metrika yandex

Haberler / Yorum - Analiz

Dünden Bugüne Doğu-Batı Çatışması... / Mehmet Şaşmaz

03.06.2021

Tarih boyunca yaşadığımız coğrafyada,Doğu - Batı çatışması hep var olmuştur. Çatışmanın şimdi olduğu gibi en belirgin sebeplerinin başında da, Doğu’nun zenginliklerinin  sömürülmesi geliyordu.

Bilinen ilk Doğu-Batı savaşı, MÖ.15. yy' da Çanakkale’de yapılan Truva savaşlarıdır. Batı’nın aç ve barbar olan kuzey halkları, Yunan kabileleri öncülüğünde, zengin Doğu’yu yağmalamak için birleşip akınlar  başlatmalarıdır. Dönemin süper devleti olan Persler, uzun yıllar Batı'nın Doğu'ya akınlarını durdurarak, Yunan site devletlerine ve Atina’ya hükümran olmuşlardır. Ancak bu durum,  MÖ. 350 yılından itibaren İskender öncülüğündeki Batı ordularının, Persleri yenip Yakındoğu ve Uzakdoğu’nun bazı bölgelerine  hükmetmesine kadar devam edebilmiştir.

“İskender’in başarısı aynı zamanda Yunan’ın da sonunu getirecektir. Batı Doğu üzerinde belli bir egemenlik kazanacak, ama bunu sürekli olacak biçimde kendi egemenliğine dönüştüremeyecektir. Doğu’nun Helenleşmesi yerine kendileri Doğululaşma içine girmişlerdir. Ancak Batı Roma döneminde sadece Doğu ile ilişkilerin denetiminin ele geçirilmesi değil,bunu dünya egemenliğine dönüştürecek örgütlenmeyi de gerçekleştirmiştir.”(1)

 MS. 379'da Roma-Bizans imparatorluğunun Hrıstiyanlığı kabulüyle yeni bir Doğu - Batı ilişkisinin başladığı süreçtir. Hristiyanlık  öncesi Batı’nın Doğu'ya akımı yağmalama ve zenginliğinden istifade etme üzerine iken,  Hristiyanlığın kabulüyle Roma-Bizans, dini de kullanarak Doğu'ya hegemonya kurmak için, Doğu sorununu dinselleştirmiştir. Kudus'ün kutsallığı merkeze alınarak Doğu tarifi yapılmıştır.

İslam ve ona inananlar tarih sahnesine çıktığında, uzun süre  Batı'yı temsil eden Bizans ile Doğu'yu temsil eden  Pers imparatorlukları, aralarındaki hegemonik savaşlar sonucu yıpranmışlardı. İslam ordularının hızlı bir şekilde Pers ve Bizans topraklarına doğru fetihleri hatta İstanbul'a kadar gelmeleri bu zayıflamanın içeriğini bize göstermektedir. İslam ordularının Doğu'ya hakimiyeti sonucu artık Batılılar için Doğu sorunu İslam sorunuyla bir tutulmaktadır.

Artık Batı Hrıstiyan dünyasını , Doğu ise Müslüman dünyasını temsil ediyordu.

“Doğu ile ilişkilerin denetim altına alınması yolunda bir diğer girişim orta çağda Haçlı Seferleridir. Haçlı Seferleriyle birlikte tarihte Türklerin yükselişine tanık olunacaktır. Artık Batı için Doğu sorunu Osmanlı sorunu, kendilerine soygunu yasaklayan Osmanlı ile savaşmak alt etmek esas tasası. Giderek sonuçsuz bir sınır savaşına dönülecektir.”(2)

Orta çağ boyunca Batı'nın Doğu sorunu Kilise ve  imparatorlukların işbirliği ile İslam üzerine olmuştur. 1096-1276 yılları arasında  askeri ve siyasi hegemonya kurmak için, Papa öncülüğünde Haçlı Seferleri olarak bilinen seferlerle Kudüs'e kadar gelen Haçlı ordusu Kudüs merkez olmak üzere Lübnan'dan Sina Yarımadasına kadar olan coğrafyada “Kudüs Latin Krallığı” altında devletleşiyordu.

1071'den itibaren Anadolu'ya akın eden Müslüman Türkler ile erken dönemde Haçlı ordusunun karşılaşması daha sonra oluşan Hrıstiyan Batı ve Müslüman Doğu mücadelesinin de dönüm noktasıdır. Haçlıları Anadolu'da durduran Müslüman Türkler Haçlıların Doğu'yu fethetme umudunu da sonlandırmışlardır. Bu tarihten sonra Doğu sorunu artık bir Türk- İslam sorunudur.

 Uzun dönem,  Batı Hrıstiyan aklında İslam ümmetini temsilen Osmanlı (Türk) ile islam eşit tutulacaktır. İstanbul'un fethiyle oluşan Osmanlı'nın uzun süre Doğu'ya hükmü, Batı'nın Doğu'yla irtibatını kesmiştir. Ortaçağ boyunca Doğu ticaret yollarının Anadolu ve Akdeniz üzerinden geçtiği düşünüldüğünde, Doğu İslam hakimiyeti Batı'yı güçsüz ve Doğu'ya bağımlı yapmıştır. Ancak, 15. yy' da  Portekiz'lilerin denizden Hindistan'a ulaşması ve Amerika kıtasının keşfi Batı'yı zenginleştirmiştir. İşgal edilen bu coğrafyalardan zenginlikler hiçbir insani ve ahlâkî durum gözetilmeksizin, yağmalanarak Batı'ya taşınmıştır.

Batı güçlenmiş, Doğu zayıflamıştır.

Doğu - Batı mücadelesinde Batı'nın Doğu'ya her yönüyle hegomonyasıyla sonuçlanacak süreç başlamıştır.

 Batı Hrıstiyan aklında, Osmanlı ile İslam aynı olduğu için Osmanlı'nın dağıtılması zorunludur ki, Hrıstiyan hafızanın tarihte İslam’a hükmetme ve İslam’ı Doğu'dan silme mücadelesi nihayete ersin. Bunun için 17.yy'dan itibaren Batı aklı; Doğu'ya hükmetmek, hegomanyasını kurmak için; askeri ve ekonomik savaşımına kültürel ve ideolojik bir mücadele de ekleyerek,son dönem Osmanlı bürokrat ve aydınlarının kendi halklarına ihanet demek olan  desteklerini de alarak Osmanlı'yı parçalama/ dağıtma sürecini başlatmıştır. Özellikle Türkiye'nin ilk dönem tepeden inmeci katı modernizme neden bu kadar tabi tutulduğunun anlaşılması için, Batı aklındaki İslam Ümmetini parçalayıp, dağıtmak için Osmanlı ve Türklüğü İslam ile  eşit tutmalarını görmezden gelinemez.

 

"19.yy da Doğu sorununu Doğu'ya karşı bir çatışma değil, Doğu'yu kurulu Batı sistemine katmaktır esas amaç. Bunun sonucunda gerçekleşen Doğu'nun tarihinde ilk kez Batılılaşması ve kendi kimliğini yitirmeye başlamasıdır. " (3)

"Malta sürgünleri ingilizlerin yürüttüğü bir olay, ilgili kayıtlar İngiliz arşivlerinde, İngilizlerin arşivleri araştırmaya  açmaları kendi isteklerine bağlı  olduğu sürece sorun var olmaya devam edecektir.

..Ziya Gökalp'ın Limni, Malta mektupları ile Malta mektupları yayınlanmış durumda. Ahmet Emin Yalman'ın Amerika'da eğitim görmüş olduğu, buna karşılık Ziya Gökalp'in yanında çalışmaya başladığı, sonradan Anglo- Sakson yanlısı tutum alışları ve bütün bunların ötesinde Yalman'ın gönüllü olarak Malta'ya sürgün gidişi..Ayrıca Ziya Gökalp'in düşüncesinde önemli değişikliğin, Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili yargısında veya bir başka değişle Türk tarihini değerlendirişinde Malta önemli.

......Bu kadroların Malta’da belli bir eğitimden geçtikleri biliniyor. Bu olay sürgün döneminde görüşlerinde belli bir değişmeye neden olacak.Bunları Ziya Gökalp'in Malta Konferansları çalışmasına ve Osmanlı konusundaki yargısında görülen değişikliğe dayanarak söyleyebiliriz. Ankara'ya teslimleri istenecek tek tutukluların Malta sürgünleri olması. Ve cumhuriyet döneminde siyasî yaşamlarını sürdüren İttihatçılar arasında Malta sürgünlerinin ayrı yer ve ağırlığı önemlidir.  " (4)

İçimizdeki Batıcı elitlerin fikriyatını anlamak için son dönem Osmanlı'ya muhalefet etmiş Ziya Gökalp gibilerinin Malta sürgünü çok şey ifade eder. Malta sürgünündeki bir grubun İngilizler tarafından konferanslar adı altında eğitime tabi tutulduğu nasıl bir planın işlediği anlamında manidardır. Osmanlı sonrası yeni kurulan devlette sadece Malta sürgünündekiler af edilerek plan tamamlanmıştır. Ziya Gökalp yeni devlette bütün uygulamaların fikir babasıdır. Ona göre; İslam Türklükle değil, Araplıkla eşittir. Türkler için Din Şamanizm’dir; Orhun'a gidilir, Göktürk yüceltilir. Eski Türk kitabeleri kutsanır. O kadar ki Osmanlı'ya aidiyetin tüm izlerini silmek için her yol denenir. Bu yüzden Osmanlı musikisi bile yasaklanır, fakat taklidi yapılan musikinin  saçmalığı farkedilip sonrasında vazgeçilir.

Türkiye halkını toplumsal mühendislik ve katı modernizmle dönüştürmek için yapılan tüm bu uygulamalara kutsiyet atfedilmiştir. Uygulamalara iman et ve yaşa.

Yaşamadığın görülür ve tespit edilirse ceza.

Halkı sopayla hizaya getireceğini düşünen bir katı modernizm.

İslamın yerine Batı değerlerinin kutsallığı her yerde görünürdür artık!

İslam'da toplanma meydanı cami merkezlidir.Modern Batı kültürü ise eğlence ve gece hayatı merkezlidir. Kentleşmeyle beraber gelen büyük meydanlar Batı kültürünün tavaf yerleridir adeta! Sembol değeri ve kutsallığı vardır. Batı kültürünü insanlara görünür kılmak için planlanmıştır bu meydanlar..

Doğu Batı mücadelesinde Osmanlı'nın yıkılışıyla gelen Batı hegemonyasının, biz inananlarla mücadelesidir.

Şimdilerde yapılan ise; devlet eliyle oluşan Batı kültürünün taşıyıcısı olan bu sembol meydanların, yine devlet eliyle cami yapılarak yeni bir sembolün "cami" olarak devreye girmesiyle, “Batı kutsallarını tanımıyoruz” mesajının verilmesidir. Ayasofya'nın açılışıyla başlayıp, Taksim'de cami yapılmasıyla devam eden bu restleşme, siyasetin ötesinde 50 yıllık bir muhalefetin sonucudur.

Türkiye açısından Doğu - Batı sorunu yüzyıllardır devam eden  Osmanlı'nın dağılmasıyla bütün İslam Coğrafyalarının Batının hegomanyasına girdiği bir sorundur. Batı aklında ve hafızasında hâlâ Türkiye İslam’la eşittir.

Bu coğrafyalarda kültürel ve islami değerleriyle Batı’nın karşısına çıkan Müslümanlar ötekidir ve yok edilmelidir.

Yeni Zelanda'da cami baskınıyla 51 Müslümanı şehit eden caninin silahı üzerinde İslam karşıtlığı ve Türk düşmanlığının ( Turkofagos/ Türk yiyici) yazılı olması da bu anlamda manidardir.(5)

Batı açısından, bu topraklarda bizim din adına tartıştığımız şeylerin hiç bir önemi yoktur. İslam ile yanyana gelen her şey yok edilmelidir. Çünkü algıladıkları şu anki gerçek de Doğu sorununu İslam sorunu olarak gördüklerinden dolayıdır.

Bu topraklarda yaşayan hepimiz aynı gemide olduğumuz bilinciyle Batılı sömürgecilerin planları karşısında uyanık olup birbirimizi kuşatabilmeliyiz.

"Coğrafya kaderdir" diyen İbn-i Haldun bizi bu tek cümleyle tarif etmiştir. Batı’ya karşı Doğu’nun savunulduğu kapı, bu coğrafya olmuştur.

Doğu-Batı savaşında yeni bir dönem başlamıştır. Artık hiçbir şey eskisi gibi  olmayacaktır. Müslümanlar da yeni gelişmelere göre  fikir üretip pratik yapmak için, maslahata göre içtihadı kendilerinde görebilmeliler.Doğu - Batı savaşının neresinde olduklarına bakabilmelilerdir.

—‐‐---–----‐-------------------‐----‐-----------------

*(1-2)Baykan Sezer

Türkiye'de Modernleşme-Batılılaşma Yerine Küreselleşmenin İkamesi /Ertan Eğribel- Ufuk Özcan

sh, 13

*(3) Türkiye'de Modernleşme / Baykan Sezer sh  14

*(4)Baykan Sezer/ Türkiye'de Modernleşme- Malta Sürgünleri sh,33

***https://www.hurriyet.com.tr/galeri-yeni-zelandada-camide-katliam-yapan-teroristin-kullandigi-silahin-sifreleri-41150983

***The Guardian: "Erdoğan, Gezi Parkı protestolarının yıl dönümünde İstanbul'da laik tarihe sahip meydandaki tartışmalı camiyi açtı. Modern şehrin kalbindeki ibadethane, yaklaşık 20 yıldır Atatürk'ün laik mirasını yıkmak için çalışan ve Türkiye'ye kendi damgasını vuran dindar Erdoğan için uzun zamandır bir hayaldi

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş