İstanbul'da bir grup Müslüman yazar ve aktivist 'Barışa Çağrı' adını verdikleri bir metin yayınladılar.
Metnin sunumunu Yazar Ümit Aktaş İstanbul Üsküdar'da bir kafede düzenlenen bir basın açıklaması ile yaptı.
Metin, Türkiye'de Devlet Bahçeli'nin çağrısı ile başlayan ve halen değişik toplum kesimlerince işlenmeye ve tartışılmaya devam edilen yeni çözüm sürecine işaret ederek Suriye'de yönetim değişikliği ile birlikte oluşan bölgesel konjonktöre de vurgu yapıyor ve "Türkiye kadar bölge ülkelerinde yaşayan Kürtlerin ve diğer halkların barış ve kardeşlik içerisinde yaşama imkânının gerçekleşmesi için tüm bölge ülkelerine bu barış sürecinin desteklenmesi çağrısında bulunuyoruz." denildi..
Kürt sorunun nihai çözümü için sorunun siyaset, kültür ve hukuk alanında yapılması gereken değişiklik ve iyileştirmelere vurgu yapan metin şöyle devam ediyor: ". Siyasal haklar yerine göre federasyon, özerklik, eşit yurttaşlık veya yerel yönetimlerin güçlendirilmesi; kültürel haklar ise dilin resmi dil de dahil olmak üzere her alanda kullanımı, bölge isimleri ve eğitim üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması; hukuki haklar ise cezaevi şartlarının düzeltilmesi, haksız mahkumiyetlerin ve tutuklulukların kaldırılması, kapsamlı bir af çıkarılması, el konulan mülklerin sahiplerine iadesidir. "
141 kişinin imzaladığı açıklamanın tam metni:
BARIŞA ÇAĞRI
Arap Baharı ile birlikte yaşanan sürecin ve geçtiğimiz yıl içerisindeki Gazze direnişine karşı İsrail’in Gazze, Lübnan ve Suriye üzerindeki soykırımcı saldırılarının da etkisiyle, bölgedeki siyasal durum derin bir sarsıntıya uğradı. Bu sarsıntı sonrasında ise sömürgecilerin Birinci Dünya Paylaşım Savaşı akabinde kendi çıkarlarına uyarlı bir biçimde belirlediği siyasal haritanın en büyük mağdurlarından birisi olan Kürtleri de içine alacak bölgesel bir barışın da imkânı doğdu.
Bölgenin dört ülkesine dağılmış Kürt nüfusunun bulunduğu her ülkede tâbi tutulduğu baskı, ayrımcılık, ötekileştirme ve hatta yok sayma siyasetlerinin sonunun gelmesinde kuşkusuz ki Kürtlerin sürdürdükleri mücadele ve direncin de önemli bir payı var. Kürt halkının bu tip tutumlara maruz bırakılmasının en büyük sebebi ise kendilerine ait bir devletlerinin olmayışı kadar yaşadıkları ülkelerin demokratik ve insan haklarına duyarlı yönetimlere sahip olmamasıdır.
Özellikle Suriye’deki Baas diktatörlüğünün çöktüğü bu kritik süreç, sadece Kürtlerin değil, bölge halklarının da genel anlamda insani ve demokratik değerlere kavuşabileceği bir umudu vadetmekte. Bu değerlerin temel İslami değerlerden uzak olmadığı ise ortada.
Buna dair bir umudun yükseldiği şartlardan hareketle, bizler, İslami sorumluluğu haiz ve insan haklarına duyarlı taraflar olarak, Türkiye kadar bölge ülkelerinde yaşayan Kürtlerin ve diğer halkların barış ve kardeşlik içerisinde yaşama imkânının gerçekleşmesi için tüm bölge ülkelerine bu barış sürecinin desteklenmesi çağrısında bulunuyoruz.
Şimdiye kadar yaşananların acıları elbette ki önemli ama daha da önemli olan barışa dair umudumuz ve şimdi dikkat etmemiz gereken bu umudu öfkelerimize kurban kılmamak. Geçmişteki acılarımızı ve düşmanlıklarımızı bir kenara koyarak, sadece Türkiye’ye değil, bölgemize de barışı getirecek bu sürece destek vermek. Her ülkenin kendi iç şartlarına bağlı çözümleri birbirinden ayrı tutarak sadece barışa odaklanmak.
Kuşkusuz ki bu umut, özellikle de Kürtler açısından bir barış ve özgürleşme umududur. Bu umudu hayata geçirecek ve barışı mümkün kılacak olan ise öncelikle siyasal, kültürel ve hukuki hakların sağlanmasıdır. Siyasal haklar yerine göre federasyon, özerklik, eşit yurttaşlık veya yerel yönetimlerin güçlendirilmesi; kültürel haklar ise dilin resmi dil de dahil olmak üzere her alanda kullanımı, bölge isimleri ve eğitim üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması; hukuki haklar ise cezaevi şartlarının düzeltilmesi, haksız mahkumiyetlerin ve tutuklulukların kaldırılması, kapsamlı bir af çıkarılması, el konulan mülklerin sahiplerine iadesidir.
Dünya üzerindeki benzeri uygulamalardan da hareketle, bu hakların anayasal bir güvenceye kavuşturulmasının gereği oldukça açıktır. Birçok meselenin zamanla daha da belirginleşeceği bu yolda yapılması gereken bir an önce ilk adımların atılması ve sürecin kısır iç siyasi çekişmelere maruz bırakılmamasıdır.
Ülkemiz, bölgemiz ve insanlık açısından çok önemli olan bu sürecin hayata geçirilmesi için tüm siyasi partileri ve sivil toplumu, ülkemizi maddi ve manevi açılardan yoksullaştıran ve bölge halklarını birbirine düşmanlaştıran bu sorunu aşmak için el ele vermeye çağırıyoruz
ÇAĞIRICILAR:
Trump, Papa'ya saldırdı
13.04.2026
Tayvan ile Çin arasında 'tarihi' temas
13.04.2026
Çin gemisi, ABD'nin Hürmüz ablukasını deldi
14.04.2026
PKK'lılar 4 kategoriye ayrılacak
23.03.2026
Mezhebin Kadar Savaş! DERVİŞ ARGUN 13.04.2026
OKUL, EĞİTİM VE ŞİDDET YUSUF YAVUZYILMAZ 18.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026