metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Haberler / Yorum - Analiz

Kurtuluş Ne Zaman? / Hüseyin ALAN

05.07.2020

Bin sene kadar önce Hıristiyan dindarlar ‘kent günah merkezidir, orada yaşanmaz’ diyor kentlerin dışında kurdukları manastırlarda Ortaklaşa çalışıyor, ekip dikiyor, hasat ediyor, kardeşçe paylaşıyor, yolcular ve misafirlere ikram ediyor, geçinip gidiyorlardı.

Kendi aralarında dersler yapıyor, kente girip çıkanlara nasihat ediyor, sağa sola tebliğci yolluyor, İsa’nın yoluna çağırıyor, tövbeye davet ediyordu...

Bin sene kadar önce İsrailoğulları değişik ülkelerde sürgünlerde yaşıyor, müsade edildikleri dar alanlarda kontrol altında tutuluyor, yöreye göre ziraat ve ticaretle  kıt kanaat geçimlerini sağlıyorlardı.

Ruhbanlarının aktardıkları ve tevil ettikleri Musa’nın şeriatını ısrarla muhafaza ediyor, cemaat halinde dinlerini müdafaa ediyor, nesillerini ve geleceklerini koruyorlardı..

Bin sene kadar önce sultanlık ve şahlıkla uzlaşan Müslümanlar kentlerde görkemli mabetler ve medreseler kurarken askerlik ve vergiden muaf tutuluyor, kırsalda yaşayanlar ‘baş başa bağlı baş şeriata’ düsturuyla askerlik, ziraat ve hayvancılık işleriyle uğraşıyorlardı.

Bu şartlarda salih kalmak isteyenler ‘binalar zinalar çoğaldı, toprağın altı üstünden daha hayırlı’ diyor hayıflanıyordu..

Müslümanların tarihinde iki İslami ‘ekol’ sürüp geldi; yazılı kaynaklara dayalı kitabi İslam ki bunu kentlerdeki medrese ve dini bürokrasi temsil etti;

Sözlü nakillere dayalı, şeyh ve ehli beyt merkezli ‘halk’ İslamı ki bunu da tarikatlar, tekke ve zaviyeler temsil etti..

Müslümanların tarihinde devletle kurulan ilişkilerde bi gariplik oldu; devlet sisteminden ve bürokrasisinden uzak tutulduklarında isyan ettiler, sisteme ve bürokrasiye alındıklarında sadık bende oldular.

Emevi Abbaside olsun; Selçuklu Osmanlı ve Cumhuriyette olsun fark etmiyor isyanların ortak niteliği veya gerekçesi, devlet sistemini tümüyle şerileştirmek ve yeniden teşkilatlandırmak değil, yönetici takımın kendilerinden olması talebiydi. Bunun son örneği AKP iktidarıdır.

Bi yerde bi gariplik var; sürüp geliyor..

İbn Haldun, diyelim beş yüz sene önce olsun diyordu ki;

‘İnsan, fıtratının adamı olarak yaşamaz, çevresinin (aile-aşiret-kasaba-şehir-devlet hepsi) adamı olarak yaşar.’

‘Müslümanlar, yaşadıkları şehri dönüştüremezse, şehir onları dönüştürür’ diyen de oydu. Büyük laflar bunlar..

Türkiye’de gerçekleşen ‘kentsel dönüşüm’ projeleri ve pratikleri aslında çok büyük bir imkandı. Kentler şehirlileşebilirdi. Fakat Müslümanlar, nicedir Müslümanca düşünmeyi ve yaşamayı terk edip Batıcı düşünme ve yaşanmayı esas ve model aldıkları için ‘bu çok büyük imkan’ heder edildi. Çok yazık oldu, çook..

Şimdilerde sıklıkla duyulmaya başlanan ‘Bize ne oldu böyle; kalkındık, ilerledik, zenginleştik, rütbeler aldık, devlet sistemine ve bürokrasiye girdik ama çocuklarımız dahil geleceğimizi kaybettik..’ şikayetler aslında supriz değildi..

Şimdi tarihe bakma zamanıdır; kitap ehli toplulukların benzer şartlarla karşılaştıklarında neler yaptıklarını be kendilerini nasıl korumaya çalıştıklarını tahlil etme zamanıdır.

Ellerinde korunmuş Kur’an, pratik sünnet ve derece derece tarihsel bozulma örnekleri olanlar çok daha şanslılar ama bu şansı kullanma bilinci ve iradesinin ön şart olduğunu hatırlamak kaydıyla..

Islah edici olduklarını söyleyenlerin ya bozguncu oldukları ya da bozgunculara karışıp kayboldukları gerçeğini görmek kurtuluşun ilk adımı olacak.

Şikayetlenip durmaya gerek yok; gerçekten şikayet edilesi hallere kavuştuysak ve binalar zinalar’ şimdi de çoğaldı” ve kötülük her yeri kapladıysa, Kurtuluş için imkan kapıları da açılacak demektir. Allah’ın yardımı, yardıma ehil olanlar için hazır. Buna ne şüphe.

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
Hüseyin Alan | 08.07.2020 10:51
Sevgili Çiğdem Hanım İslam ‘şehir’ dinidir; şehirli insanların omuzlarında yükselir; kendi Medine’sini kurar.. Kırsalı teklif etmiyorum; kırsalda yaşamayı da. Günah merkezleri olan kentlerde bozulanların arasında kaybolan dindarlardan bahsediyor, bunun farkında olanların kendi şehirlerini kurabileceklerini hatırlatıyorum. Mekke’yi dönüştüremiyorsanız Yesrib’i Medine yapabilirsiniz demek istiyorum. Bunun ön şartının İslam telakkisini sahihleştirmek olduğuna dikkat çekiyorum..
Çiğdem Uzungil | 08.07.2020 01:10
Öneri tam olarak nedir. Kırsalı mı öneriyorsunuz, ziraat ve hayvancılık yaparak yaşamak için. Şehirlileşmeyi mi. Yazı biraz dağınık olmuş. Örnekler neyi işaret ediyor. Ben mi anlamadım, siz mi anlatamadınız sayın yazar. Yoksa kafanız mı çok karışık...
Mehmet ilçi | 05.07.2020 22:56
Yüreğine sağlık hocam