metrika yandex

Haberler / Kültür - Sanat

Karnavaldan Romana- Mihail Bahtin-Ayrıntı Yayınları -Derleyen:Harun Aykaç

21.03.2021

Karnavaldan Romana, Gülmenin Tarihinde Rabelais:

Ayrıntı Yayınları

Bahtin, Mihail.

Derleyen:Harun Aykaç

Gülmenin Tarihinde Rabelais

Rabelais’in anlaşılması, etkisi ve yorumlanması dört yüz yıllık gülme tarihi ile ilişkilidir.

O kaderin bir cilvesidir ki yaşadığı on altıncı dönemde çağdaşları tarafından anlaşılan ve değeri bilinmiş bir insandır. Bunu on altıncı ve on yedinci yüzyılın ilk çeyreğinde eserlerinin basılmasından anlıyoruz. Onun eserleri hümanist çevrelerde, saray çevrelerinde ve yüksek burjuvazide de etkili olmuş ve taraftar bulmuştur. Ünlü tarihçi Etienne Pasquier, Ronsard’a yazdığı bir mektupta onun için şöyle der: “Aramızda, Rabelais’nin Gargantua ve Pantagruel’de zekice komiklik yaparak (en folastrant sagement) halkın sevgisini ne kadar çok kazandığını (gaigna de grace parmy le peuple) bilmeyen yok.”

Kendi döneminde neredeyse bütün düzyazı yazarları tarafından (Bonaventure Des Pèriers, Noël du Fail, Jacques Tahureau vb.) taklit edilmiş ve sevilmiştir. Ayrıca dönemin tarihçileri ve Protestanlık savunucuları ve risalecilerince de dikkate alınmıştır.

Rabelais başarı ve itibarını Pantagurel’in basılmasından sonraki birkaç ay içinde elde ettiğini ifade edebiliriz.

Rabelais eserlerindeki güçlü yapısı ve başarısı ile çevresini ve kendisinden sonra gelenleri etkilemiştir.

Rabelais, on altıncı yüzyılda etkisini hissettirerek on yedinci yüzyılda da şen şakrak ve eğlendirici olarak etkisini his ettirmiş. On altıncı yüz yılın sonunda yüksek edebiyatın sınırları dışına itilmiş. Montaigne Denemeler’inde : “Şahsen, beni eğlendiren eğlenceli ve hafif kitapları veya içimi rahatlatıp bana hayatımı ve ölümümü nasıl düzenleyeceğim konusunda öğütler veren kitapları beğeniyorum en çok.”(1. Kitap, 38. Bölüm)

Rabelais, çağdaşlarının gözünde iç rahatlatan ve öğüt veren biriydi. Rabelais, Cervantes ve Shakespear gülme tarihinde önemli bir dönüm noktasını temsil ediyorlar. 

Rönesansa göre gülme anlayışı: Gülmenin derin bir felsefi anlamı var. Bir bütün olarak dünyaya, insana ve tarihe ilişkin temel hakikati var. Dünya yeni bir şekilde görülür. Ciddi bir bakış açısından daha derinsizlik değil.Dünyanın bazı temel yönlerine ancak gülme ile varılabilir.

Rönesans döneminin gülme kaynakları:
1. Hippokrates, gülmenin şifa verici gücü
2. Aristoteles, “Tüm canlı yaratıklar arasında yalnızca insana bahşedilmiştir gülme.” Bu yorum aynı zamanda Rabelais’nin Gargantua’ya giriş şiirinin son dizelerini oluşturur:
“Gözyaşındansa gülme hakkında yazmak daha iyi, zira gülme insanın doğasında var.”
3. Lucianus, özellikle de Lucianus’un ölüler krallığında gülen Menippos imgesidir. Rabelais üzerinde daha doğrusu Pantagruel üzerinde temel bir etkiye sahiptir.

En köklü, en evrensel ve neşli biçimi ile gülme, Rönesans döneminde, folk kültürünün derinliklerinde doğdu. Tarihte bir kereliğine, elli altmış yıllık bir dönem boyunca ortaya çıktı. Halka özgü (bayağı) diliyle yüksek edebiyat ve yüksek ideoloji alanına girdi.

Boccaccio’nun Decameron’u, Rabelais’nin ve Cervantes’in romanları, Shakespeare’in piyesleri ve komedileri dünya edebiyatının baş yapıtlarının oluşumunda temel rol oynadılar. 

Ortaçağın feodal ve teokratik düzeninin çözülmesiyle bir takım başka etkenlerle birlikte resmî ve gayr-ı resmî alanların kaynaşmasına katkıda bulundu. Yüz yılların birikimi folk mizah kültürü artık edebiyatın ve ideolojinin yüksek düzeyine çıkıp döllenebilirdi. Daha sonra mutlak monarşi ve yeni resmi düzenin oluşum dönemlerinde, folk mizahı türler hiyerarşisinin daha düşük bir düzeyine düştü. Burada yerleşip yaygın köklerinden koptu, ucuzladı, daraldı ve yozlaştı.

Bin yıllık folk mizahı aniden Rönesans edebiyatına girdi. Bu bin yıllık edebiyatı güçlendirmekle kalmayıp kendisini de hümanist bilgi ve ileri edebiyat telkinleriyle pekiştirdi. Örnek Rabelais’de Ortaçağ soytarısının konuşmasını ve maskesini, folk ve karnaval ve jestlerini görürüz; hepsi de hümanist ilimle, hekimin bilimi ve pratiğiyle, politik deneyimiyle birleşmiştir. Başka bir ifadeyle Ortaçağ gülmesi, gelişiminin Rönesans aşamasında yeni bir özgür ve eleştirel tarihsel bilincin ifadesi oldu.

Kitapta ifade edildiği gibi gülme, Ortaçağ’da dinsel kültten, feodal tören ve tüm yüksek spekülasyonlarından dışlanmıştı.

Hıristiyanlık daha ilk dönemlerinde gülmeyi yasaklamıştı. John Chrystostom şakalar ve gülmenin Tanrı’ya değil Şeytan’a ait olduğunu bildirmişti.

Ama resmî kilise ideolojisinin bu hoşgörüsüz ciddiyeti, daha sonra gülme ve jestleri meşru kıldı. Böylece, resmî biçimlere paralel saf gülme biçimleri meyadana getirildi.

Antikten miras kalan belirli dinsel törenler ve pagan kültürlerden etkilendi. Saf gülme ayinlerine izin verilmeye başlandı. Özellikle deliler bayramı St. John yortusunda icra ediliyordu. Daha sonraları yarı resmî şekilde devam etti ve Ortçağın sonunda kiliselerde tamamen yasaklandı. Ancak sokaklarda ve meyhanelerde var olmaya devam etti. 

Deliler bayramının neredeyse tüm ritüelleri, muhtelif kilise ritüelleri ve simgelerin grotesk aşağlanışıdan ve maddi bedensel düzeye indirgenmesinden ibarettir. Sunakta yiyip içme, içkili alemler, açık saçık jestler, soyunma.

Hatta bu kutlamlar için Paris İlahiyat Fakültesinde genelgesinde yortu için özel bir savunma yayınlanmıştı. Bunun Hıristiyanlığın ilk döneminde var olduğunu savunuyorlardı. Böylesine neşeli bir eğlence “ikinci doğamız olan ve insanda içkin gibi görünen delilik kendisini en azından yılda birkaç kez özgürce açığa vurabilsin diye” gereklidir. Belirli günlerde çılgınlığa izin vermemizin nedeni de bu, böylece Tanrı’ya daha büyük şevkle hizmet etmeyi sağlar.

Bu dikkat çekici savunma, delilik ve çılgınlık, yani gülme, doğrudan doğruya “insanın ikinci doğası” olarak tanımlanır, yekpare Hıristiyan kültü ve ideolojisiyle karşıtlığı ortaya konur.

Ortaçağ’ın başlarında folklorik gülme yalnızca orta sınıfa sızmakla kalmayıp, kilisenin en yüksek çevrelerini de etkisi altına almıştır.

Deliler bayramı gibi Eşek bayramı kutlamaları da yapılmakta. Paskalya gülmesi, yapılan şakalar ve anlatılan öyküler bedensel yaşamla ilgili ve karnaval tipinde oluyordu.

Bayram günlerinde kutsala ilişkin neşeli parodilere izin veriliyordu. Bayram günü boyunca gelenek gereği gülme ve şakalara yer veriliyordu. Tanınan ayrıcalıklar eğlenceler için tamamen geçerliydi. Öncelikle, sofuca ciddiyetin ağır zincirlerinden kurtuluyorlardı ve böylelikle kendilerini özgür hissediyorlardı.

Sade halk konuşmalarının yanında gayr-i resmî tüm konuşmalarda da bedenin alt kısmı ile ilgili imgeler ruhbanlar arasında da kullanılmıştır.
Sonuç olarak denilebilir ki, Rabelais yapıtları ile hem dönemine hem de döneminden bu zamana kadar birçok yazar çizer üzerinde gülme ile ilgili çalışmalarda  etki yapmış velud bir yazardır.

Harun Aykaç-Hertaraf Haber Kültür Sanat Servisi

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş