Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla
1- Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’adır. 2- Rahman, Rahim ve 3- Din Günü’nün sahibi 4- sadece sana kulluk eder, senden yardım dileriz. 5- Bizi doğru yola ilet. 6- Nimet verdiklerinin yoluna. Gazap edilmiş ve sapmışların yoluna değil.
Sure, Mekke’de, Müddesir Suresi’nden sonra nazil olmuştur. Yedi ayettir. Kur’an’ın girişinde ve adeta onun bir önsözü mahiyetinde olduğu için “açıcı” anlamına gelen Fatiha kelimesi ile isimlendirilmiştir. Ayrıca “Umm’ul-Kitab”, “el-Esas”, “el-Vâfiye”, “es-Seb’ul-Mesâni” ve “el-Kenz” gibi isimlerle de anılmaktadır.
Kur’an, nüzul süreci boyunca belli bir sistem dâhilinde toplumun değişimini temin etmek için parça parça indirilmiştir. Ayetler, nüzul sırasına göre incelendiğinde mükemmel bir tedricilik gözlenecektir.
Aynı şey tertip sırası için de söz konusudur. İslam toplumunun oluşumu ve Kur’an’ın tamamlanışından sonra gerçekleştirilen tertibin de kendi iç bünyesinde bir mantık ve sistematiği mevcuttur. Elimizdeki şekliyle Kur’an, İslam toplumunda yetişen yeni nesillerin onu öğrenmek istediklerinde en kolay kavrayabilecekleri ve öncelikli problemleriyle ilgili cevapları hemen bulabilecekleri bir sıralamaya tabi tutulmuştur.
Bu bağlamda bakıldığında sure, Kur’an muhtevasının gerçek bir anahtarı, önsözü ve girişi gibidir. Onda, Kur’an’ın temel konularını içeren, Allah, insan, ahiret, nübüvvet, hidayet ve dalalet hakkında veciz cümlelerle karşılaşırız.
Sure, hayatını şekillendirmek üzere Kur’an okumaya başlayan insanın kendisini Kur’an’la karşılaştırdığı için Allah’a hamd etmesiyle başlar. Çünkü karşı karşıya geldiği kitap, onu kendi başına ulaşamayacağı hidayete iletecektir.
Hamd etmek, yapılan bir iyiliğe müteşekkir kalarak iyilik yapanı övmektir, insan için en büyük iyilik, Allah’ın kendisine yol göstermesidir. Bu bakımdan, hamd edilmeye (yani övülmeye) yalnız o layıktır.
Kur’an’ın temel konusu hiç şüphesiz “Allah”tır. Onun gönderiliş sebebi, insana Allah’ı gereği gibi tanıtmaktır. Bu sebeple surede Allah kendisini, en belirgin dört özelliği ile takdim etmektedir.
a) Âlemlerin Rabbidir: Âlem kelimesi, insan toplulukları için kullanıldığı gibi, Allah dışındaki tüm varlık kümeleri için de kullanılır. Rab ise, ihtiyaçlarını karşılayarak muhatabını eğitendir. Âlem ve Rab kelimeleri yüklendikleri bu anlamlar göz önünde bulundurularak okunduğunda “Âlemlerin Rabbi” tamlamasıyla kastedilen, Allah’ın tüm insan toplulukları ve varlık kümelerinin ihtiyaçlarını karşılayarak terbiye edeni olduğu anlaşılır.
b) Rahman’dır: Merhametinden ötürü, koruyup kollayan anlamına gelir. Bu, Allah’ın en belirgin özelliğidir. Bu özelliği münasebetiyle tüm yarattıklarına iyilik eder, onları koruyup gözetir. Onun rahmeti öyle geniştir ki, kendisine isyan edenleri bile, belli bir süre koruması altına almasına sebep olur. Onun gibi bu merhamete sahip olacak hiçbir varlık yoktur.
c) Rahim’dir: Kelime olarak Rahman’la aynı kökten türemiş olmakla birlikte Rahman’dan daha yoğun ve şiddetli, özel bir merhamettir ki muhataplarını tüm dış tesirlerden muhafaza ederek koruyan ve kollayan anlamına gelir.
Rahman ve Rahim arasındaki derece farkını, ana ile çocuğu arasındaki merhamet bağıyla ifade etmek mümkündür.
Ana, çocuğuna merhamet duygusuyla bağlı olduğu için onu sürekli koruyup gözetir. Ona şefkatle muamele ederek yaptığı yaramazlıkları bile bağışlar ve onu korumaya devam eder. Ama çocuk yine de dış tesirlere açıktır. Fakat çocuk ana rahminde iken onun özel koruması altındadır. Ana, ona beslediği sevgi ve merhametle onu rahminde özel bir koruma altına almıştır. Ona hiçbir dış etki tesir etmez. Rahman, ananın dünyadaki çocuğuna merhameti Rahim ise, ananın rahmindeki çocuğuna merhameti gibidir.
Rahman ve Rahim arasındaki derece farkı anlaşıldığına göre onun Rahman özelliğinin tüm yarattıklarını kapsadığını Rahim özelliğinin ise sadece kendi hidayetine tabi olarak onun rahmine sığınanlara yani gösterdiği yola uyanlara ait olduğunu söylemek mümkündür.
d) Din gününün Malikidir: Din, burada üstünlük anlamında kullanılmıştır. “Din günü” tamlaması ise diriliş gününde, dünya hayatında üstünlük iddia eden sahte ilahlarla Allah arasındaki farkın ortaya çıktığı ve sonuçlandığı günü ifade eder. Ogün, kimin üstün olduğu ortaya çıkar. Tek malik, Allah’tır. Gerçekten de o gün, Allah’tan başka herhangi bir güce sahip olan hiç kimse yoktur.
Surede Allah’ın, Âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve Din gününün Maliki olduğu anlatıldıktan sonra, Kur’an okuyan özne durumunda olan insan devreye girerek, yukarıda özellikleri anlatılan ve gerçekten de ilahlığı hak eden Allah’a kulluk edeceğini ve ancak ondan yardım isteyeceğini dile getirir. Çünkü bu özelliklere sahip olan kendisine teslim olunduğunda Rahim olarak Müslümanları korumaya ve kollamaya alacak Allah’tan başka kimse yoktur.
Ayetteki “İbadet” kelimesi sadece bizim zihinlerimizde canlanan namaz, oruç, hac gibi belli şekilleri olan ibadetlerden ibaret değildir. İbadet, bunları da içine alan ve insan hayatının tamamını şekillendiren bütün davranışlarda Allah’a tâbi olarak yaşamanın adıdır.
Ayetteki “Sadece senden yardım isteriz” ifadesinden, herhangi bir işin yapılmasında birilerinden yardım istemenin yasaklandığı zannedilmesin. Yani tek başınıza yapamayacağınız bir iş için arkadaşınızdan yardım isteyebilirsiniz. Burada kastedilen, “Yol gösterici”, “Hidayet verici” olarak Allah’tan başkasından yardım istememektir. Gerçekten Allah’tan gelen bir bilgiye sahip olmaksızın, insana kimse yol göstericilik yapamaz. Olsa olsa yardım ediyor gözükerek sapkınlığa sevk edebilir.
İnsanın Allah’tan istediği ilk yardım, kendisinin doğru yola iletilmesidir. Çünkü insanın Allah’tan bir vahiy almaksızın kendi kendine doğru yola girmesi pek zordur. Bunun böyle olduğunu yaşadığımız dünyada çok açık olarak müşahede etmekteyiz.
İnsanın iletilmeyi istediği doğru yol, kendilerine “Nimet verilenlerin yolu”dur. Nîmet kelimesi ile kastedilen ise, bizim toplumumuzda yaygın olarak kullanılan “İhtiyaç maddeleri” anlamının ötesinde vahiy, nübüvvet veya hidayet anlamındadır. Bu durumda ulaşılmak istenen yol kendilerine risâlet verilenlerin yoludur.
Surenin sonunda ise gazaba uğramış ve sapıtmışların yoluna uymaktan Allah’a sığınılır. Onlardan uzak durma konusunda Allah’tan yardım istenir. “Gazaba uğramışlar” kendilerine gelen hidayeti tamamen reddedip ona tâbi olmayanlar “Sapıtanlar” ise kendilerine gelen hidayeti kabul ettikten sonra, onu eğrilten ve tahrif edenlerdir.
Fatiha Suresi ile Kur’an okumaya başlayarak Âlemlerin Rabbini tanıyan, ona kulluğa karar vererek ondan yardım isteyen ve kendisinin gazap edilmiş ve sapıtmışların yoluna değil, resullerin yoluna iletmesi için yardım isteyen insana, Allah Kur’an’ın geri kalan kısmında gerekli yardımı yapacak ve detaylı bilgilerle ona yol gösterecektir. En iyisini Allah bilir…
Macron: ABD, Avrupa'yı parçalamak istiyor
11.02.2026
Meclis'te Akın Gürlek gerginliği
12.02.2026
Park Holding, Ciner'e geri verildi
20.01.2026
Kavramı Taş Diye Atanlar KADİR ÇİÇEK 26.01.2026
Gardaş Ülke Özbekistan AHMET SEMİH TORUN 28.01.2026
Otoriterlik YUSUF YAVUZYILMAZ 01.02.2026