21 Ekim 2019 Pazartesi •

HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN ANLAM VE ALANI -Kur'an Merkezli Bir Tanımlama ve Değerlendirme- Mehmet Yaşar Soyalan

26.05.2019

Yazarımız Sayın Mehmet Yaşar SOYALAN'ın "Kur'an Merkezli Bir Tanımlama ve Değerlendirme HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN ANLAM VE ALANI" Üzerine Kaleme Aldığı  Yazı Dizisine Başlıyoruz.

 

Hak ve Özgürlüklerin Alanını Zorunlulu ve Sorumluluk Alnları Olarak iki Kısma Ayıran Mehmet Yaşar Soyalan;  Zorunluluk Alanı ile ilgili "İnsan, ancak bu yaşama vasatını sağladıktan sonra insan konumuna yükselir. Yani ona bu yaşama vasatı/imkanı/ortamı sağlandıktan sonra insani sorumluluklar yüklenir. Ona, bu yaşama vasatı sağlanmadan, insani sorumluluklar yüklemek veya onun akıllı bir varlık olmasının bir gereği olarak, bazı haklara sahip olduğunu söylemek, karşılığı olmayan bir söz söylemenin ötesinde hiçbir anlam ifade etmez."

Sorumluluk Alanı ile İlgili İse; "Sorumluluk alanı aslında baştan sona bir özgürlükler alanıdır. Yani akıllı bir varlık olmasının bir sonucu olarak var olduğu, insan olduğu bir alandır. Kişinin özgür iradesi bu alanda tezahür eder. Onun bütün yapıp ettikleri, iyi veya kötü diye nitelenebilecek davranışları, özgür iradesinin gereği, kendi tercihleri olarak hepsi bu alanda ortaya çıkar. Bu nedenle üzerinde durulması ve mücadele edilmesi gereken asıl alan, tercihler dünyası ile ilgili olanıdır. İşte biz bu, sorumlulukların ön plana çıktığı alana, hak ve özgürlükler alanı" olduğunu belirtiyor

Sayın Mehmet Yaşar Soyalan'ın Bu Değerli Çalışmasını, Siz Saygıdeğer Hertaraf Okuyucularının ilgisine Sunuyoruz... - Hertaraf Haber 

HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN ANLAM VE ALANI

-Kur'an Merkezli Bir Tanımlama ve Değerlendirme-

GİRİŞ

İnsanoğlunu diğer canlılardan farklı kılan temel özelliği, akletmesinin bir sonucu olarak, çevresini yeniden tanımlayıp, yorumlaması ve onu olumlu veya olumsuz anlamda değiştirip dönüştürerek yeniden inşa etmesidir. Bu değiştirip dönüştürme ve inşa etme özelliği istisnasız insan soyunun bütün fertleri için söz konusudur. Bunlar, onun doğasının gereği olarak doğumu ile birlikte sahip olduğu temel niteliklerdir. Şüphesiz hem bir canlı hem de bir insan olarak, onun bu özelliklerini kullanabilmesi ancak bazı haklarının/dokunulmazlıklarının olmasına bağlıdır. Bu haklar, onun bir insan olarak hayatını devam ettirmesini, üretmesini, çevresini değiştirip dönüştürmesini sağlar.

İnsanın, sorumluluk sahibi bir varlık olmasına ek olarak canlı olma boyutu onun diğer canlılarla ortak yanı. Yani, doğup büyüyen, yürüyen/hareket eden, yiyen, içen, çiftleşen, üreyen, sonra yaşlanıp ölen hayvani/canlı olma hali. Bilindiği gibi her canlı doğası gereği hayatta kalmak ister ve hayatta kalmak için yapması gerekenleri de yapar. Bu içgüdü veye var olma yeteneği onun hayatta kalması ve soyunu devam ettirmesini sağlar. Bu, hayatta kalma güdüsü bütün canlılarda böyledir. Aslında bu hayatta kalma içgüdüsü veya isteği, doğuştan sahip olduğu yeteneklerini ortaya çıkarabilmesi için temel bir araç olsa gerektir.

Örneğin; bal arısının doğası bal yapmak, ipek böceğinin doğası ipek kozası örmektir. Bu hayvanlar bu amaçlarını gerçekleştirmek, varoluşlarının gereğini yapmak için hayatta kalmaya çalışırlar. Tüm mücadeleleri bunun üzerine kuruludur. İpek böceğine yaşama ve sanatını icra etme hakkı tanındığında ancak, o, ipek böceği olarak hayatını devam ettirebilir. ipek böceğini koza yapmaktan, arıyı bal yapmaktan men etmek veya farklı şeyler yaptırmak, onun doğasını bozmak ve bir anlamda yaşama hakkını elinden almak anlamına gelir. Her canlı hayatta kalmak için beslenir, ürer ve doğasının gerektirdiği gibi davranır. Doğayı da diğer canlılarla birlikte paylaşarak, doğasının izin verdiği şekilde yaşar. Bu düzen, evrende, canlıların var olduğu ilk günde nasıl bir özeliğe sahipse, bugün de aynı özelliğiyle devam etmektedir.

ZORUNLULUKLAR ALANI

Bir canlı olarak insanoğlu da böyledir; kendi hayatını ve kendi soyunu devam ettirebilmek için doğasında olanı yapar. Yer, içer, uyur, vücudunu sıcağa ve soğuğa karşı korur ve ürer. Bu yanı her canlıda olduğu gibidir. Bugün, yaşama hakkı, beslenme hakkı, barınma hakkı, evlenebilme hakkı/çoğalabilme hakkı diye telaffuz ettiğimiz bu haklar, onun bir canlı olarak, tıpkı diğer canlılar gibi, örneğin, bir bitkiden, bir kuş cinsinden farksız olarak, hayatını devam ettirebilmesi için en asgari şartları oluşturur. İnsan, ancak bu yaşama vasatını sağladıktan sonra insan konumuna yükselir. Yani ona bu yaşama vasatı/imkanı/ortamı sağlandıktan sonra insani sorumluluklar yüklenir. Ona, bu yaşama vasatı sağlanmadan, insani sorumluluklar yüklemek veya onun akıllı bir varlık olmasının bir gereği olarak, bazı haklara sahip olduğunu söylemek, karşılığı olmayan bir söz söylemenin ötesinde hiçbir anlam ifade etmez.

Çünkü bu varlığın önce aklını, (iç güdülerini değil) kullanacak bir kıvama gelmesi, bir vasata sahip olması gerekir. Bir insan, ancak bir canlı olarak, yani, İslam âlimlerinin “Mekasidu’s-şeria” diye ifade ettikleri beş ilkeden dördünün; (canı, malı, nesli, aklı koruma) güvenliği ve devamı sağlandıktan sonra, yeryüzünde sıradan herhangi bir canlının sahip olduğu/olması gereken bir yapıya kavuşur. İşte, bu alan zorunluluklar alanıdır. Yani doğal alandır. Sorumluluk da bu zorunluluklar alanın inşasından sonra ortaya çıkar.

SORUMLULUKLAR ALANI

Sorumluluk alanı aslında baştan sona bir özgürlükler alanıdır. Yani akıllı bir varlık olmasının bir sonucu olarak var olduğu, insan olduğu bir alandır. Kişinin özgür iradesi bu alanda tezahür eder. Onun bütün yapıp ettikleri, iyi veya kötü diye nitelenebilecek davranışları, özgür iradesinin gereği, kendi tercihleri olarak hepsi bu alanda ortaya çıkar. Bu nedenle üzerinde durulması ve mücadele edilmesi gereken asıl alan, tercihler dünyası ile ilgili olanıdır. İşte biz bu, sorumlulukların ön plana çıktığı alana, hak ve özgürlükler alanı diyoruz.

Bir canlı olarak, onun yaşama, barınma, doyma, üreme gibi doğal ve zorunlu ihtiyaçlarını hak ve özgürlükler kapsamında ele almak doğru olmaz. Çünkü o alan, var olma alanıdır. O alan daraltıldığında kişinin veya canlının varlığı ortadan kaldırılmış olur. Hak ve özgürlükler özellikle insanın tercihleri konusunda söz konusu olmalıdır. Çünkü insanlar bu tercihleri sebebiyle diğer varlıklardan ayrılırlar ve bu tercihleri sebebiyle sorumludurlar. Aynı şekilde iyi veya kötü bir medeniyet inşa ediyor olmaları da bu tercihleri sebebiyledir. Yaşam, barınma, üreme, doyma gibi onu canlı kılan temel ihtiyaçlarını bir hak olarak sunmak ve bunu ona lütfetmiş olmak, inananlar için onu yaratana; inanmayanlar için doğaya bir saygısızlıktır. Biz bu çalışmamızda, Kur’an’ın temel ilke ve hedeflerinden yola çıkarak, daha çok tercihlere yönelik hak ve özgürlükler üzerinde yoğunlaşacağız.

Devam Edecek...

Yorum Ekle
Yorumlar
Mustafa Demir

18.06.2019

Değerli bir çalışma olmuş, tebrik ederim.
Nizamettin duran

29.05.2019

Insanın yaratılış hikmetine mebni olarak yapılmış güzel bir tanımlama... Güzel açıklamaları içeren güzel bir yazı, Eline sağlık ve yazarın.
Arif ÇİFCİ

27.05.2019

Ayırım gayet güzel yapılmış. İlave olarak insanın beşer olmaktan insan olmaya geçmesi olarak da söylenebilir. Bu konuda Sinan Cananın insan beyninin gelişimi ile ilgili çalışmalarına bakılabilir. Ayrıca Mustafa İslamoğlunun Tabiat ve Kur’an Ayetleri Işığında Yaratılış ve Evrim kitabında da bilgiler var iyi çalışmalar
Çağlayan Ömerustaoglu

27.05.2019

Dünya geneli düşünüldüğünde zorunluluklar alanını aşanlar oldukça az sayıda sorumluluktan muaf olmaları rahatlatıcı ancak en cok sorumlulugu da onlar yükleniyor gibi
Halit ATAOĞLU

26.05.2019

Emeğinize kaleminize sağlık.
Dürümiye / Lezzete Davetiye