Roger Garaudy’nin Anısına
"Bu çalışma; bilimin kuşku duyma hakkını, tarihin resmi hafızaya mahkûm edilemeyeceğini ve adaletin galiplerin beyanından daha yüce olduğunu savunduğu için 'modern engizisyon' tarafından susturulmaya çalışılan Roger Garaudy’nin aziz hatırasına armağan edilmiştir."
Berlin ve Tel Aviv Arasındaki Sözleşme Çatlıyor
Mehmet Taşdöğen/ Hertaraf Haber /Analiz / Haber-Yorum – 10 Nisan 2026
Modern diplomasi tarihinin en büyük illüzyonlarından biri, bugün Ortadoğu’nun yanan enkazları arasında can çekişiyor. On yıllardır Batı dünyasına "tarihsel bir vicdan azabı" ve "ahlaki bir borç" olarak pazarlanan Almanya-İsrail ilişkisi, aslında başından beri soğukkanlı bir rasyonalizm, stratejik bir tecrit kırma operasyonu ve sessiz bir silah pazarının üzerine kuruluydu. Bugün Netanyahu’nun tescillenmiş saldırganlığı, Berlin’in 80 yıldır itinayla ördüğü o "etik kılıfı" parçalarken, altındaki çıplak ve kirli gerçekliği de tüm dünyaya ifşa ediyor.
Paryaların Gizli Sözleşmesiyle Arınma Başladı
Hikâyeyi doğru okumak için "pişmanlık" masallarının ötesine geçmek gerekiyor. 1945 sonrası Almanya, Nazi geçmişinin yarattığı o derin tecrit duvarlarının arkasında boğulan, ordusu lağvedilmiş, egemenliği askıya alınmış bir "parya devlet" idi. Öte yandan İsrail ise, Arap dünyasının ortasında varoluşsal bir tehdit altında, ekonomik iflasın eşiğinde ve yine tecrit edilmiş bir durumdaydı. İşte bu iki paryayı bir araya getiren şey "vefa" değil, hayatta kalma güdüsüydü. 1952 Lüksemburg Tazminat Anlaşması, sadece bir para transferi değil; Almanya’nın Batı dünyasına tekrar kabul edilmesi için satın aldığı bir "ahlaki vize" idi. İsrail, Almanya’nın "arınmış" olduğuna dair dünyaya şahitlik yaparken; Almanya da İsrail’in kuruluşunu finanse eden en büyük gizli kasa haline geldi. Bu, tarihin en başarılı "Meşruiyet Takası" idi.
Nürnberg Mahkemeleriyle Kurulan Yeni Nizam
1945 yılında galiplerin kurduğu Nürnberg Mahkemeleri, modern dünyanın sadece hukukunu değil, "resmi hafızasını" da inşa etti. Bu mahkeme, tüzüğündeki 21. Madde ile galiplerin hazırladığı raporları sorgulanamaz "kesin delil" sayarak tarihte eşi benzeri görülmemiş bir hukuki zırh yarattı. Bugün tüm dünyada bir "etik tabu" olarak kabul edilen 6 milyon rakamı ve Holokost’un teknik detayları, o gün bilimsel bir nüfus sayımına veya adli tıp incelemesine değil; itiraflara ve galiplerin istatistiksel tahminlerine dayandırılarak "yargısal gerçek" ilan edildi.
Böylece Holokost, sadece tarihi bir olay değil, Batı nizamının üzerine inşa edildiği seküler bir din ve sorgulanamaz bir hukuki dogma haline getirildi. Bilimin en temel kuralı olan "kuşku duyma" hakkı, bu konuda hukuki yasaklarla engellendi. Bugün İsrail'e sağlanan o devasa dokunulmazlık, işte bu "bilimsel şüphenin" yasaklandığı ve galiplerin beyanının kutsallaştırıldığı Nürnberg nizamının mirasıdır. Netanyahu’nun bugünkü tescilli saldırganlığı ise, bu dokunulmazlık zırhının arkasındaki 80 yıllık rızayı ilk kez bu denli kökten sarsmaktadır.
Silah Pazarı, Tecrit Kardeşliğini Besliyor
Almanya’nın İsrail’e olan ilgisi hiçbir zaman sadece çeklerle sınırlı kalmadı. 1960'larda Franz Josef Strauss ve Şimon Peres arasında yapılan o meşhur gizli görüşmeler, Berlin ve Tel Aviv arasındaki ilişkinin asıl motorunun savunma/savaş sanayii olduğunu kanıtlıyordu. Almanya, kendi topraklarında üretmesi veya denemesi yasak olan teknolojileri İsrail üzerinden "savaşta kanıtlanmış" (battle-proven) etiketine kavuşturdu. İsrail; Alman tank parçaları, denizaltı teknolojileri ve elektronik harp sistemleri için devasa bir laboratuvar oldu. 1967 ve 1973 savaşları, bu kirli ortaklığın test sahalarıydı. Almanya bir yandan "Arap petrolünü" kaybetmemek için tarafsızlık tiyatrosu oynarken, diğer yandan İsrail’e gizli hava köprüleriyle mühimmat taşıyordu.
Hukuk Artık Kimin İçin İşliyor
Nürnberg Mahkemeleri’nde müttefiklerin beyanını tartışmasız delil sayan hukuk anlayışı, bugün 2026 dünyasında derin bir güven kriziyle sarsılıyor. On yıllardır İsrail’in her hamlesini sorgulanamaz kılan "dokunulmaz mağdur" imajı, tescillenen saldırganlıkla birlikte geçerliliğini yitiriyor. Eskiden bu anlatı, Batı nizamının üzerine inşa edildiği ahlaki bir temel iken; bugün rasyonel sorularla yerle bir oluyor. Netanyahu’nun pervasızlığı, sadece bugünün suçlarını değil, 80 yıldır sorgulanması yasaklanan o tarihsel meşruiyet kalkanını da bizzat imha ediyor. Artık hiçbir anlatı, sahadaki somut gerçekliğin ve bilimsel şüphenin önüne geçemiyor.
İsrail İçin Ayrıcalıklı Dönem Bitmiştir
Almanya’nın İsrail’i tamamen terk etmesini beklemek rasyonel değildir; ancak o "ayrıcalıklı" statü artık bitmiştir. Almanya için İsrail artık yönetilmesi gereken stratejik bir yüktür. Alman sanayisi için Orta Doğu pazarı ve enerji güvenliği, İsrail’le olan askeri iş birliğinden daha hayati hale gelmiştir. Tescilli bir soykırım suçuna ortaklık, Alman şirketlerinin küresel pazardan dışlanma riskini doğurmaktadır. İsrail’in ABD desteği olmadan Hizbullah gibi muhkem yapılarla bile baş edemeyeceği gerçeği, Berlin’de yankılanıyor. Beklenen şey, İsrail’in de herhangi bir stratejik ortak seviyesine indirilmesidir. İlişkiler artık "vefa" ile değil, "fatura" ile yönetilecektir.
Tarihte Bir Devir Kapanıyor
Almanya, savaş sonrası mahkûm edildiği tarihsel tecridi kırmanın ve aklanmanın bedelini 80 yıldır İsrail’e ödedi; ancak bu diyetin vadesi dolmuştur. Tescillenmiş suçlar karşısında sessiz kalmak, artık sadece ahlaki bir ayıp değil, Alman devletinin küresel meşruiyetinin intiharıdır. Bugün Berlin’den yükselen cılız eleştiriler, aslında büyük bir fırtınanın öncüsüdür. Hesap toptan görülmektedir. İsrail ayrıcalığı bittiğinde, dünya sadece bir parya devleti değil; galiplerin yazdığı o sarsılmaz tarihin de yeniden sorgulanışını izleyecektir. Çünkü bilimsellik, en konforlu yalanları bile eninde sonunda bir şüpheye feda eder.
40 günün gösterdiği gerçek I Hamza Er
09.04.2026
İSRAİL SONA YAKLAŞIYOR - Mehmet Taşdöğen
19.03.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Eleştiri ve Ahlak YUSUF YAVUZYILMAZ 11.04.2026
Mezhebin Kadar Savaş! DERVİŞ ARGUN 13.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026