metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500
Yolcu

yürümeyen, yazgısını eksik yaşar

MUSTAFA AKMEŞE
23.04.2026


yolda olduğunu unutulup, durup eğlenenler, durdukları kapının
verdiğine, getirdiğine razı olanlardır.

bu rızalık/kabulleniş bir tevekkül değildir.
takva hiç değildir.

olsa olsa kifayetsiz, bir o kadar cahil ve tembel bir aklın kuruntularıdır.

geri kalmışlığı, fukaralığı, yanan ve yıkılan bir coğrafyayı,
yenilmişliği kader diye kabullenmek;
kapı önünde bulduğuna razı olup dili dışarıda soluyanın bir ruh hâlidir.

dost, yolu unutmak insanın kendisini unutmasıdır.

durup oyalanan, aslında durduğu kapının merhametine değil;
kendi acziyetine sığınandır.

çünkü hakikat şudur:
kapıların önünde bekleyen değil,
yeni kapıları arayan insan yazgısını büyütür.

bugün nice insan,
yıkılmış şehirlerin küllerini kader diye yutuyor.
açlığı, suskunluğu, zilleti… “rabbim böyle dilemiş” diyerek kabulleniyor.

oysa bu söz, çoğu zaman hakikatin değil; korkunun dilidir.

hatırla dost! okuyup durduğumuz aziz kitaptaki, çölde, kavurucu yalnızlığın ortasında bırakılan o kadın var ya!
bir siyahi köle, bir anne… bir başına ve çaresiz…

ama o, sadece razı olmadı.

“ey İbrahim!” diyordu annemiz…
“beni ve oğlun İsmail’i ıssız çöle bırakmanı Rabbim dilemişse
yolun açık olsun…”

razı olurken yürüdü. teslim olurken aradı. kuru bir bekleyişle değildi.
kesinlikle…

ter içinde, çölün kızgın kumuyla yanmış ayaklarıyla çaldı inandığı Rabbin kapısını.

işte sır burada saklıdır:
teslimiyet, hareketsiz bir kabulleniş değil;
yüreğinle yürüyerek “buradayız” demektir.

safâ ile merve arasında gidip gelen bir annenin nefesi,
bugün milyonların ibadetine dönüşüyorsa,
bu; gözyaşının değil, gayretin kutsanmasıdır.

ey yolcu,
bu yaşananı kader diye kabullenip durmak yok.
kaderin içine yürümek var.

çünkü kader, çoğu zaman yürüyene açılır.
arayana görünür. ısrarla kapıyı çalana cevap verir.

unutulmamalı, zemzem; bekleyenlerin değil,
topuğunu yere vuracak kadar arayanların nasibidir.

karanlık kuşattığında, bir kapıya mahkûm kalındığı sanıldığında…
durulmaz.

çünkü Rab tek bir kapı vermez.
arandıkça çoğaltır.
yüründükçe açar.
çalındıkça cevap verir.

ve bilinmeli ki;
rıza, varılacak insan için en önemli duraktır.

ama o durağa giden yol,
alın terinden, sabırdan ve arayıştan geçer.

yol’a düşülür ki,
yazılmış olanla yüzleşilsin.

yol’a düşülür ki,
yazılanın aslında yürüyüşle şekillendiği idrak edilsin.

çünkü hakikat şudur ey dost:
yürümeyen,
yazgısını eksik yaşar.

paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!

 

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş