Kuşku yok ki, dünyadaki adaletsizlik ve sömürü düzenini devam ettiren güçlere karşı bölgesel ve küresel çapta ittifaklar oluşturmak ilkesel anlamda önemli bir arayıştır.
Öncelikle belirtilmesi gereken husus, bu tür anlaşmaların İslam dünyasının halen geçerli olan küresel sistem üzerinde etkili olmadığı, İslam dünyasının sorun çözme yeteneğinin kaybolduğu bir tarihsel sürecin ürünüdür. Bu nedenle bütün çözüm arayışları küresel sistem içinden yapılmaya çalışılmaktadır.
Bu durum adaletsizlik üreten küresel sisteme bir alternatif oluşturmamakta, hatta daha da meşrulaştırmaktadır. Bundan dolayı, bu tür ittifakların değerlendirilmesinde, geçmişin tecrübeleri de dikkate alındığında bazı soruların akla gelmesi kaçınılmazdır.
1-Batı dışı bölgesel ittifakların, ittifak yapan ülkelerin konumu ve tutumları dikkate alındığında ne kadar işlevsel olabilir?
2- İttifakın taraflarının doğrudan ya da dolaylı olarak sömürgeci güçlerle ilişki içinde olması gerçeğini göz önünde tutulduğunda bu ittifakın gerçek amacı ne olabilir?
3- Anlaşma, Batı sömürgeciliğinin bir uzantısı olma tehlikesini barındırır mı?
4- Anlaşma, bölgesel ve küresel güç odaklarına karşı bir direnç oluşturabilir mi?
5-Anlaşma, bölgenin en büyük kötülük odağı olan, İsrail’e karşı nasıl bir politika izleyecektir?
Yine de bölgesel güvenlik, kültür ve yardımlaşma temelinde olan ittifak arayışları değerlidir. Adaletsizlik üzerine kurulu küresel sistem çevre ülkelerinin aleyhine işleyen bir yapıya sahiptir. Fakirler, yoksullar, evsizler, sistemden alacağı ekonomik gelire el konulanlar, kaynakları talan edilenler giderek çoğalmaktadır. Bu durum küresel anlamda barış içinde bir arada yaşama idealinin en büyük düşmanıdır.
Küresel düzeyde var olan adaletsizliklere karşı hem entelektüel hem de fiziksel anlamda direnişler oluşmaktadır. Ancak bu direnişler henüz dikkate değer bir sonuç üretememiştir. Ancak zulme karşı direniş insanlığın en kadim değeridir. Bu anlamda yaşanan sorunlara cevap üretmek amacıyla yapılacak ittifaklar da son derece değerlidir.
İlkesel olarak, küresel adaletsizlik ve sömürüye karşı bir direniş hattı oluşturmak salt İslam ülkeleri ile sınırlı olmamalıdır. Sömürüye ve zulme maruz kalan bütün toplumlar bu ittifakın doğal üyesi olmalıdır.
İslam tarihinde zulme karşı direniş hattı oluşturmanın en önemli referansı, Hz. Peygamberin de içinde bulunduğu Hılfu'l Fudul (Erdemliler İttifakıdır.) Bu tarihsel deneyim Müslümanların müslüman olmayanlarla zulmü önlemek için ittifak kurabileceğinin teorik zemini oluşturmaktadır.
Bilindiği gibi zulme karşı ittifak oluşturma konusundaki en önemli referans metin Hılfu’l-Fudul'dur. Hılful' Fudul, İslâm öncesi dönemde Mekke’de haksızlığa uğrayanların hakkını korumak amacıyla oluşturulan bir dayanışma ve adalet arayışı sonucunda ortaya çıkmıştır. Hılfu'l Fudul, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) vahiy almadan önce miladı 590 yılında yapılan bir sözleşmedir.
Sözleşmenin temel hedefi, Mekke’de çeşitli gerekçelerle, zulme uğrayan, hakkı yenilen kişilerin hakkını almak, haksızlığa uğrayan mazlumun yanında durmak ve hakkını almasını sağlamak, Mekke'de adaleti sağlamak ve Mekke'ye gelenleri güvenliğini sağlamak ve bu amaçla bir direniş hattı oluşturmaktır.
Hz. Muhammed bu anlaşmaya genç yaşta, henüz peygamber olmadan katılmıştır. Bu durum anlaşma üzerinde, anlaşmanın bütün zamanları kapsayıp kapsamadığı konusunda bazı kuşkuların oluşmasına neden olmuştur. Ancak Hz. Peygamberin peygamber olduktan sonra, konu hakkındaki açıklaması bu belirsizliği ortadan kaldırmıştır. Başta İbn İshak ve diğer siyer kaynaklarındaki Hz. Peygamber'in şu değerlendirmesi çok önemlidir: “Abdullah b. Cüd‘ân’ın evinde yapılan bir anlaşmaya gençliğimde katıldım. İslâm döneminde de böyle bir anlaşmaya çağrılsam yine katılırdım.” Bu değerlendirme anlaşmanın temel mantığının bütün zamanlar için geçerli olduğunu göstermektedir. Bu mantığın temeli şudur: Müslümanlar tarihin her döneminde müslüman olmayanlarla adalet temelinde anlaşmalar yapabilir, ittifaklar oluşturabilirler. Bu anlaşmada önemli olan zulme uğrayan mazlumlarım haklarının korunmasıdır.
İlkesel anlamda yaklaştığımız bu anlaşma çabalarının Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında varılan anlaşma ile ne kadar ilgili olduğu kuşkuludur. Öncelikle anlaşmanın hiçbir ülkeye karşı yapılmadığının açıklanması manidardır. Oysa anlaşmanın özellikle İslam dünyasında yıllardır uyguladığı zulümlerle öne çıkan İsrail’e karşı olmadığının açıklanması son derece ilginçtir. Çünkü barışı hedefleyen bir anlaşmanın öncelikle barışı tehdit eden siyaseti ve bu siyaseti uygulayan siyasal aktörleri karşılarına almaları gerekirdi.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında yapılan ittifakın, “bölgede İran'ın etkisini sınırlandıracak bir Sünni cephe oluşturmak amacındadır” şeklinde yapılan eleştirileri de gözden uzak tutmamak gerekir. Batı dışı ittifakların amacı Batının çıkarlarına hizmet etmek değildir; tam tersine sistemden zarar gören çevre ülkeleri arasında bir direniş hattı oluşturmaktır.
Adaletsizlik üzerine kurulu küresel sistem, sistemin getirilerinden faydalanamayan, çevre ülkelerinin aleyhine işleyen bir yapıya sahiptir. Çevre ülkelerinde fakirler, yoksulluk, evsizlik, beslenme bozuklukları giderek çoğalmaktadır. Bunun sonucunda milyonlarca insan mülteci konumuna düşmektedir. Dünyanın büyük bölümü karşılaştıkları bu durum karşısında çaresiz kalmakta ve çözüm üretememektedir. Üstelik bazı çevre ülkeleri güvenlik ihtiyacını adaletsizliğin kaynağı olan güçlerle kurdukları ittifaklar da aramaktadır. Böylece çevre ülkeleri bu adaletsizlik düzeninin bir parçası haline gelmektedir. Bu durum küresel adaletsizliklere karşı bu tür arayışların henüz istenilen düzeyde olmadığını göstermektedir.
Bu haliyle anlaşma Hılfu’l Fudul ile karşılaştırıldığında, Hılfu’l Fudul’un zulüm yapanlara karşı çıkma ve mazlumu koruma amacıyla çok fazla örtüşmemektedir.
PARANIN DİNİ İMANI YOK MU?|YUSUF YAVUZYILMAZ
14.07.2026
Mısır Darbesi ve Şehitler Unutulmadı
13.07.2026
Neden İslamcıyım YUSUF YAVUZYILMAZ 05.08.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ-3 ÜSTÜN BOL 07.08.2026
MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI YUSUF YAVUZYILMAZ 09.08.2026
MEKKE İTTİFAKI SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 09.08.2026
Fetö'nün Çaldığı En Değerli Şey AHMET GÜRBÜZ 13.07.2026
CHP, REJİM VE DEVLET SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 26.07.2026