Bir okuma grubunda tavsiye edilen “Duygusal Zekâsı Yüksek Çocuklar Yetiştirmek” adlı kitabı yıllar önce duymuştum ama bu sene okumak nasip oldu. Kitabın önsözünü Daniel Goleman yazmış. Çocuklara temel duygusal ve toplumsal değerleri öğretirken zekice yöntemler kullanılması gerektiğini söylemiş. Kitabın bu yöntemlerin öğretildiği bir rehber olduğundan bahsetmiş. Elimdeki kitap Ekim 2020 basımı; yeni basımlarında güncellenmiş bilgiler söz konusu olabilir. Çünkü son 5 yılda dünyada çok hızlı değişimler yaşıyoruz.
Goleman'ın Kaleminden Süzülenler
Çocukların duygusal ve sosyal becerilerinin köreldiğinden, hatta zamanla gerginleştiklerinden, sert ve sinirli kişiler olduklarından bahseden Goleman, bu bozulmanın çeşitli sebepleri olsa da ekonomik koşullar nedeniyle ebeveynlerin daha çok çalışmasının ve çocuklara ayrılan zamanın azalmasının ana sebep olduğunu söylüyor. Şöyle bir tespit yapmış: Çalışan anne babalar başka şehirlere gitmek zorunda kalıyor. Aile ve akrabalardan uzak, kendilerine göre kaygı sebebi olacak semtlerde, çocuklarını komşularına bile bırakamadan yaşıyorlar. Aslında bu durum, sadece çalışan anne babaları kapsamıyor; genel olarak dünyada bireyselleşme adı altında herkes kök ailesinden bile uzak olmak istiyor. Bu ve başka bazı durumların bir sonucu olarak çocuklar zamanlarının çoğunu ekran başında geçirmek durumunda kalıyor. Bunlardan yola çıkarak çocuklarla geçirilen altın dakikaları en iyi şekilde değerlendirmemizi öğütlüyor.
Gelelim kitabın yazarı olan John Gottman'ın -benim gözümden- bize anlattıklarına...
İyi ebeveynlik; yüksek zekanın yanında duygulardan da yararlanır.
Duygu Koçluğu da Neymiş?
Yazar, çocukların duygularına önem veren ve ilgi gösteren ebeveynlere "Duygu Koçu" diyor. Empatinin, etkili ebeveynliğin temelini oluşturduğunu söylüyor. Bir nesil önceki ebeveynleri düşününce arada büyük bir fark olduğunu görüyorum. Dönem dönem şartlar değişiyor tabii. Anne babaların imkanları gelişiyor. İmkanlar pozitif yönde geliştiğinde olaylara verilen tepkiler de olumlu yönde oluyor.
Yazar; en zor şartlarda bile çocuğunuzun bir işaret görmek için sürekli size bakacağını, ona rehberlik etmeniz gerektiğini söylüyor. Duygu koçu ebeveynlerin çocukları duygu açısından daha zekidir diye bir tespiti de var. Çünkü diğer türlü ebeveynler, duygular şahlandığında çocuklara nasıl davranacaklarını bilemiyorlar. Bence her durumda “duygu koçu” olmak zor iş...
Duygu koçluğu, disipline son vermek demek değildir. Sınır belirlemekten korkmayın; hatta bu bütün insan ilişkilerinde önemli bir etkendir.
Gottman bir başka paragrafta, çatışmanın aile yaşamının bir gerçeği olduğunu belirtmiş. Ben, bir arkadaş ortamında bu durum için "Çocuğuyla ilgilenmeyen anne, çocuğuna hiç bağırmaz" diye bir cümle kurmuştum ve biraz tepki almıştım. Bu söylediğim ilgilenen her annenin de bağırdığı anlamına gelmez. Ama ben kendimden yola çıkarak söyleyebilirim ki gün içerisinde eğitimden ulaşıma, beslenmeden temizliğe her tür işlerine koştururken bağırdığım ya da onlarla çatıştığım zaman dilimi elbette oluyor. Yazar, bu konularda çoğu uzmanın aksine çocuklara kızmanın karşısında değil (tabii ki saldırgan ve aşağılayıcı tutumlardan bahsetmiyoruz). Ölçüsü kaçmadığı sürece ebeveynin kızgınlığının, etkili bir disiplin sisteminin parçalarından olacağına inanıyor.
Hangi Tarz Ebeveynsin?
Kitapta dört farklı ebeveynlik tarzından bahsedilen bir bölüm var. Hatta bir test var ve sonundaki puanlamayla kendi ebeveynlik tarzınızı öğreniyorsunuz.
Stres altındaki ebeveynin bazen yanlış davranabileceğinden bahseden Gottman, özür dileyip bu durumun yeni bir yakınlık kurma fırsatına dönüştürülebileceğini söylüyor. İnsanların sadece çocuklarıyla değil, temasta olduğu herkesle bazen işleri yolunda gitmeyebilir. Böyle durumlarda kopukluğun büyümesindense aradaki bağı güçlendirme fikri çok güzel. Kardeşlerimizle ya da aile içinde bir problem olduğunda anneciğim der ki: "Taş taşa değmeyince duvar olmazmış." Gottman da böyle demek istemiş bence.
Kendi duygularının farkında olan ebeveyn, bu duyarlılığını kullanarak çocuğun duygularını da ne denli yoğun ve belirsiz olursa olsun fark eder. Burada şöyle bir tavsiye var: Çocuğunuzun incir çekirdeğini doldurmayacak bir şeye kızdığını veya üzüldüğünü gördüğünüzde, bir adım geri çekilerek büyük resme bakmanız ve yaşamında neler olup bittiğini hesaba katarak bir değerlendirme yapmanız işinizi oldukça kolaylaştırır. Bunun yanı sıra çocuğunuz için problem olan bir durumun çözüm yollarını bulmasında ona yardımcı olun ve seçtiği çözümü somut olarak uygulamasında onu destekleyin. Seçilen çözüm işe yaramıyorsa (çünkü bazen işe yaramayabilir) bunun bir başarısızlık değil, bizi doğru sonuca götüren bir tecrübe olduğunu ona açıkça ifade edin diyor. Açıkçası bu kısımlar çocuklarla iletişim konusunda beni motive etti.
Çocuğun isteklerine önem verdiğinizi ve isteğinin olabilirliğini kabul ettiğinizi çocuğa gösterin diyor. Çocuklar her şeyi isteyebilirler. Ama biz ebeveynler, sınır koyarak bu istekleri düzenleyebilmeliyiz. Etrafımızda istekleri asla geri çevrilmemiş, karakterleri de bu çerçevede gelişmiş birçok çocuk var. Anneler, babalar, öğretmenler hatta yaşıtları bu tarz büyütülmüş çocukların davranışlarından epeyce şikâyet ediyorlar.
Gottman, kitapta psikolog yazar Haim Ginott'un araştırmalarından faydalanmış, söylediği bazı şeylere de yer vermiş. Bunlardan biri: "Her duyguya izin vardır ama her davranışa izin yoktur." Bir başkası ise: "Ebeveyn-çocuk ilişkisi demokratik değildir; hangi davranışlara izin çıkacağını ebeveyn belirler." Bu cümlelerin yorumunu sizlere bırakıyorum.
Bazen Olmaz
Buraya kadar okuduklarımdan çıkardığım sonuç şudur: Her ebeveyn her an duygu koçluğu yapamaz, şartların uygun olması gerekir. Sağlığı, zamanı, ruhsal durumu buna her daim izin veren anne babalar yapabilir tabii! Yazar da kitapta ortam ve şartlar uygun değilse duygu koçluğunu erteleyin ve baş başayken yapın diyor. Yani insanın canı burnundayken "Ah canım seni anlıyorum, üzülmüş olmalısın" diyemiyor. "Şu anda seninle ilgilenemeyeceğim" diyor.
Anne-Baba İlişkisi ve Duygusal Zekâ
Anne ile babanın birbirine destek olduğu ve iyi geçindiği aile ortamında çocuğun duygusal zekâsı olumlu gelişim gösterir. Anne ve baba birbirine hoşnutsuzlukla bakıyor ve düşmanca davranıyorsa bu ailede çocuk mağdur olur. Yazar, çatışan ebeveynlerin çocuklarının birlikte oynamaya bile daha az eğilim gösterdiğinden bahsediyor. Ebeveynlerinin kavga ettiğini gören çocuklar duygusal huzursuzluk yaşıyor, hatta nabız ve tansiyon yükselmesi gibi fiziksel tepkiler verebiliyor, diyor. Eş ile yaşanan bir anlaşmazlık veya çatışmada çocuğa olumlu örnek teşkil edecek şekilde davranmak ve bu durumu rol model olduğumuzu unutmadan yönetmek gerektiğini söylüyor. Kitapta evlilikteki karşılıklı duygular ve bazı durumlardan bahsediyor ama o kısım bence başka bir yazının konusu.
Çocuklar, duyguların nasıl yönetileceğini çevrelerindeki diğer kişileri gözlemleyerek öğrenirler. Ne zaman çocuklarla ilgili bir şey okusam konu hep rol model olmaya çıkıyor, iyi ki de çıkıyor. Çocuğun çevresindeki en önemli insanlardan birisi de doğal olarak babası ve baba ile ilgili de birkaç bölüm yazılmış. Gottman'a göre duygusal bağlantı kurulabilen babalar çocuk yaşamını zenginleştirebilirler.
Hiçbir Şey İçin Geç Değildir
Son olarak kitapta yazılanlar hakkında olumlu düşündüğüm bir durumdan bahsetmek istiyorum. Kötü hissetmeye sebep olabilecek birçok vaziyetten bahseden yazar, arkasından "Hiçbir şey için geç değildir. Çocuğun iyiliğini düşünüyorsanız ve işleri yoluna koymak için gayret göstermeye niyetliyseniz umutsuzluğa kapılmayın" diye nasihat ediyor.
Ben kitabı ana hatları ile özetleyip arada yorumlarımı kattım. Çocuklarla ilgilenenlerin okumasının faydalı olacağı kanaatindeyim. Ebeveynlikte her şey mükemmel olamıyor, bunu kabul ederek yola çıkarsak, yolun ortasında olduramadıklarımıza Allah’ın izniyle çok kafamız takılmaz.
Söz'ün Hakimiyeti-Zeynep Taş
09.07.2026
PARANIN DİNİ İMANI YOK MU?|YUSUF YAVUZYILMAZ
14.07.2026
Mısır Darbesi ve Şehitler Unutulmadı
13.07.2026
Neden İslamcıyım YUSUF YAVUZYILMAZ 05.08.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ-3 ÜSTÜN BOL 07.08.2026
Fetö'nün Çaldığı En Değerli Şey AHMET GÜRBÜZ 13.07.2026
CHP, REJİM VE DEVLET SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 26.07.2026
bırak da olsun be dost! MUSTAFA AKMEŞE 10.07.2026