istikamet sahibi olmak
bir gün içinde verilen ve biten ani bir karar değildir
uzun bir yürüyüştür
sabırla yoğrulan bir yöneliştir
kalbin defalarca toparlanıp
aynı kıbleye yeniden dönmesid
on altı yıl önce çocuklarımla
karadan umre yoluna düştüğümde
bunu derinden hissetmiştim
şimdi ramazan eşiğinde
torunları da yanıma alarak yine umre için yollardayım
yıllar geçti
ama hakikat değişmedi
dost
istikamet en çok yolda öğrenilir
çünkü yol insanın içindeki eğrilikleri ortaya çıkarır
aceleyi gösterir
sabırsızlığı ele verir
niyetin ne kadar sahici olduğunu yüzüne vurur
uçak seni menzile ulaştırır
ama yol seni kendine ulaştırır
özellikle çocuklar için
karadan yapılan yolculuk özelde umre yolculuğu
bir coğrafya gezisi değildir
bir terbiye dersidir
bir bekleyiş ahlakıdır
bir yön bulma talimidir
kilometreler ilerledikçe
insan anlar
dost orada mısın?
istikamet
haritada değil
kalpte çizilir
işte burada kapı çıkar karşımıza
kapı deyip geçmeyin
çünkü istikamet sahibi olan
en çok kapıda belli olur
kapı sadece bir giriş değildir
kapı bir imtihandır
kapı bir niyet beyanıdır
kapı insanın iç dünyasının ilk cümlesidir
nasıl ki kur’an’ın kapısı fatiha’dır
her yolculuğun
her evin
her şehrin
bir fatiha’sı vardır
fatiha’yı anlamadan kitaba girilmez
rahmet sahibine sığınmadan
din gününün malikine boyun bükmeden
yalnız senden ister
yalnız sana yönelirim demeden
o kapı açılmaz
sapıtan ve gazaba gidenlerin çaldığı kapı farklıdır.
nitekim bir sayfa sonra
bakara’nın ilk ayetlerinde başında
fatiha’da edilen duaya ve yönelişe karşılık
Allah “bu kitabın sakınanlar için rehber” olduğunu söyleyerek bu eşsiz güzellikteki şehre giriş izni vermiştir.
işte istikamet tam burada başlar
insan kapıya nasıl geldiğiyle ölçülür
nasıl durduğu ile tartılır
nasıl girdiği ile tanınır
ecdat bunun için olsa gerek
medreselerin kapısını taşı hamur gibi yoğurmuş, işlemiş ve eşsiz bir medeniyete girildiğinin ilk habercisi yapmıştır.
daha içeri girmeden bile
eşiği adeta konuşturmuştur.
bu kapıdan girenlerin
yürüyüşü değişir
sesi kısılır
kalbi toparlanırdı
çünkü kapı
istikamet talep ederdi
dost
müslüman evi de kapısından tanınır
kapıya asılan yazıdan söz etmiyorum
“mülk allah'ındır “
levhasından hiç söz etmiyorum
ama içeri giren biri
orada bir kıble düzeni hissetmeli
evin mahremiyetinde
yerleşiminde, dizaynında
sükûnetinde
bir yön duygusu olmalı
çünkü ev dediğin şey
duvarların değil
istikametin mekanıdır
eğer modern zamanlarda
doğudan batıya dindar veya dinsizin evleri,
aynı kalıptan çıkmış gibi
kes yapıştır bir benzerliğe dönmüşse
sormamız gereken soru şudur
kalpteki kıble
neden 4 duvar arasına yansımıyor?
ve ülkeler…
inan dost
bir memleketin istikameti
en önce sınır kapısında görünür
nutuklarda değil,
eşikte belli olur
yıllar önce
kafir esed zamanında
suriye kapısında bunu acı şekilde görmüştüm
daha içeri girmeden
rüşvet kapının koluna yapışmıştı.
şimdi yıllar sonra
yine aynı yoldayım
torunlarım yanımda
karadan ramazan umresi için
aynı sınıra vardığımda dost
daha pasaport uzatmadan
gönlüme düşen şey:
kapı değişmişti. esed zaliminin izi, gölgesi kalkmış ve
yüzünde secde izi olan simalar karşıladı
“size zorluk yok” cümlesi gönüllerimizi ısıttı...
bakışlarda merhamet
sözler kısa ama doğru
kimse el uzatmıyor cebine
bir diriliş önce kapıda başlar
evet
istikamet sahibi bir ülke
en önce eşiğini düzeltir
kapı emaneti koruyorsa
içeride hayat vardır
kapı doğruysa
şehir henüz ölmemiştir
ökkeş araya girdi
ve şunu da sen unutma mustafam dedi
insan kıbleye dönmeden önce
mutlaka bir kapıya dayanır
o kapıyı edep ile çalanlara
yol açılır.
dedi ve sustu...
paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!
Suriye, Gaziantep'te konsolosluk açacak
14.02.2026
Nijer: Savaşa hazırlanıyoruz
14.02.2026
cennet’ten notlar ay’ı RESUL UZAR 20.02.2026