Çağa şahitlik etmek, büyük zorlukları ve sürekli uyanık bir zihni gerekli kılmaktadır.
Ancak hızlı bir değişimle müsemma olan yaşadığımız çağ, topyekün kendisine olduğu kadar önemli bir dikkatle aylara yıllara şahit olmayı da zorunluluk haline getirmiştir.
Modern dönem öncesi asırlarca aynı havayı soluyan toplumlar, modern dönemde kendisini ilerleme kriteri altında sürekli değişim halinde bulmuşlardır.
İslami hareket hem yaşadığı toplumun hem de kendisinin geleceği için bu değişimi pür bir dikkatle kritik etmek zorundadır.
-20. Yy 'ın ilk çeyreği modern dünyaya itiraz sunan İslami Hareketin erken dönemi olarak tanımlanabilir. Bu dönemde bireysel ve sosyal alanda modern dünyaya karşı bakir yapısını korumuş olan İslam dünyasında, tabi bir sonuç olarak siyasi ve hukuksal karşılık bulma mücadelesi ön plana çıkmıştır. Gerek medreselerle gerek şifahi kültürle kendisini ve toplumsal örgütlenmesini İslamda bulan coğrafya, hem sömürgecilere hem de sömürgenin karakolu rolünü üstlenen ulus devletlere karşı kıyama kalkmıştır. Bu dönem de halihazırda dönüşüm yaşamamış müslümanlar için İslami hareketin vurgusunun kimlik inşasına veya örgütlenme modeline yönelik değil meşrutiyetini vahiyden alan devlete yönelik olması yaşanan dönemin tabi sonucudur.
-İslami hareket söylem bazında ilk revizyonu klasik döneminde yaşamak zorunda kalmıştır. Çünkü erken dönemin muhatap olduğu gerçeklik değişime uğramıştır. Erken dönemdeki bakir yapı halihazırdaki seküler devletlerin dayattığı eğitim modeli, kentleşmeye bağlı ekonomik temelde örgütlenme ve üretim/tüketim alanındaki değişim nedeniyle bozulmaya uğramıştır. Her şeye rağmen seküler yapısından dolayı devletle kurulan mesafeli ilişki müslümanların bireysel bazda kimliklerini koruyacakları alanı mümkün kılmıştır. Bu dönemde İslami hareket, kimliğini koruyan ancak İslami referanslara dayalı siyasi erkini ve toplumsal örgütlenmesini kaybeden müslümanların gerçekliğine muhatap olmuştur. Bu gerçekliğe dayalı olarak artık devlet planıyla birlikte örgütlenme vurgusu ön plana çıkmıştır.
-İçersinde bulunduğumuz 21. yy sadece müslümanlar için değil tüm dünya için paradigmal dönüşümün yaşandığı bir zamana tekabül etmektedir. Modern dünyanın dayandığı rasyonel ve bilimsel mutlakiyet postmodernitenin eskisiyle yerinden olmuştur.
Artık üzerinde ortak bir kimliğin, toplumsallığın, siyasi erkin inşa edileceği "mutlak bilgi" bulunmamaktadır. Hakikatin artık göreceli yapısı, üst anlatıları mümkün kılacak kimlikleri/varoluşları kırılıma uğratmıştır. Bilgi edinimini küresel akışa doğrudan bağlayan müslümanlar içinde ne yazık ki aynı durum söz konusudur.
İslami hareketin bu dönemde yapacağı, 20 yy. İslami hareketini donuk bir örneklendirmeyle taklit etmekten fazlası olmalıdır.
Çünkü elimizde ne erken dönemin ne de klasik dönemin imkanları (kimlik, toplumsallık) bulunmamaktadır.

Öncelik olarak üst anlatıları mümkün kılacak hakikatin ortaya konması ve kimliğin yeniden ihyası gündeme alınmalıdır. Üst anlatıları(cemaat, toplum, devlet, ümmet vs) mümkün kılan olgular, bugün basit görülen ama kurucu rol üstlenen bireysel ibadetlerden, ikili ilişkilerden, üretim ve tüketim alışkanlıklarından geçmektedir. 20 yy 'ın yoğun ideolojik atmosferi genellikle siyasi olana yönelik çalışmalara ağırlık verilmesine neden olmuştur.
Ancak günümüzde yeni fikir akımları bizatihi her bireyin cinsiyet ve cinsiyet rollerini, üretim ve tüketim alışkanlıklarını, ikili ilişkilerini tartışmaya açmış ve yoğun etki oluşturmuştur.
Bu minvalde günümüzde son kale olarak görülecek müslüman kimliği saldırı altındadır diyebiliriz. İslami hareketin söylem ve mücadelesinde bu duruma bağlı yeni bir revizyon gerekli hale gelmektedir.
Vahye karşı yabancılaşmış bir zihnin, yaşam biçiminin, toplumsal örgütlenmenin olduğu yerde öncelikli vurgunun erken ve klasik dönemdeki gibi devlete yönelik olması İslami hareketin gerçeklikle kurduğu bağın zayıfladığını göstermektedir.
Vahye bağlı bilginin eminlikle ortaya konması ve müslüman kimliğinin korunup bağımsızlığını mümkün kılacak çalışmaların yapılması gerçekçi bir adım atmak için elzemdir.
Trump, Papa'ya saldırdı
13.04.2026
Tayvan ile Çin arasında 'tarihi' temas
13.04.2026
Çin gemisi, ABD'nin Hürmüz ablukasını deldi
14.04.2026
PKK'lılar 4 kategoriye ayrılacak
23.03.2026
Mezhebin Kadar Savaş! DERVİŞ ARGUN 13.04.2026
OKUL, EĞİTİM VE ŞİDDET YUSUF YAVUZYILMAZ 18.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026