metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

ZORUNLU EĞİTİM, ÖĞRENCİ SEÇİMİVE YETENEK SORUNU

YUSUF YAVUZYILMAZ
17.05.2026

Bir toplumun geleceğini şekillendirecek ve belirleyecek olan en büyük güç eğitimdir. Bundan dolayı toplumların gelecek dönemlerde dünyada bulunacağı konum verdikleri eğitimin, yetiştirdikleri insanların seviyesi ile belirlenecektir. Ne yazık ki, Türkiye bu konuda sorunlarla boğuşmaktadır. 

Sürekli değişen eğitim politikaları, müfredatta yapılan değişiklikler, zorunlu eğitimin süresi, okullardaki disiplin sorunları, öğrencileri yeteneklerine göre sınıflandırma ve yönlendirme konularındaki eksiklikler ve sürekli değişimlerin gösterdiği gerçek, belirlenmiş bir eğitim politikasının olmadığıdır.  Yapılan her değişim sorunları çözecek yerde daha da karmaşık hale getirmektedir. Eğitim konusunda sürekli yapılan değişiklikler, bu konuda belirlenmiş bir aklın olmadığını açıkça göstermektedir. 

Öyle görülüyor ki, ilköğretimden üniversitelere kadar eğitim sisteminin yukarıdan aşağıya yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Çünkü her önceki kademedeki sorunlar, katlanarak sonraki kademeleri etkilemektedir. Bu durum hem kalitesizliği artırmakta, hem de ekonomik ve sosyal kayıplara neden olmaktadır. 

Ana amacı Üniversiteye niteliklerine göre öğrenci yetiştirmek olan klasik liselerde sorun çok daha belirgin olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Son zamanlarda okullarda şiddet ile karşımıza çıkan sorun bundan çok daha derin ve katmanlıdır. Klasik lise öğrencilerine ve okulda yaptıklarına kızmamak gerekir. Çünkü zeka, yetenek ve akademik zeka bakımından bulunmamaları gereken bir yerde bulunuyorlar. Bu çocukların büyük bölümünün bir üniversitede okuyacak ve elde edeceği mesleğinde başarılı olacak akademik zekaları yok. Genel liselerde okuyan öğrencilerin yüzde doksan beşinin meslek liselerinde ve meslek edindirme kurslarında bulunmaları gerekir. Yeteneklerine göre seçecekleri bir meslekte çok başarılı olacak öğrencileri genel liselere yönlendirerek hem başarısızlıklarına neden oluyor hem de başarılı olacakları alanlarda öğrenim görmelerini engelliyoruz. İlgi duymadığı alanlara yönlendirilen çocukları motive etmek bir hayli zordur. Genel lise öğretmenleri bu zorluğu her gün yaşayarak çözmeye çalışıyorlar. Bu durumla başa çıkabilmek için özellikle matematik, fizik, kimya ve biyoloji gibi dersleri oldukça basit bir dille vermeye çalışıyorlar. Kalite o kadar düşüyor ki, bu çocuklar edindikleri yüzeysel bilgilerle üniversiteye giremiyorlar. Bu durumda üniversitelerin puan barajları düşürülerek, ihtiyacın çok üzerinde açılmış bulunan bölümlere yetersiz öğrenciler kaydediliyor. 

Asıl suçlu öğrencileri yetenekleri yönünde yönlendiremeyen ve bulunmamaları gereken yerde tutan sistemdir. Zekaları akademik öğretime uygun olmadığı için dersleri anlamıyorlar. Dolayısıyla derslerde sıkılıyorlar ve zaman geçirmek için başka yollara başvuruyorlar. Biz onlardan asla yapamayacakları şeyler bekliyoruz. Bu beklenti onları psikolojik sıkıntıya sokuyor. 

Hayatın başka alanlarında başarılı olacak çocukları liselere yığarak yok ediyoruz. Akademik zekaları olmadığı için matematiği de edebiyatı da yapamıyorlar. Sekiz saat boyunca anlayamayacağı dersleri görmek doğal olarak sıkıyor onları. Onlarda zaman geçirmek için yollar bulmaya çalışıyorlar. Bu temel gerçeği göremeyen bir eğitim aklı var Türkiye'de. 

Dersin birinde J. P. Sartre'ın varoluşçuluğunu anlatıyorum. Çocuk, " Hocam anlamıyorum" dedi. Gerçekten çok terbiyeli, elinden geldiğince çalışan bir çocuk ile karşı karşıyayız. Zorluyor kendini anlamak için. Çocuğun hem gayretine hem de onu anlayamayacağı bir tercihte bulunduran sisteme üzüldüm. Çünkü milyonlarca insanın kaderi bu olmuş. Çocukları asla başaramayacakları bir döngünün içine sokmak nasıl bir acımasızlıktır. Bir meslek sahibi olarak çok başarılı olacak bir genci el birliği ile genel liselerde yok ediyoruz.

Kuşa sürünmeyi, yılana zıplamayı, çekirgeye uçmayı öğretmeye çalışan bir sistem ile karşı karşıyayız. Doğal yetenekler ile gördükleri öğretim arasında hiçbir ilişki yok. O yüzden öğretmenlerin bütün enerjimi eğitime vermeleri gerekir. Çocukların olumsuz davranışlarını değiştirmeye, ahlaki değerleri kazandırmaya çalışmak en doğru yaklaşım sanıyorum.

Klasik liselerde okuyan öğrencilerin çalışıp çabalasalar bile, akademik zeka yetersizliği dolayısıyla, yapamayacakları şeyleri, çalıştıklarında yapabilecekleri izlenimini vermek onları büyük baskı altına sokmaktadır.

Akademik zekaları olmayan milyonlarca öğrenciyi zorunlu eğitim dolayısıyla klasik liselere doldurmanın bedelini hep beraber ödeyeceğiz. Klasik liselerde tek yeteneği sıçramak olan çekirgeye uçmayı öğrenmeye ikna etmeye çalışıyoruz. Doğal olarak çekirge uçmayı öğrenemediği gibi, sıçramayı da unutuyor. Böylece hiçbir niteliği olmayan öğrenciler üniversiteleri dolduruyor. Ekonomi ile ilgili bir bölümde öğretim elemanı olan bir arkadaş bana, "Hocam matematikten eksi netle gelen öğrenciye finans analizi dersi vermeye çalışıyorum " dedi. Matematiğin etkin olarak kullanıldığı bir bölüme eksi netle gelen( bir soru bile çözememiş) öğrencilerin yarın finans piyasasının ve ekonominin aktörleri olacak. Durum gerçekten tahmin edilenin ötesinde vahimdir. Bu niteliksiz öğrenciler gelenekçe Türkiye’nin finans piyasasında rol alacaklardır. Daha da vahimi bunun bütün alanlar için geçerli olduğudur. 

Görevi eğitimi yerle bir etmek olan bir siyasal akıl ancak bunları yapabilir.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş