uyarırız.
evet dost, sıkça yaptığımız o şeyden bahsediyorum.
insanın bir eksiğini gördük mü söylemeden duramayız.
üzerindeki yanlışı, dilindeki sertliği, huyundaki fazlalığı, davranışındaki kusuru…
hemen bir cümle buluruz.
“öyle yapma.”
“bu huyun hiç güzel değil.”
“bundan vazgeç.”
“bir daha böyle davranma.”
çocukluğumuzdan beri duyduğumuz cümleler bunlar.
anneden, babadan, komşudan, arkadaştan, öğretmenden, hocadan…
herkesin bizim üzerimizde düzeltilmesi gereken bir yeri vardı sanki.
insanı çokça eksikliği üzerinden tanıdık.
oysa insan yalnızca eksiği değildir.
insanın içinde Allah’ın üflediği bir ruh, fıtratına bırakılmış nice güzellik vardır.
bir insan güzel güler mesela.
güldüğünde yüzünde gamzeleri belirir.
bunu söylemeyiz.
içinizi ısıtan güzel bir ses tonu vardır, söylemeyiz.
bir ihtiyacı olana elini uzatır, söylemeyiz.
cömerttir, vefalıdır, sabırlıdır, ince düşünür, kimseyi kırmamak için susar.
söylemeyiz.
ama yanlış yaptığı anı bekleriz.
işte tam burada bir şeyleri yeniden düşünmek gerekiyor.
neden insanın kusurunu söylemekte bu kadar acele ediyoruz da
güzelliğini söylemek için hep yarını bekliyoruz?
oysa bazı şeylerin yarını yoktur.
eşimize söyleyelim mesela.
“ne güzel yemek yaptın” demekle başlayabiliriz.
ama orada kalmasın sözümüz.
“bizim için ne kadar yoruldun.”
“ne kadar sabrettin.”
“kaç kere sustun da evin huzuru bozulmasın istedin.”
mesela “kaç defa kendinden vazgeçtin bey!, diyelim mesela…
ben görmedim belki ama şimdi görüyorum. sen helal rızık kazanmak için savaştın bir ömür”
diyelim. kol kanat gerdin yuvamıza, korudun kolladın diyelim, en samimi halimizle…
çünkü insan bazen yaptığı fedakârlığı unutuyor. birinin diliyle kendisini yeniden hatırlıyor.
çocuklarımıza da yalnızca yanlışlarını göstermeyelim.
çünkü çocuk, kendisine her gün “yanlış yaptın” denildiğinde bir müddet sonra yanlışın kendisi olduğunu sanabilir.
bir gün başını okşayıp,
“sen merhametli bir çocuksun.”
“arkadaşına yaptığın şu iyiliği unutmadım.”
“kardeşine ne güzel sahip çıktın.”
“sen saygılı birisin aferin sana.,
mesela seninle gurur duyuyorum.”
diyelim.
belki söylediğimiz o cümle, yıllar sonra onun karakterinin bir yerinde sessizce yaşamaya devam edecek.
dostlarımızı da ihmal etmeyelim.
bir dostun vefasını yüzüne karşı söyleyelim.
zor günümüzde yanımızda durduğunu, ikramını, sadakatini, güzel kalbini…
görmediğin günler sonrası “özledim seni” diyebilmek işte…
ölümden sonra arkasından güzel konuşmanın ne anlamı var?
“iyi insandı” demek kolay.
asıl mesele, iyiyken söyleyebilmektir.
çünkü insanın en çok kendinden şüphe ettiği zamanlar vardır.
hayatın üzerine kapandığı, aynaya baktığında kendisinden bile yorulduğu,
herkesin gittiğini düşündüğü zamanlar…
işte o zaman, yıllar önce söylediğimiz bir cümle çıkıp karşısına dikilebilir:
“sen iyi bir insansın.”
“sen vefalısın.”
“sen merhametlisin.”
“sen bütün kırgınlıklarına rağmen hâlâ güzel kalmayı başardın.”
ve belki insan, kendisini o cümleden tutup yeniden hayata bağlar.
ne tuhaf…
bazen bir insanı değiştirmek için uzun nasihatlere gerek yoktur.
bazen ona, kendisinde unuttuğu güzelliği hatırlatmak yeter.
Kur’an, insanı yalnızca günahıyla ve eksiğiyle anlatmaz. Allah’ın insana verdiği değeri, yaratılışındaki güzelliği, ona yüklediği emaneti hatırlatır.
biz de birbirimize biraz böyle bakmalıyız.
kusuru görmeyelim demiyorum.
ama kusurdan ibaret görmeyelim.
yanlışı söyleyelim elbette.
fakat iyiliği de söyleyelim.
hem hemen söyleyelim.
eşimize…
çocuğumuza…
dostumuza…
annemize, babamıza…
“seni seviyorum” demeyi ölüm sonrasına bırakmayalım.
“sen güzel bir insansın” demeyi cenaze evlerine saklamayalım.
çünkü insanın bazen bir ömre bedel ihtiyacı,
kendisinde hâlâ güzel bir şeylerin yaşadığını bir başkasının ağzından duymaktır.
söyleyin dostlar. valla!
güzel hallerimizi birbirimize söyleyelim.
belki bugün yalnızca yüzünde küçük bir tebessüm oluşturur.
belki yarın hiçbir şey ifade etmez.
ama kim bilir…
bir gün, insanın kendisine bile yabancılaştığı o karanlık gecede,
söylediğimiz küçücük bir güzel söz,
onun elinden tutup yeniden Allah’a, hayata ve kendisine götüren yolun ilk taşı olur.
kim bilir…
paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!
Saadet Partisi'nden hükümete 3 şart
29.08.2026
Kalibaf’tan ABD’ye: Büyük Şeytan
02.09.2026
İktibas Dergisi’nin Eylül 2026 sayısı çıktı
02.09.2026
Otomobil Satışları Durdu
02.09.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ- 5 ÜSTÜN BOL 28.08.2026
AA’NIN FİLİSTİN SÖZLÜĞÜ YAYINDA ESRA DURU 01.09.2026
Yurtta Sulh Cihanda Sulh AHMET GÜRBÜZ 10.08.2026
MEKKE İTTİFAKI SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 09.08.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
Genç, Musa ve Hakîm’in hikayesi OSMAN KAYAER 19.08.2026