yeni misafirlerini Harg Adası'nda, Ebû Musa Adası'nda beklemekte!
İran bu kez 24 Haziran tuzağına düşemez, üstelik de başta rehber Hamaney olmak üzere birçok değerlerini kaybettikten sonra ateşkese yanaşması zor gözüküyor. Üstelik de İsrail’in nefesinin daraldığı bir zamanda ona nefes alma imkânı verme lüksü de yok. Başkalarının başlattığı savaşta avantajı yakalayan İran, belki de ilk defa İsrail’i köşeye sıkıştırma imkânını yakaladı. Sonuç olarak şunu ifade edebilirim ki bu savaşın galibi olmasa da mağlûbu belli olmuştur. Bunlar: İsrail, Amerika ve BAE’dir. Elbette hiçbir savaş biteviye devam etmez. Bu savaşın da sonu gelecektir. Zira şu an itibarıyla Amerika’da gerek demokrat senatörler gerekse cumhuriyetçiler Trump’a savaş nedeniyle ve kara birliklerinin gönderilmesi nedeniyle karşı çıkmaktalar. Trump, durup dururken İran’ın elektrik santrallarına yönelik saldırıları durdurduğunu söylemiyor. Derdi acaba İran, Trump’ın Körfez’den sözde zaferle çıkmazına müsaade eder mi? Bunun da sonuçlarını yakında görürüz, sanıyorum.
İsrail’e gelince... Onun da geleceği Amerika’ya, dolayısıyla İran ile olan sürece bağlı. Kimse zannetmesin ki İsrail’in ve onun katil yöneticilerinin yaptıkları yanlarına kâr kalacak. Kalmayacak! Masumların kanlarının hesabı elbette sorulacak; Mescid-i Aksa’nın kapatılmasının bedelini elbette ödeyecekler. Görelim, Mevlâ neyler, neylerse güzel eyler.
sarslantas46@hotmail.com
28 Mart 2026
40 günün gösterdiği gerçek I Hamza Er
09.04.2026
İSRAİL SONA YAKLAŞIYOR - Mehmet Taşdöğen
19.03.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Eleştiri ve Ahlak YUSUF YAVUZYILMAZ 11.04.2026
Mezhebin Kadar Savaş! DERVİŞ ARGUN 13.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026