Yoz bir Amerikan kültürünün bu topluma din olarak dayatıldığını gizliyor her şeyi doğal bir süreçmiş gibi sunuyorsunuz.
Yıldıray Oğur Bey, sahnede neredeyse anadan üryan bir halde iken annesinin sıyrılan örtüsünü kapatmaya çalışan Türkiye Güzelini yazmış
Şöhret olmuş başörtülü annelerin,
Sakallı, namazlı, oruçlu babaların
muhafazakâr dindar ailelerin,
laikliğin dibini bulmuş çocuklarından örnekler vermiş
Melek Mosso'dan, Mabel Matiz'den, eşcinsel Reynmen'den Rakı reklamlarına çıkan Alperen'den falan bahsediyor ve bunun toplumdaki fay hatlarının hareketlenmesi olduğundan, fay hatlarının birbirlerine geçmesi olduğundan, bunun iyi de bir şey olduğundan falan bahsediyor Yıldıray Bey.
Bu anlamda kendisine katılmamak mümkün değil…
Ancak bunun doğal bir süreç olduğunu,
Avrupa'nın da bu süreci yaşadığını,
böyle böyle Batı Uygarlığının yükseldiğini
ima iddia ediyor ki bunun eksik bir doğru olduğu kanaatindeyiz.
Yani bizce olayı bilerek ya da bilmeden manipüle ediyor, örtüyor, gizliyor...
Zira kanaatimize bu toplum bu sürece kendi doğallığı içinde, kendi kendine, kendi isteği ile girmedi.
Bu iddiayı kabul etmek demek: "Cihad" ile başlayan "ar, namus, iffet, şeref, bekâret" gibi temel kavramları "Milli Eğitim müfredatından ve Kültür Bakanlığı kitaplarından" silmenin,
babayı ailenin merkezinden ve çocuğun terbiyesinden uzaklaştırmanın,
Çekirdek Aileyi dağıtıp en alt düzeydeki aile bağlarını bile kırmanın,
Rehberlikçilerle tüm okullu çocuklara ulaşıp "Aileniz size karışamaz" demenin,
Öğretmen, usta, üstad merkezli talim ve terbiyeden çocuk, cehl, eğlence, oyun, zırzopluk merkezli Eğ-İt-İme geçmenin ne anlama geldiğini, bu ve benzeri uygulamalarla neyi hedeflediklerini bilmediklerini kabul etmemiz gerekir.
Bu durumda bu politikaları dayatanların ‘ahmak'lar olduğunu, cahillikleri ile yapmaya çalışırken yıktıklarını düşünmemiz gerekir.
Hâlbuki onlar değil, "onların ne yaptığını bilmeyen bizler" ahmaklardık.
Zira bu politikalardan üreyen toplumlar aidiyet hisleri olmayan, şahsiyetsiz, kutsallarını kaybetmiş, bir araya gelemeyen, beraber itiraz edemeyen, dibine kadar tüketici olmuş, Batılı Kültürel saldırılar karşısında teslimiyetçi, şehvetperest bir toplum olduğunu bilmeyen sadece bizim yöneticiler bir de Yıldıray Bey kaldı sanırım.
Kesinlikle onlar ahmak değil...
Onlar ne yaptıklarını, yaptıklarının neticesinde ortaya nasıl bir toplumun çıkacağını gayet iyi biliyorlardı.
Bunu yapanları, buna alet olanları, bu kanunları çıkaranları, uygulayanları ne kadar gizlemeye çalışırsanız çalışın bizim kanaatimize göre asla masum değiller.
https://serbestiyet.com/featured/miss-turkiyenin-mahremiyet-refleksi-227331/
40 günün gösterdiği gerçek I Hamza Er
09.04.2026
İSRAİL SONA YAKLAŞIYOR - Mehmet Taşdöğen
19.03.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Eleştiri ve Ahlak YUSUF YAVUZYILMAZ 11.04.2026
Mezhebin Kadar Savaş! DERVİŞ ARGUN 13.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026