metrika yandex
  • $45.15
  • 52.31
  • GA49900

Kendini Yetiştirmek Ve Harici Mantık

YUSUF YAVUZYILMAZ
22.03.2026

 

Entelektüel düzeyde kendini geliştirmek isteyen insan zihnini okuyarak sürekli beslemelidir. Okumayı bırakan insan andan itibaren yeni bir düşünce üretemeyeceği için sürekli kendini tekrar etmek zorunda kalır. Bu durumda yeni bilgilerle beslenmeyen eleştirileriniz yol gösterici olmaktan çıkar, kendini tatmine dönüşür. Taraf olduğunuz tartışmalarda hakikate ulaşmayı değil, muhatabınızı zor durumda bırakmayı, kazanmayı amaçlarsınız. Kazanmayı tek hedef olarak belirlediğiniz bu durumda sadece kullandığınız kaynakları çarpıtmakla kalmaz, yalan söylemeye başlarsınız. Kazanma hırsı ve kaybetme korkusu tüm benliğinizi esir alır. Böyle bir aşamaya geldiğinizde artık adil olmaktan uzaklaştınız demektir. Çünkü sorununuz epistemolojik alandan çıkıp etik alanına girmiştir. Ahlaki değerleri önemsemeyen insanın elinde bilgi ve inanç başkasını tahrip eden ve yok etmeyi amaçlayan kıyıcı bir silaha dönüşür.

Eleştiri ahlakı açısından bir metni anlamak, muhatabın bilgi, zeka ve anlama seviyesi ile ilgilidir. Bu anlamda anlamamak ya da yanlış anlamak normal karşılanabilir. Ancak bir metne kendi görüşünü giydirmek ve bunun eleştirmek son derece problemli bir davranıştır.

Kişinin mezhepçi bir düşünceye sahip olması, polemikten beslenmesi, bilgileri çarpıtması, cedele yatkın bir zihin yapısının olması, kabul etmesek de anlaşılabilir bir durumdur. Ancak bu tür insanların entelektüel dünyada hakim olmasına fırsat vermemek gerekir.

Entelektüel ahlaka sahip kişi konumu, bilgisi ve birikimi hangi düzeyde olursa olsun eleştiriye açık olmalıdır. Fikir tartışmalarında önemsediğim konu, hakaret içermemesi; kişisel sataşmaların, etnik ve mezhebi ötekileştirmenin olmaması, tartışmacının kendini hakikatin merkezine koymamasıdır. Kendini hakikatin merkezine koyan ve bu şekilde davranan insan önyargılıdır. Önyargı kaçınılmaz olarak fanatizmi ve şiddeti besler. Fanatizmin hakim olduğu ortamda sağlıklı bir fikir tartışması yapmak mümkün değildir.   

Sağlıklı bir müzakere ve tartışma zihin açıcıdır ve bilinci zinde tutar. Amacı hakikati aramak değil de kazanmak olan bir tartışmadan çekilmek ise büyük erdemdir. Bir tartışmayı kazanma hırsı ve kaybetme korkusu aldığı andan itibaren o tartışmadan uzaklaşmanın zamanı gelmiştir. Bırakın muhatabımız, sizi sıkıştırdığı hissine kapılsın. Eleştiri ahlakı böyle bir tartışmayı sürdürmeye izin vermez.

Entelektüel ortamı zehirleyen etkenlerden biri de cahillerin davranışlarıdır. Bir konuda bilgisi olan kişinin bilerek hakikate aykırı davranması kabul edilemez. Böyle davranan kişi sahip olduğu bilginin sorumluluğunu üstlenmiyor demektir.

" Cahilliğin belirgin özelliği nüfuz ve idrak kabiliyetinin az olması, zihni yetersizlik içinde kafasına estiği gibi fikir yürütmesi, işin aslını ve hakikatini bilmediği halde önyargılarında ve kanaatlerinde ısrar etmesi ama belirgin olarak nefsinin istek tutkularına göre karar verip hareket etmesidir. Cahillerden neşet eden fiiller yıkıcıdır. Olgun Müslümana yaraşan sabır göstermesi, onların seviyesine düşmeme konusunda azami gayret içinde olmasıdır.

Cahillerin bir başka gurubu malayani boş lakırdıyla vaktini geçiren, işe yaramaz konuları saatlerce bir tür geyik muhabbeti sadedinde konuşan, gayesi anlamak ve öğrenmek değil bedel yapmak, işte çıkmak olan kimsedir. Böylelerinden fazla haşır neşir olmamak gerekir.

Cahilliğin aklı yeterince kullanmamak lazım yakın ilgisi var. Hal böyle olunca beyinsizce konuşana, ahmakça davranan, konuşulanların ve yazılanların maksatlarına nüfuz etmeyen kimselerden uzak durmak; böyle kimselerle bedel ve tartışmalara girmemek, saldırılarına hilm ve yumuşaklıkla cevap vermek, , kötülüklerini görmezden gelmek, cahil ve cehaletten yüz çevirmenin gereğidir. Yeri gelince cahil kabalaşır, küstahlaşır, saldırganlaşır, tahripkar tutum ve davranış içerisine girebilirler. " ( Ali Bulaç, Kur'an Dersleri, Çıra yayınları, 3.cilt, s: 396)

Sosyolojik anlamda sahip olunan bilginin nasıl ve hangi amaçlar için kullanılacağı temelde ahlaki bir sorundur.   

Tarihsel süreçte sahip oldukları bilgiyi çarpıtarak kullanma ilk İslam mezheplerinden biri olan Haricilere aittir. Haricilerin niçin bu şekilde davrandıklarını anlayabilmek için geldikleri toplumsal katmanları, düşüncelerinin oluşumuna etki eden faktörleri ve ideolojilerini doğru analiz etmek gerekir.  Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, onların temel sorunu bilgi değil, ahlaktı. Çünkü Haricilerin çoğunluğu hafız derecesinde Kur'an'ı biliyorlardı. Kullandıkları bilgiler doğru, ancak kullanma yöntemleri ve amaçları doğru değildi. Bu nedenle sahip oldukları bilgi düzeyleri kendisi gibi düşünmeyen Müslümanları kafir ilan etmelerini ve katletmelerini önleyemiyordu. Nitekim Hz. Ali'yi bile bu nedenle şehit etmişlerdi.

Öyle görülüyor ki, günümüzde de uzantıları görülen bu zihniyeti sağlıklı bir şekilde analiz etmek gerekmektedir. Kuşku yok ki, Harici zihin, bedevidir, literaldir, manaya değil lafıza odaklanır; seçicidir, tekfircidir; dini kendi yorumuna hapseder. Bu anlamda mezhepçidir. Kendi yorumu dışındakileri tekfir eder. Kuşkusuz bu yaklaşımın ürettiği zihin yapısı İslam’ın ilk dönemlerinde kalmış değildir. Günümüzde de bir hayli yaygındır.

ABD ve İsrail sömürgeciliğinin İran’a saldırısının gerçekleştiği şu günlerde Harici mantık yeniden tarih sahnesine bütün ağırlığı ile geri döndü. Kendini dindar olarak tanımlayan bazı kimseler, salt başka mezheptendir diye ayetleri tıpkı Haricilerin yaptığının benzeri olarak, kılıç gibi kullanır, onları tekfir eder, bir müslüman halka karşı sömürgecilerin saldırganlığını onaylar. Bu akıl yürütme biçimi tipik Harici mantığıdır. Çünkü Hariciler, kafirlere dokunmuyor, kendisi gibi düşünmeyen Müslümanları cezalandırıyordu. Bu anlamda Haricilerin düşmanı ve hedef kitlesi kendinden farklı düşünen Müslümanlardı. Hariciler, kendilerini samimi dindarlar sayıyor, farklı görüşte bulunanları tekfir etmekten çekinmiyorlardı. Ne yazık ki, günümüzde kendi mezhebini hak mezhep olarak görüp, diğer mezhepleri tekfir edenler Haricilerin günümüzdeki temsilcileridir. Bundan dolayı İran'ı eğer başarılı olursa Şii yayılmasını kimse önleyemez diyerek mezhep farklılığından dolayı karşı çıkmak Harici mantığın uzantısıdır.  Harici mantık, tarihte Hz. Ali başta olmak üzere on binlerce insanın öldürülmesine yol açtı. Ancak bu mantığın ürettiği zihin dünyası tarihte kalmayıp günümüzde insanları etkilemeye devam ediyor.

Hariciliğin temel özelliklerini şöyle özetleyebiliriz:

1-Haricilik; lafızcı literal bir zahiri okumayı esas alır. Bu yüzden form, biçim ve görünüş ön plandadır. Haricilik, lafzın derinindeki manasına odaklanan anlam merkezli derinlemesine okumaya uzaktır.

2- Haricilik, seçmecidir. İslam dünyasında derin kırılmalara yol açan Hakem olayında düşüncelerini "Hüküm Allah'ındır" ayeti üzerine bina edilmiştir. Bu ayetin dışındaki diğer ayetler görmezden gelinmiştir. İlgili ayet bağlamından koparılarak ve içeriğine müdahale edilerek kullanılmıştır.

3-Haricilik, metni yoruma indirgeyen bir anlayışı besler. Yorumu metnin önüne çıkarır bir anlamda metni yoruma mahkum eder. Oysa metin ilahi yorum ise insanidir. İnsan zihninin müdahil olduğu bir bilgiyi İlahi bilgi ile eşitleyemeyiz.

4-Haricilik, bedevi kökenli sert karakterli bir dini söyleme yaslanır. Bu nedenle sahip olduğu sertliği İslam'a taşımışlardır. Sert, acımasız, hoşgörüsüzdür. Bu nedenle Harici hareketin mantığını İŞİD ve Bako Haram gibi örgütler temsil eder.

5-Hariciler, Kuran'dan başka kaynak kabul etmediklerini iddia ederler. Bir insanın Kuran'dan başka kaynak kabul etmemesi düşüncelerinde isabetli olduğunu göstermez. Nitekim Hz. Ali, Haricilerle müzakereye giden temsilciye şunu tavsiye etmiştir. “Onlarla Kur’an üzerinden tartışmayın; çünkü Kur’an çok anlamlıdır (çeşitli yorumlara açıktır). Siz bir şey söylersiniz, onlar başka bir şey söylerler. Fakat onlarla sünnet (hadis) üzerinden tartışın; çünkü bundan kaçamazlar.” Bu yaklaşımın anlamı şudur:  Kur’an ayetleri tevile (yoruma) açık olabilir ve Hariciler bunu çok iyi yapmaktadır. Dolayısıyla Hariciler, ayetleri kendi lehlerine yorumlarlar. Oysa sünnet (hadis), Hz. Peygamber'in Kuran'dan yola çıkarak uyguladığı pratik ve bağlayıcı örnekler içerir. Bu anlamda müzakere için daha kesin bir zemin oluşturur.

6-Haricilik, büyük günah işleyeni tekfir eder, eğer tövbe etmez ise cehennemde ebedi kalacağını savunur; " Hüküm Allah'ındır " ayetini temel alır ve Hz. Ali taraftarlarını tekfir eder; adaletsiz yöneticilere karşı isyanı meşru görür; katı ve literal bir din yorumu yapar; ibadetlerde sert ve tavizsizdir.

7-Dini anlamda son derece sert, tavizsiz ve katı olan Hariciler, halifenin kim olacağı ve nasıl seçileceği konusunda İslam mezhepleri arasında en demokratik olanıdır. Halifenin Kureyş'ten olmasının şart olmadığını, ehliyet sahibi her insanın seçimle halife olabileceğini savunurlar.

Asırlardır mezhepçiliğin temel mantığını oluşturan Harici mantığını toprağa gömmenin zamanı gelmedi mi?

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş