metrika yandex
  • $45.15
  • 52.31
  • GA49900

Haberler / Yorum - Analiz

Amerikan Hegemonyasının Çöküşü Başladı|Mehmet Taşdöğen

22.03.2026

 

Analiz / Haber-Yorum – 18 Mart 2026

Körfez’den ve İsrail’den yükselen dumanlar her şeyi değiştirdi. Washington’ın on yıllardır süren "yenilmezlik" efsanesi artık yerle bir oldu. 2026 baharında dünya, diplomasinin sustuğu karanlık bir eşikte duruyor. Bu yeni dönemde ABD, müttefiklerini birer "dost" olarak görmüyor. Onlar artık sadece güvenlik hizmeti alan birer "müşteri" konumunda. Trump yönetimi, sıkıştığında müttefikini ateşe atmaktan çekinmiyor. Harg Adası örneğinde görüldüğü gibi, müttefikler sadece birer "kullan-at" aracı olarak kullanılıyor. Amerikan güvencesinin kağıt üzerinde kaldığı bu tabloda, halklar da artık isyan ediyor. Londra’dan Tokyo’ya kadar milyonlar, bu tehlikeli oyunun bir parçası olmayı reddediyor.

Dimona Savunma Hattı Resmen Çöktü

İsrail askeri makamları, nükleer tesislerin kalbi sayılan Dimona ve Arad bölgesindeki savunma kalkanı için resmi soruşturma başlattı. Dünyanın en yoğun hava savunma ağına sahip bölgesine İran hipersonik füzelerinin  tam isabet kaydetmesi, ABD-İsrail ortak teknolojisinin dokunulmazlık masalını bitirmiştir. Bu soruşturma, "aşılmaz" denilen sistemlerin bizzat kullanıcıları tarafından sorgulandığı bir dönemin tescilidir.

Amerikan Barışı Okyanuslarda Sona Erdi

Modern savaşın bir "iş modeli" olduğunun en somut kanıtı, USS Abraham Lincoln uçak gemisi etrafındaki derin belirsizliktir.

Geminin isabet aldığına dair sarsıcı iddialar, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana okyanuslarda hüküm süren "Amerikan Barışı"nın (Pax Americana) denizdeki cenaze törenidir. 5.000 kilometre menzilli füzelerin devreye girmesiyle, dev uçak gemileri için artık sığınılacak bir "güvenli bölge" kalmamıştır. Okyanusun derinliklerine kaçmaya çalışan bir devin, bu menzil karşısında çaresiz kalması küresel ticaretin dokunulmazlık zırhını parçalamıştır. Bu stratejik kırılma petrolü 120 dolar bandına taşırken, fırlayan sigorta primleri Batı ekonomilerini stagflasyon kabusuna hapsetmiştir. Artık hiçbir sermaye grubu Washington’ı güvenli bir liman, Amerikan donanmasını ise bir koruma kalkanı olarak görmüyor

İran Direnişi Siyonist Planı Bozdu

Washington ve Tel Aviv’in sarsılmaz Siyonist ideoloji üzerine kurduğu "hızlı zafer" planı, İran’ın asimetrik yanıtıyla bir stratejik bataklığa dönüştü. Devasa ordulara karşı geliştirilen düşük maliyetli ama yüksek etkili teknoloji birimleri, ABD-İsrail ittifakının askeri üstünlük teorilerini altüst etti. Bu direnişin en sarsıcı hamlesi, nükleer tesislerin kalbi sayılan Dimona ve Arad bölgesine yapılan doğrudan füze atağı oldu. Dünyanın en yoğun hava savunma ağıyla korunan bu bölgeye hipersonik füzelerin tam isabet kaydetmesi, Batı'nın teknolojik "dokunulmazlık" zırhını fiziksel olarak parçaladı.

Mücteba Hamaney’in hızla yönetimi devralmasıyla sağlanan siyasi irade, bu askeri başarıyı Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılmasıyla bir ekonomik silaha dönüştürdü. Boğaz’daki bu kilitlenme ve nükleer tesislerin vurulabilir olduğunun kanıtlanması, Siyonist stratejinin maliyetini küresel bir iflas noktasına taşıdı. Bu hatalı stratejinin bedelini ise bugün sığınaklarda yaşamak zorunda kalan ve topyekün bir ekonomik çöküşle yüzleşen İsrail halkı ödüyor

Pentagon Artık Bir Savaş Bakanlığıdır

Trump yönetimi, Ocak 2025'ten bu yana federal hükümeti radikal şekilde dönüştürdü. Bu dönüşümün en sarsıcı adımı, Pentagon’un fiilen "Savaş Bakanlığı" (Department of War) unvanına dönüştürülmesi oldu. Bu değişim, "savunma" kavramının getirdiği ahlaki kısıtlamaların saldırgan bir mantığa feda edilmesidir. Artık ordu, müttefiklerden zorla "güvenlik bedeli" tahsil eden bir gelir kapısı olarak kurgulanıyor.

Trump Müttefiki Ateşe Atıyor

Emperyalist diplomasinin en kirli yüzü Harg Adası operasyonunda açığa çıktı. Trump, adadaki yıkımın sorumluluğunu "İsrail vurdu" diyerek doğrudan müttefikinin omuzlarına bıraktı. Bu hamle, müttefiklerin sadece risk anında ateşe atılabilecek birer "araç" olduğunu tescilledi. Bu ihanetin bedelini ise sığınaklarda yaşayan ve ekonomik çöküşle yüzleşen İsrail halkı ödüyor.

48 Saatlik Ültimatom Çaresizlik İtirafıdır

Trump’ın "İran 48 saat içinde Hürmüz Boğazı’nı açmazsa, en büyük enerji kaynaklarından başlayarak vuracağız" çıkışı, sahadaki askeri acziyetin açık bir itirafıdır. İran’ın askeri gücünü haritadan sildiğini iddia eden bir yönetimin, boğazı açtırmak için sivil enerji altyapısını rehin alması büyük bir çelişkidir. Bu şantaj, "yenilmez ordu" imajının yerini "çaresiz bir enerji korsanlığına" bıraktığının tescilidir. Petrolü 150 dolara koşturan bu tehdit, küresel ekonomiyi geri dönülemez bir karanlığa ve topyekün bir imha sürecine sürüklemektedir

Batı Medyasında Büyük Panik Başladı

Batı basını, operasyonun başında kullandığı steril dili terk ederek sert eleştirilere yöneldi. 22 Mart 2026 sabahı itibarıyla The New York Times, Trump’ın "sonu gelmeyen bir bataklığa" girdiğine dair analizler yayımlıyor. Londra merkezli The Guardian ise durumu "uluslararası hukuku bitiren bir suç" olarak tanımlıyor. Bu keskin dönüş, ABD'nin bölgedeki kontrolü kaybettiğine dair somut verilerden kaynaklanıyor.

Halklar Amerikan Savaşını Reddediyor

Washington müttefiklerini "müşteri" olarak görürken, bu ülkelerin halkları "açık hedef" olmayı reddediyor. 21 Mart Cumartesi günü itibarıyla Londra sokakları "Bizim Savaşımız Değil" sloganlarıyla inliyor. Benzer şekilde, Tokyo’da binlerce Japon, ülkelerinin bir Amerikan "uçak gemisine" dönüştürülmesine karşı sokağa döküldü. Bu protestolar, müttefiklik sisteminin toplumsal meşruiyetini yitirdiğini kanıtlıyor.

Washington’da Yeni Vietnam Korkusu Başladı

Trump’ın "tek adam" operasyonlarına karşı Cumhuriyetçi kanatta bile yüksek sesli itirazlar yükseliyor. "Başkasının savaşı için neden milyarlarca dolar harcıyoruz?" sorusu, maliyetin devasa bir deliğe dönüştüğünü kanıtlıyor. Amerikan halkı, sonu gelmeyen ve başarısız bir "yeni Vietnam" bataklığı korkusuyla uyanıyor.

Küresel Güvenlik Masalı Artık Bitti

Diplomasinin dışlandığı bu yeni düzen, aslında ABD emperyalizminin genetiğinde var olan "ezme ve ibretialem için sergileme" mantığının son perdesidir. Vietnam’dan Ebu Gureyb’e uzanan sistematik vahşet mirası, Trump ile birlikte artık maske takma gereği duymayan çıplak bir saldırganlığa dönüşmüştür.

Ancak bu kez "güç gösterisi" olarak dünyaya servis edilen görüntüler, artık sahibini bile koruyamayan bir sistemin iflasını belgelemektedir. Londra sokaklarındaki toplumsal başkaldırı, Dimona’daki teknolojik bozgun ve Hürmüz’deki ekonomik kilitlenme; on yıllardır dünyayı korkuyla esir alan o "Amerikan dokunulmazlık" illüzyonunu parçalamıştır. Yaşananlar sadece bir liderin hatası değil, kendi yarattığı vahşet ve sömürü döngüsünde boğulan küresel bir sistemin kaçınılmaz çöküşüdür. Bu kontrolsüz yıkım, emperyalizmin "ya bendensin ya yok olursun" tehdidinin artık sahada karşılık bulmadığı yeni bir dünyanın kapılarını aralamaktadır.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Atahan | 22.03.2026 14:09
Çok güzel bir yazı elinize sağlık