metrika yandex

Haberler / Yorum - Analiz

KÜRT SORUNU YOK MU DUR! / Mehmet Şaşmaz

25.09.2021

Kürt halkının yaşadığı  tarifi imkansız acılardan, çözülememiş yığınla toplumsal travmalardan sonra nasıl olurda KÜRT SORUNU YOKTUR![1] denilebilir. “Yoktur” denildiği zaman bir sorun gerçekten yok olur mu?

“Yoktur” denilen sorunların şöyle bir evveline-şimdisine bakalım:

1980’ler ve sonrasının genel anlamda tüm ülkede insanlık dışı uygulamaların olduğu yıllar kabul edilir. Hak ve Hukuk ihlallerinin en fazla görüldüğü âdeta insanlığın istifa ettiği bir yer vardır:   Diyarbakır Cezaevi [2]...

Dünyanın en kötü cezaevlerinden biri olarak literatürlere giren bu cezaevinde, korkunç işkenceler,cinayetler ve hak ihlalleri olmuştur.

Helikopterlerden atılan insanlar, asit kuyularında eritilip yokedilenler...

 “Beyaz Toros”larla[2] halkın  takibe alındığı korku dolu yıllar...

17.500 faili meçhul cinayet, 3000 boşaltılan  yakılıp yıkılan köyler, yerini yurdunu terke mecbur bırakılanlar..

Ve PKK’nın öldürdüğü 40 binden fazla insanımız...

Cumhuriyet'in kurulmasından beri uygulanagelen, Kemalist, jakoben, dinsiz siyaset ile Müslüman Kürt halkı üzerinde uygulanan, sistemli yok edişin sonuna mı gelindi de;  “KÜRT SORUNU YOKTUR!”  deniliyor.  Sevr anlaşmasını Müslüman halklar için yırtıp atan Kürt aşiret lideri Mahmut Berzenci, Şah İsmail’e karşı Yavuz Sultan Selim'e destek veren Kürt aşiretler, Allah ve Peygamber dendiğinde topluca birleşen, Türk'lerden 400 yıl önce müslüman olan kadim bir halkdır Kürt halkı. Kemalizmin milliyetçilik ve dinsiz ideoloji kalıplarına  her zaman itirazları  olmuştur.

Kemalizmin dine mesafeli siyasetiyle medreseler kapandı,dini önderler değerlesizleştirildi. Seküler dayatmalarla Kürt halkını hizaya getirme çabaları Türk milliyetçiliği baskısıyla oluşmuştur. Müslüman kürt halkı, uygulanan  siyasetle PKK eline bırakılmıştır.  Abdullah Öcalan savunma tutanaklarında Mustafa Kemal'i örnek aldığını söyleyerek; cumhuriyetin kuruluşuyla beraber, kurulan Batıcı seküler Türk milliyetçiliği siyasetini, Türk isminin yerine Kürt yazarak devam ettirme çabası ideoji olarak, Kürt halkına batı desteğinde PKK tarafından sunulmaktadır.

Kürt Sorunu “yoktur” demek ile yok olmuyor. Başta ABD olmak üzere batının uyguladığı politika, Kürt halkının Batı tarzı kültürleştirilmesi ve dininden, geleneğinden koparak seküler bir yaşamla uluslaşmasıdır.

Alkolün,zinanın,uyuşturucunun, Batı tarzı yaşama öykünmenin Kürt geçler üzerinde arttığı, seküler Batı yaşamına adaptasyonun hızlandığı görünen bir gerçektir.

Kemalizmin yıllarca uyguladığı sistemli milliyetçi baskı ve dinsiz toplum uygulamasına,  PKK/ HDP tarafından  oluşturulan Kürt milliyetçiliği ve Kürt Modernleşmesi de eklenince geleneksel Kürt toplum yapısı fazlasıyla  bozulmuştur. Bu durum ABD ve Batının Kürtler üzerinde uyguladığı siyasete de uygundur

Suriye ve Irak'ta, Kürtler üzerinden yapılan siyaset de, aynı şekilde Batı tarzı seküler bir kültürleşmeyle ulus inşaa etmektir. Ve bu şekilde Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de bulunan 40 milyon Kürd’ün  ABD ve Batı’nın gözetiminde devletleşmesi amaçlanmaktadır.

140 bin Irak asıllı Kürt Yahudi’nin Irak'tan  göçle  İsrail’de kayıtlı olduğu gerçeği, ABD'de  10 binlerce Irak’lı eğitimli Kürdün olduğu düşünülürse, uzun vadeli bir projenin işlediği görülmektedir. Bu eğitimli beyaz Kürtler, Kürtlerin ABD ve Batı desteğinde seküler bir devlet yapısına monte edilmesi için beklemektedir.bunların hepsi eğitimlidir ve çoğu yabancıyla evlidir.

Kürt halkı üzerinde oynanan bu ifsat politikalarına karşın,  hâlâ siyaseten milliyetçi damardan ortaklıklarla adeta Cumhuriyet milliyetçiliğini canlandırırcasına “güçle, savaşla, başını eze eze Kürt sorununu bitirdik,bitireceğiz!” siyaseti çok güdük kalmaktadır. ABD ve Batı tarafından ve yıllardır PKK tarafından işlenen Kürt milliyetçiliği ve uluslaşma, etki ve tepkiyle büyümüş kendi mecrasında gitmektedir. Müslüman Kürt halkının, İslam ortak paydasında PKK ve Batı’yı dışlayan ve beraber olalım umudu oluşan milliyetçi siyasetlerle kaybolmuştur.

Müslüman Kürt halkının uluslaşma diye bir derdi yoktur. Cumhuriyetle beraber oluşan ötekileştirme ve yok saymaya karşı eşit halklar olarak bütünleşme ve milliyetçi unsurlara savrulmadan İslam ortak paydasında beraber yaşayabilme özlemidir.

Bu nedenle siyaset üretenler islam kardeşliği zemininde milliyetçiliği dışlayarak yeni bir söylem geliştirmelidirler.  

“Türk-Kürt Müslüman Kardeşliği” vurgusu hâlâ bölge halkını heyacandıran bir olgudur. Ancak dini argümanlarla toplumun karşısına çıkanların; seküler modern bir siyaseti tercih ederek, milliyetçi duruş ve güç merkezli çözüm arayışları sonucunda Kürt halkının İslam paydasında oluşabilecek siyaset umudu kalmamıştır.

Akp’nin özellikle son dönemlerinde geliştirdiği bu yaklaşım, Kürt gençliğini HDP siyasetine yaklaştırmaktadır. Bu da çözümsüzlüğü perçinleyerek sorunları devam ettirmektedir.

“Geçmişte bütün bölge halklarını bir arada tutan büyük devletler ve imparatorluklar vardı.Bu dönemde birliği sağlayan siyaset ve örgütlenme, çok dinli,çok kültürlü ve çok etnisiteli topluluğa dayanıyordu.Ulus devletlerle birlikte  tek boyutlu siyasi felsefelere yönelme neticesinde bugünkü sorunlar ortaya çıktı.

Nihai çözüm eşit ve gönüllü ortaklık temelinde bir islam Birliğinde yattığını söylemek ne boş bir temenni ne de bir hayaldir.

Denilecek ki,bu uzak bir ihtimaldir ve bugünkü rejimler bu yönde hiçbir istek belli etmiyorlar. Bu doğrudur, ancak Müslüman halklar ve cemaatler bu yöndeki arzu ve isteklerini sıklaştırıp yoğunlaştırdıkça islam dünyası ve öncelikle bölge,islam birliğine doğru erişecektir.Bu konuda Müslüman alimlere, cemaat liderlerine,sorumluluk sahibi aydınlara, yazarlara ve sıradan insanlara büyük görevler düşüyor.Şüphesiz ideallerin ne kadarlık bir  zamanda maddi kuvvetlere dönüştüğü tam olarak kestirilemez. Bir dönem ütopya kabul edilen bir şey,bir dönem sonra hayata geçmiştir.Kaldı ki eğer  islami anlamda bir çözüm gerçekten islami ise onu kıyamete kadar savunmaya değer.Ancak gelecekle ilgili tasarılarımızı anlatıp geliştirirken, günün yaşayan realitesini göz ardı edemeyiz.Çünkü her durumda hemen şimdi yapabileceğimiz şeylerde var.Kürt sorunu bağlamında konuyu ele alırsak,bir yandan İslam Birliğinin fikri,kültürel,beşeri ve sosyal temellerinin atılması için türlü çareler ararken,öte yandan bugün şehrimizin bir semtinde baş gösteren yangını söndürmek ve acılı insanların acısını dindirmek için çareler aramalıyız.

Laikler ve diğerleri ne kadar itiraz ederse etsin,gerçek şu ki, derin bir sarsıntı geçiren bölgemizin tek,doğru,sağlam ve kalıcı yapıştırıcısı İslamiyettir.” [4]

Siyasiler Kürt halkının sorunlarıyla ilgilenmek çözmek ve halkları arasında barış huzur tesis etmek yerine, politik manevralarla sorunları görmezden geldiği sürece hiçbir sorun çözülmez!

Onların “Sorun Yoktur!” demesiyle sorunlar yok olmayacaktır.Başlarını gömdükleri politik kumlardan/kulvarlardan çıkarıp gerçeklerle yüzleşmek zorundadırlar.

Binlerce yıl barış içinde nasıl hep beraber yaşanmışsa, aynı şekilde tekrar beraber yaşamanın imkanının ANCAK İSLAM'LA OLACAĞININ anlaşılması gerekir!

Yüzyıldır Müslüman halklar arasına sokulan bu fitne ateşinden ancak böyle kurtulabiliriz

Yani İslam Birliği ve Müslüman Kardeşliğiyle...

Mehmet Şaşmaz.

 

 
1] Erdoğan, Türkiye'de Kürt sorunu olmadığını söyledi: Biz bu işi çoktan çözdük, aştık, bitirdik.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-58672775.amp

[1*] Bahçeli: Türkiye’de Kürt sorunu diye bir sorun yoktur.

https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/bahceli-turkiyede-kurt-sorunu-diye-bir-sorun-yoktur-6662119/

[2]https://tr.wikipedia.org/wiki/Diyarbak%C4%B1r_Cezaevi

[3]https://www.yenisafak.com/hayat/beyaz-toroslari-unutmadik-3649307

[3*]https://www.medyafaresi.com/haber/90larin-olum-arabalari-beyaz-toros-nedir/756211

[4] Ali bulaç. Kürtler nereye.sayfa 186..

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Abidin Yakın | 25.09.2021 18:03
Kürt kimliğini yalnızca etrafındaki insanlardan ve okumaların dan elde etmiş ve bu kadar objektif baktığınız için eline ve yüreğine sağlık,