1-İslamcılığın en temel iddiası olan Kur'an ve Sahih Sünnetin değerlerine dönüşü savunuyorum. Bu arayışın dinin insana yüklediği bir yükümlülük olduğuna inanıyorum. Her Müslümanın da bu ilkeleri yaşamak ve yaşatmakla yükümlü olduğunu düşünüyorum.
İslamcılık, konu ile ilgilenen aydın ve yazar tarafından tanımlanmıştır.
İsmail Kara: "İslamcılık, XIX. ve XX. yüzyılda İslam'ı hayatın bütün alanlarında yeniden hâkim kılmayı; Müslümanları akide, ahlak, siyaset, hukuk, eğitim ve ekonomi bakımından Batı sömürgeciliğine ve geri kalmışlığa karşı diriltmeyi amaçlayan fikrî, siyasî ve toplumsal bir harekettir."
Şerif Mardin: “İslamcılık, modernleşmenin doğurduğu sorunlara İslam'ın temel kaynaklarına dayanarak çözüm üretmeyi hedefleyen modern bir siyasal ve toplumsal ideolojidir.”
Ali Bulaç: "İslamcılık, İslam'ın sadece bireysel inanç alanına ait olmadığını; hayatın tamamını kuşatan bir dünya görüşü ve medeniyet tasavvuru olduğunu savunan düşüncedir."
Atasoy Müftüoğlu: “İslamcılığı, Müslümanların Kur'an ve Sünnet temelinde yeniden bağımsız bir bilinç ve medeniyet inşa etme çabasıdır; milliyetçilik, sömürgecilik ve sekülerleşmeye karşı bir uyanış hareketidir.”
Mümtaz'er Türköne: “İslamcılık, modern dönemde Müslüman toplumların siyasal ve toplumsal krizlerine İslam'dan hareketle çözüm üretmeye çalışan bir ideolojidir.”
Bu tanımların tamamına katılıyor ve İslamcılık tanımlarındaki ortak özellikleri benimsiyorum.
İslamcılık;
a) İslam'ın bireysel olduğu kadar toplumsal ve siyasal yönünün de bulunduğunu savunmak. Bu anlamda İslamcılar, İslam’ın hayatı kuşatan bir öğreti olduğunu savunur.
b) Kur'an ve Sünnet'i temel referans kabul etmek. Bu nedenle içtihadı temel yöntem olarak benimserler.
c) Müslüman toplumların yeniden ihyasını hedeflemek.
d) Batı sömürgeciliği, sekülerleşme ve kültürel çözülmeye karşı bir duruş sergilemek.
e)Modern dünyanın sorunlarına İslami ilkeler çerçevesinde cevap aramaktır.
2- Cihat ruhunun insanın nefsiyle sürdürdüğü büyük cihattan, ülkesini sömürgecilerden kurtarmak için verilen küçük cihada kadar, cihadın her aşamada yapılması gerektiğini savunuyorum. Cihat kavramının sadece savaşı değil, nefisle mücadeleyi de içine alan her tür İslami entelektüel çabayı içerdiğini savunuyorum. Ancak cihadı salt nefisle mücadeleye veya savaşa indirgemenin doğru olmadığını düşünüyorum.
3- İslam'ın yaşadığımız sorunlara müdahil olması ve çözüm üretmesi için içtihat kapısının açılması gerektiğini savunuyorum. İçtihadı yapamayan bir dinin zamanın sorunlarına anlamlı cevaplar üretemeyeceği açıktır. Bu anlamda içtihat, İslam’ı aktüel zamanlara bağlayan en önemli araçtır. Gündelik sorunlara müdahil olmayan bir inancın tarihin derinliklerinde kalmaya mahkumdur.
4- İslam'ın geleneksel muhafazakarlığın oluşturduğu tortulardan temizlenmesi gerektiğine inanıyorum. Muhafazakarlığın ve milliyetçiliğin İslam inancını olumsuz etkilediğini düşünüyorum.
5-İslamcılığın, yaşanan dönemim sorunlarına karşı Kur’an ve Sahih sünnetin temel ilkelerinden hareketle adil bir toplum arayışı olduğuna inanıyorum. Bu arayış bütün zamanlar için meşru bir arayıştır.
6- Her Müslümanın, adil bir toplum oluşturulması amacına dönük olarak, aynı zamanda İslamcı olduğuna inanıyorum.
7- Geçmişte İslamcı tezleri savunarak iktidara gelenlerin yaptıkları hataların, İslamcılığın meşru arayışını ortadan kaldırmayacağına inanıyorum. Kuşkusuz İslamcılık ile din aynı şey değildir. İslamcılık, insan zihninin müdahil olduğu, zamanla değişebilen bir hareket tarzıdır. Oysa din değişmez değerler içeren bir inanç sistemidir.
8- Hem Müslüman olarak hayatını İslami ilkeler çerçevesinde sürdürmek düşüncesi ile İslamcıların İslami bir toplum oluşturma gayretlerine karşı çıkmak arasında çelişki görüyorum.
9- İslam'ı donuklaştırıp aslından uzaklaştıran muhafazakar ve milliyetçi düşüncelere karşı duruyorum. Muhafazakarlığın geleneği hiçbir eleştiri süzgecinden geçirmeden yücelten anlayışına karşıyım.
10- Karşılaştığı her sorunda, sorunun üzerine girmek yerine, muhafazakar-milliyetçi söylemlere sığınan iktidarların pragmatizmini doğru bulmuyorum.
11- İslam ülkelerinde geçerli olan askeri, yarı askeri, otoriter yönetim biçimlerine karşıyım. İktidara meşru yollarla gelmeyen her iktidar deneyimine mesafeliyim. İslam dünyasının temel sorunlarından biri, kendilerini müslüman olarak tanımlasalar da, totaliter iktidarlar olduğuna inanıyorum.
12- Kuran'ı lafzi olarak okuyup, anlam merkezli okumaktan kaçan muhafazakarların oluşturduğu iklimden acilen kurtulmak gerektiğini düşünüyorum.
13- Daha önce İslamcılık akımı içinde olup daha sonra bu akımdan ayrılanların, kendi başarısızlık ve yetersizliklerini İslamcılığın iflası gibi göstermelerine tepki gösteriyorum. İslamcılık hiç kimsenin başarısızlığı ile eşitlenemez.
14- İslami toplumsal düzen arayışının meşru olduğuna, bu anlamda ortaya çıkan başarısız deneyimlerin bu arayışı zedelemeyeceğine ve meşruiyetini ortadan kaldıramayacağına inanıyorum.
15- İslamcılığın karşısına Müslümanlığı koyan sakil anlayışa inanmıyorum. Her Müslümanın İslamcılığın temel iddialarını savunmaları gerektiğine inanıyorum.
16-İslam'ın gelenek ile modernizm arasında, her ikisinden farklı, üçüncü ve özgün bir yol olduğunu düşünüyorum.
Geleneğin eleştirel bir süzgeçten geçirilmesi gerektiğini savunuyorum. Geleneğin tümden reddedilmesi de, itirazsız tümden kabulü de sorunludur.
17-Dünyada bu kadar haksızlık ve zulmün olduğu bir tarihsel dönemde İslamcılık yapmanın tam sırası olduğuna inanıyorum. Kuşkusuz İslamcılığın başarılı bir iktidar dili üretemediğinin farkındayım. Bu eksiklik İslam dünyasının en temel sorunlarından biridir.
18-Din, hem zulmün en büyük aracı olarak araçsallaştırılabilir, hem de büyük devrimler için ateşleyici bir faktör olarak tarihte zulmün karşısına dikilir. Tarih daha çok birincisine tanıklık etmiştir. İslamcılığın ikinci iddiayı taşıdığını düşünüyorum.
19- Din burayla ilgilenmez diyenlerin Allah anlayışı da din anlayışı da sorunlu kabul ediyorum. Müslümanlara teklif edilen şu: Hz. Peygamber Hıra mağarasından insin ve Mekke'deki düzene hiç bulaşmasın. Hz. Peygamber, “bir elime güneşi bir elime ayı verseniz davamdan vazgeçmem” dediği gün; dinle herhangi bir şey arasına mesafe koyan bütün görüşler reddedilmiştir. Dinin ahlaki ilkelerinin hayatın bütün alanlarını kapsaması gerektiğine inanıyorum.
20- Hermetik atıl aklı İslam dünyasına taşıyarak, kurumsallaştıran felsefi tasavvufa karşı duruyorum. İnsanı eylemden uzaklaştıran bu anlayışın İslam’a uzak olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda Kuran ahlakını temel alan Muhasibi’nin irfani tasavvuf anlayışına yakın duruyorum.
21- Önüne geleni tekfir eden, yeni düşüncelere şiddetle karşı çıkan, her yeni arayışı bidat olarak gören, Kur’an’ı kendi yorumuna mahkum eden her tür Harici anlayışa karşı duruyorum. Farklı düşüncelerin tekfir edilip susturulmasına karşıyım. Bu yöntemin yeni düşüncelerin, yeni arayışların önünü tıkadığını düşünüyorum.
22- Siyaset alanında ‘Medine Vesikası’nın müzakereci ve katılımcı anlayışının temel alınması gerektiğini savunuyorum. Müslümanların inanmayan insanlarla bir devlet düzeni içinde barış içinde yaşayacağına inanıyorum.
23- Devletin kutsallığına, yöneticiyi ‘Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” olarak tanımlayan ve her türlü eleştiriden uzaklaştıran siyasi zihniyete inanmıyorum. Bu zihniyet iktidara yönelik her eleştiriyi kadere atfederek yorumlamaya ve iktidar sahiplerinin zulümlerini gizlemeye çalışmaktadır. Adaleti değersizleştiren güvenliği öne çıkaran otoriter bir siyasal anlayış bana uzaktır.
24- Aliya'nın "İslamcılık" anlayışı, İslam'ı bütüncül olarak ele alma, her tür totaliter ideolojiye karşı çıkma, İslam’ın baskı ile değil özgürlük ile gelişeceğini temel alma, doğu ve batı arasında denge kurma, devleti değil toplumu önceleme ilkelerine dayanır. Onun İslamcılığı İslam'ın ahlaki, kültürel ve toplumsal ilkelerinin hayata hâkim olması gerektiği düşüncesine dayanır. Bu nedenle, birçok araştırmacı onun yaklaşımını "ahlak merkezli ve toplum inşasını önceleyen İslami düşünce" olarak değerlendirmesine katılıyorum.
25- "İttihadı İslam", " İslam Birliği", "İslamlaşma, İslamcılık kavramları Müslümanların Batı modernizmi karşısında uğradıkları yenilgi dönemi kavramlarıdır. İslam'ı yenileşmeyi amaç edinen bu yaklaşımları savunanların tamamı Müslümandır. Onlar Müslümanlığı ve İslamcılığı karşıt ideolojiler olarak anlamamışlardır. Kur'an ve Sünnetten yola çıkarak Batı sömürgeciliğine karşı bir uyanış hareketi olarak anlamışlardır. Geleneksel Müslümanlık anlayışının sorunlu olduğunu, dini düşüncede bir ihya hareketine gidilmesi gerektiğini iddia ederler.( Bu konuda Mehmet Akif'in "Safahat" adlı eseri eşsiz veriler sunar) İslamcılık ile Müslümanlığı karşıt görerek olumsuzlama eğilimi ise bir kötü niyete dayanmıyorsa, uyanış çabalarına değer vermeyen bilgi ve bilinç eksikliğinin göstergesidir.
26-İslamcılık, İslam'ı bütüncül bir hayat olarak gören; bu anlamda ekonomik, siyasal, sosyal boyutları olduğunu düşünen, emperyalizm karşıtı, kuşkusuz İslam'la eşitlenemeyecek olan beşeri ve tarihsel bir yorumdur. İslam'ı yaşanılan çağa tercüme etmeyi amaçlar. Kuşkusuz herkes İslamcı olmak zorunda değil. Ancak "cılık" eki üzerinden baklıkçılık gibi ele alan bir düzeysizliği dikkate almam. Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh ile başlayıp Gannuşi, Aliya ve Garaudy'ye uzanan devasa bir külliyatı, " cılık' ekine indirgemek entelektüel bir tartışmaya yakışmaz. Batı İslamcılığa karşıdır. Çünkü sömürge karşıtı bir din yorumu istememektedir.
Teklif şudur: Namaz kılın, oruç tutun, ancak Batı'nın sömürgeci siyasetine karışmayın. İslam'ı sosyal hayatı düzenleyen bir inanç olarak görmeyin. Rahmetli Seyyid Kutub buna "Amerikancı İslam" diyordu.
Söz'ün Hakimiyeti-Zeynep Taş
09.07.2026
PARANIN DİNİ İMANI YOK MU?|YUSUF YAVUZYILMAZ
14.07.2026
Neden İslamcıyım YUSUF YAVUZYILMAZ 05.08.2026
Fetö'nün Çaldığı En Değerli Şey AHMET GÜRBÜZ 13.07.2026
CHP, REJİM VE DEVLET SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 26.07.2026
bırak da olsun be dost! MUSTAFA AKMEŞE 10.07.2026