İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu halde, Meclis Başkanlığından istifa etmemesi üzerine, yukarıdaki cümleyi sarf etmiş Binali Yıldırım…
Seküler toplumların “etik” temelli bir hayat tarzı olduğu gibi, Müslümanların da “ahlâk” temelli davranış biçimleri vardır.
Ahlâkî zeminini kaybetmiş hukuk sisteminin meşruiyetine gölge düşer. Kuru, donuk ve soğuk maddî yaptırımlar yığınına döner.
Egemenlerin ideolojik dayatmalarının hukuka dönüştürülmesinin insan ve toplum üzerindeki istismar ve kimlik buhranı başka bir yazının konusu olabilir.
İnsanın doğuştan sahip olduğu vicdan, merhamet, tutarlılık, utanma duygusu, iyi örneklik, hesap verebilirlik, şüpheli şeylerden kaçınma gibi olumlu özellikler; ahlâkî olanla hayat bulabilir.
Güç zehirlenmesi nasıl bir şeydir?
Darbe anayasalarının gölgesinde geçerlilik kazanmış hukuk metinlerine, işimize gelince yüksek değer mi atfedeceğiz?
Hem dindar bir görüntümüz olacak hem de değerlere dayalı ahlâkî normları dikkate almayacağız öyle mi?
Hukuka uygunsa imkânlarımız oranında günah işlemeye devam mı edeceğiz?
Hukuka uygun kılıflar giydirilmiş yolsuzluklar, arsızlıklar ve düzenbazlıklara ne diyeceğiz?
Hangi sistemde yaşarsa yaşasın inanan bir insan, başkalarına iyiliği tavsiye etmeden önce kendine bakmalı değil midir?
Ahlâkî zemininiz yoksa; inancınız, söyleminiz rant kapısına dönüşmez mi?
Bal tutup parmağınızı mı yalıyorsunuz?
Gemisini yürüten kaptan mısınız?
Oy beklediğiniz insanlara sunduğunuz kelimelerin karşılığı sizde olmayacak mı?
“Başkaları da istifa etsin!” ne demektir? Herkes kendisinden sorumlu değil midir? Doğru ve erdemli davranışlar yanlışlar üzerine bina edilebilir mi?
Hukuku kuşatan bir ahlâk yoksa her yol mubahtır. Geceleyin sağılan süte su karıştırabilirsiniz. Ürettiklerinize kanserojen maddeler ekleyebilirsiniz. Ranta dayalı imar plânı değişiklikleri yapabilirsiniz. İmar geçecek yerleri bilir, çevresindeki arazileri alabilirsiniz. İthalat rejimini kısa bir süre değiştirerek birileri için muafiyet tanıyabilirsiniz. Dev ihaleleri adrese teslim şartnamelerle yapabilirsiniz. Yasal kumarhaneler, genelevler açıp, piyangolar, at yarışları düzenleyebilirsiniz. Her gün televizyonlarda arz-ı endam eden, şiddetin her türlüsünü barındıran mafya dizilerine izin verebilirsiniz. Yasal ihlâl örneklerini çoğaltabiliriz.
İyi örnekler görmek isteyen topluma ne diyeceğiz? Çocuklarımıza nasıl bir gelecek inşa edeceğiz? Adâletin bereketli esintileri bizde hayat bulmayacak mı?
İyileri mezarda, iyilikleri tarihin kapanmış sayfalarında mı arayacağız?
Kötülükler bir virüs gibi yayılırken dört bir yana, rol modelliği başkalarına mı havale edeceğiz?
Alev Alatlı’nın muhteşem deyişiyle, “her yasal olan helâl midir?” sorusunu sormalıyız.
Kimseyi ayırt etmeden söylemek gerekiyor: Hayatın her alanında, bırakın yasal/helâl sorgulamasını, maalesef “harama bile hile katan” bir çizgideyiz. Suçluyu dışarda aramaya hakkımız yok.
Lütfen düşünelim…
16.01.2019, Kardelen/Ankara
Mehmet Yavuz AY
Gardaş Ülke Özbekistan AHMET SEMİH TORUN 28.01.2026
Otoriterlik YUSUF YAVUZYILMAZ 01.02.2026
Tahammül, Tahammülsüzlüğe Bile... MUSTAFA ATILGAN 28.01.2026
ABD Terörü ve Rızanın Çözülüşü BEKİR BERAT ÖZİPEK 04.01.2026
maduro madara olunca! MUSTAFA AKMEŞE 08.01.2026
Ağaçlar Ayakta Ölür OSMAN YURT 05.01.2026
Kavramı Taş Diye Atanlar KADİR ÇİÇEK 26.01.2026
Hayal Kırıklıkları ve Gerçekler YUSUF YAVUZYILMAZ 10.01.2026