insanın bir de sessiz savaşları vardır. bilir misin dost!
kimsenin bilmediği, kimseye anlatmadığı,
anlatmaya da cesaret edemediği savaşları…
kendi içinde, kendi dünyasında, bazen kendinden bile saklamaya çalıştığı halleri vardır.
yaptığında mahcup olduğun,
kimse görmese de utandığın şeylerdir onlar.
bir bakış, bir niyet, bir öfke, bir zaaf…
dışarıdan bakıldığında hiçbir şey görünmez. hayat devam eder.
insanlar konuşur, dünya döner, sen de herkes gibi yürürsün.
ama içinde bir yerlerde sessiz bir savaş sürmektedir.
belki de yolcunun yolculuğundaki en önemli yürüyüş budur.
çünkü insanın dışarıya doğru attığı adımlarını herkes görebilir.
fakat asıl yolculuk, kimsenin görmediği yerde başlar.
nefsinle aranda geçen o sessiz konuşmada…
diline düşenle içinde olanın farkı var ya… ah!
bir yanının istediği,
diğer yanının sustuğu yerde…
bazen bir şeyi yapmamak büyük bir ibadettir.
kimsenin bilmediği bir vazgeçiş, insanın rabbine doğru attığı en temiz adım olabilir.
çünkü orada alkış yoktur.
kimse seni görmez. kimse sana “aferin” demez.
kimse nefsine karşı verdiğin o mücadeleden haberdar olmaz.
sen bilirsin sadece. bir de şah damarından daha yakın olan rabbinin bildiğine inanırsın.
işte samimiyet biraz da burada saklıdır.
insanların önünde iyi görünmek kolaydır. asıl mesele, kapılar kapandığında kim olduğundur. herkes çekildiğinde, sesler sustuğunda ve
insan kendi nefsiyle baş başa kaldığında verdiği karardır.
bazen bir günahın içinden geri dönersin ve bunu kimse bilmez.
bazen söyleyebileceğin bir sözü yutarsın.
bazen hakkın olduğunu düşündüğün halde susarsın.
bazen nefsinin önüne küçük bir set çekersin.
ve bütün bunlar dışarıdan bakıldığında hiçbir şey değildir.
ama insanın allah'a doğru yürüyüşünde belki de en kıymetli adımlar bunlardır.
çünkü yol sadece dışarıda yürünmez.
yol insanın içinde de yürünür.
hatta bazı yollar vardır ki ayakla değil, kalple aşılır.
belki de rabbimiz bizi,
insanların gördüğü büyük mücadelelerden önce kimsenin bilmediği o küçük savaşlarımızla sınar.
dost taşkınlığın ortaya çıkmamışsa,
görünmemişse; onu gizleyen, örten yine yolun sahibidir.
sen kimsenin bilmediği bir iyiliği yaptığında da, kimsenin görmediği bir kötülükten vazgeçtiğinde de aslında yalnız değilsindir.
bir sen biliyorsun sanırsın.
oysa bir de allah biliyor.
insana yetmesi gereken de belki budur.
çünkü bazı zaferlerin şahidi kalabalıklar değildir. bazı zaferler sessizdir.
bir odada, bir gecede,
bir bakışın hemen öncesinde,
bir kararın kıyısında kazanılır.
ve insan bazen dünyaya karşı kazandığı bütün zaferlerden daha çok,
kendi içinde kazandığı o küçük zaferle rabbine yaklaşır.
işte yolculuğun temizliği biraz da budur.
kimsenin görmediği yerde kirlenmemek…
kimsenin bilmediği yerde kendini toparlamak…
düşünce yeniden doğrulmak…
ve bütün bunları yaparken,
“beni kimse görmüyor.” demek yerine, “rabbim biliyor.” diyebilmek.
belki insanın gerçek yürüyüşü tam burada başlar.
sessizce.
gösterişsizce.
kendi içinde…
ve yalnızca allah'ın bildiği bir yerde.
GÜNDEMDEKİ KONULAR|DAVUT GÜLER
18.08.2026
8 üniversiteye rektör ataması
23.07.2026
TBMM'den Somali tezkeresine onay
23.07.2026
TÜRKİYE SİYASETİNİN SORUNLARI YUSUF YAVUZYILMAZ 15.08.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ- 4 ÜSTÜN BOL 19.08.2026
Genç, Musa ve Hakîm’in hikayesi OSMAN KAYAER 19.08.2026
sessiz savaşlarımız MUSTAFA AKMEŞE 20.08.2026
CHP, REJİM VE DEVLET SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 26.07.2026
Yurtta Sulh Cihanda Sulh AHMET GÜRBÜZ 10.08.2026