Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu imzalı “yerinde zamanında kıvamında yaşamak - YOLUN BAŞI” adlı kitabı bana müellifi hediye etti. Kendisi Ankara Pursaklar’da mukim, halen ASBÜ felsefe bölümünde çalışan bir akademisyendir.
İnkılap Yayınları’ndan çıkan kitap 148 sayfa. 14 X 20 cm ebadında enzo kâğıda basılmış. Bir çırpıda baştan sona okunabilecek akıcı bir Türkçeyle kaleme alınmış. Aslında kitap yeni bir “ahlak teorisi” oluşturmak için yazılmış. Lakin yöntemi insanı zorlayan, bıktıran ve kendisinden uzaklaştıran felsefe kitaplarından çok farklı. Şimdi size kalemim elverdiği ölçüde kitabı tanıtmaya çalışacağım.
Kitap, “sahne önü ve arkası bir düğün salonu hikayesi:” adıyla başlıyor. Bu bölümde her gün karşılaştığımız insan tiplerinden bazılarını bir düğün salonunda birbirleri hakkındaki düşünceleri ve kendi iç çelişkileri ile tanıtıyor. Bu bölüm biraz sonra anlatacağı derin tefekkür ve felsefe anlatımı için adeta okuyucuyu hazırlama işlevi görüyor.
Kitap, “insanı tanımak” başlığı altında asıl konusu olan insanın ne olduğu üzerinde duruyor. Yazar, insanı “ağır ve akışkan civa”ya benzetiyor ve onun dört boyutlu bir varlık olduğunu söylüyor. İhtiyaç boyutu, duygu boyutu, düşünme boyutu ve imkân boyutu üzerinden onu tahlil ediyor.
Sonra da inşa etmeye çalıştığı “ahlak felsefesi”ni “ahlak, adap ve erkan” üçlüsüyle sistematik hale getiriyor. Yazar bu bölümde gerçekten ince ince oluşturduğu mantık örgüsü ile teorisini inşa ediyor. Üstelik bu teoriyi herkesin anlayabileceği ve kavrayabileceği bir lisan ile yapıyor. Ayrıca bu bölümde modernite tarafından hörselenmiş kavramları asli manalarına kavuşturmayı ustalıkla beceriyor.
Ahlakın fiiliyata geçirilirken kırıcı ve kaba olmaması için bir “nezaket ve zarafet kabına” ihtiyaç olduğunu belirten yazar, bu kabın “edep” olduğunu söylüyor. Pursaklar’da “nezaket okulu” adıyla okullar açıp adab-ı muaşeret nazariyesi ile uğraşan bir kişi olarak bu tespitten çok hoşlandım.
Yazar, inanç meselesini akıl ötesi bir alan olarak gören Hristiyan İlahiyatının ve Türkiye’deki laik kesimin iddiasının aksine onu “akıl ile gönlün izdivacı” olarak görüyor. İnsan eyleminin beğenme ve isteme (ki bir gönül işidir) ile doğrulama ve tasdik etme (ki aklın işidir) birleştiğinde gerçekleştiğini söylüyor. Yani inancı bir yönüyle akli alana dahil ediyor. El-Hak bu çok doğrudur.
Şimdide gelelim kitabı farklı ve özgün kılan yanına. Müellif, ahlak, adap ve erkanın pratik meselelerini nazariyat üzerinden değil kısa öyküler üzerinden anlatıyor. Bu hem konunun daha iyi anlaşılmasına yarıyor hem de okuyucuyu cezbediyor. Bir sonraki öyküyü merak ettiğiniz için kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Öykülerdeki karakterler ve kurgu öyle gerçekçi ki sanki hadise gözünüzün önünde cereyan etmiş gibi içine nüfuz ediyorsunuz.
Ben bu kısa mesel öyküleri okurken keşke bunların kısa birer filmleri çekilebilseydi diye düşünmekten kendimi alamadım. Böylece kitapta anlatılan fikriyatın daha çok insana ulaşması ve tesir etmesi mümkün olurdu.
Uzun lafın kısası ben kitabı çok beğendim. Sizi ve çevrenizdekileri mutlu edecek bir ahlaka, adaba ve erkana sahip olmak istiyorsanız tam sizin için kaleme alınmış bir kitap.
İktibas'ın Ekim 2026 sayısı çıktı
11.10.2026
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Ümmetin Çocukları Husiler / Mehmet TAŞDÖĞEN
10.10.2026
Kintsugi Ruhsal Yenilenme AHMET GÜRBÜZ 12.10.2026
aşk kağıda yazılmıyor… MUSTAFA AKMEŞE 15.10.2026
Sahte Sorular YUSUF YAVUZYILMAZ 12.10.2026
ÇATIŞMA VE BARIŞ ARASINDA BOSNA RÜSTEM BUDAK 11.10.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
sahi “sen kimsin?” MUSTAFA AKMEŞE 24.09.2026
Kintsugi Ruhsal Yenilenme AHMET GÜRBÜZ 12.10.2026
fesleğen gibi bir dindarlık MUSTAFA AKMEŞE 08.10.2026