Devletin çeşitli tarifleri vardır. Genel olarak devlet şöyle tanımlanmaktadır: “Belirli bir toprak parçası üzerinde yerleşik insan topluluğunun egemenlik gücüne dayanarak hukuki ve siyasi olarak örgütlendiği en üstün kamu otoritesidir.” Max Weber’e göre ise devlet; “belirli bir coğrafi sınır veya toprak parçası içerisinde meşru, fiziksel şiddet (güç) kullanımının tekelini başarıyla elinde bulunduran insan topluluğudur.”
Aslında devlet soyut bir kavram olmakla beraber, onu somut hâle getiren birtakım öğeler vardır. En genelde bunlar; toprak-ülke, yani devletin olmazsa olmaz gereklerinden birisi topraktır. Topraksız devlet olmaz. İkinci önemli öğe insandır, millettir; insansız devlet olmaz. Üçüncü önemli öğe egemenliktir, bağımsızlık ya da hâkimiyettir. Dördüncü ve en önemli öğelerden birisi de teşkilat-yönetim, ilke ve metotlardır. Bunların yanı sıra dil, din, tarih unsurları da önemli öğelerdendir.
Devlet yönetiminde her ne kadar siyasi irade öne çıksa da devletin yönetiminde asıl unsur, bugünkü deyimi ile bürokrasidir. Buna genel olarak kamu görevlisi de denebilir. Kamu görevlileri ya atamayla ya da sınavla alınır. Her iki hâlde de liyakat ve sadakat ilkelerine riayet edilmesi, devletin-devletlerin bekası açısından önemlidir. Öyle ki atayanların ya da seçici heyetin bu iki temel hususa eşit bir şekilde yaklaşması zaruridir. Devlet, amiyane tabirle ahbap-çavuş ilişkisi ile yönetilemez. Kamuya atanacak ya da seçilecek kişi de sadakat ya da liyakat öncelikli tercihler, çoğu zaman devletin ve toplumun aleyhine tecelli eder. Keza sadakatsiz liyakat de aynı sonucu doğurur.
Meymenet-meymenetsiz
Çoğu zaman hoşumuza gitmeyen birisine “meymenetsiz” deriz, ama bunun ne anlama geldiğini de çoğumuz bilmeyiz. En genelde bu tabir bir hakaret ifadesi olarak kullanılır. Oysa bu tabirin günümüzde karşılığı liyakatsizliktir. Açılımı ise Osmanlıda kamu görevlisini seçmek için kurulan heyete verilen ad “meymenet meclisi”dir. Bu meclis, kamuda görev almak isteyenleri mülakata alır, mülakatta başarılı olanlar kamuda münhal herhangi bir göreve atanır. Meymenet meclisinden geçerli not alamayanlara da “meymenetsiz” denirdi. Soru şu: Şu an itibariyle ülkemiz bürokrasisi ya da kamu görevlileri ve siyasileri genelde meymenetli mi, meymenetsiz mi?
Kanaatim genelde ülke yönetimine bürokratik olarak meymenetsizler hâkim. Zira bir ülke ki siyasi gücü elinde bulunduranlar sadakati önceleyip liyakatı dikkate almıyor iseler, o ülke iyi yönetilmiyor demektir. Hele de ülke yönetimine gerek bürokrasi planında ve gerekse siyasi planda torpil, kayırmacılık, hemşehrilik, arkadaşlık bağı, hısımlık ön plana çıkıyorsa siyasi irade ağzında kuş da tutsa ipin ucunu kaçırması muhakkaktır.
İslam tarihini birçoğumuz okuyoruz. Hz. Ömer (ra) Medine’de sabah namazını kıldırırken Muğire b. Şu’be’nin kölesi olan Ebû’l-Lû’lu tarafından ağır bir şekilde yaralandığında, önce altı kişilik bir heyet belirleyerek aralarında belirli ilkeler doğrultusunda bir halife seçmelerini emreder. Bu altı halife adaylarından birisi de Hz. Osman’dır (ra). Hz. Ömer, sanki halifeliğin Hz. Osman’da tecelli edeceğini tahmin etmiş olmalı ki Hz. Osman’ı karşısına alır ve ona: “Ey Osman! Sen hilm sahibi güzel bir insansın, fakat senin bir zaafın ise akrabalarına çok düşkünsün. Şayet hilafet makamına gelirsen akrabalarını yönetimden uzak tut.” der. Zira Hz. Osman Ümeyye oğullarındandı. Hz. Osman bu konuda Hz. Ömer’e söz verdiği hâlde iş başına geçtikten sonra adeta bu sözünü unuttu ve anne bir, baba ayrı kardeşini dönemin en netameli şehirlerinden olan Kûfe’ye vali tayin etti. Hz. Osman’ın bu ve benzeri uygulamaları sonucu Asr-ı Saadet yara aldı ve o yara hâlen kapanmadı.
Asr-ı Saadet sonrası Benî Ümeyye ya da Emeviler hilafet makamını ele geçirdiler. Ve Muaviye iş başında iken her türlü melâneti bilinen oğlu Yezîd’e biat aldı. İslam tarihinde, Emevi döneminde gerek devletin kurumsallaşması ve gerekse fetihler açısından fevkalâde önemli ve güzel gelişmeler oldu. Elbette Emevi Hanedanlığı’nın bu başarısını İslâm dünyası takdirle karşılamıştır. Ama bu, Emevi yönetiminin hilafeti saltanata dönüştürmesini ne tarih ne de Müslümanlar affetmişlerdir. Prof. Dr. Şefaattin Severcan, Emevi dönemine ve özellikle Muaviye dönemine ilişkin olarak şu kaydı düşüyor: “Zira devlet, dine hizmet alanı olmaktan çıkıp kendisine bir siyasi alan oluşturmuş, devamlılığını sağlamak için de kabile değerleri ve daha rahat bir hayat tarzını dine hizmetin önüne çekmiştir. Muaviye, oğlu Yezîd’i veliaht tayin edip, çeşitli vaat ve tehditlerle ona biat almak suretiyle hilafet sistemini saltanata dönüştürmüş ve böylece devleti, Emevi hanedanlığının mülkü hâline getirmiştir.” (Din-Siyaset İlişkisi Emeviler Dönemi, s. 8)
Devlet, kimsenin babasının çiftliği değildir. Kimse de biteviye birilerinin hatırı için yanlışlara, suistimallere katlanmak mecburiyetinde hiç değildir. Devleti yönetenler üzerinde yönetilenlerin iki temel hakkı vardır. Birincisi, işi ehline vermek; ikincisi ise kolektif akıl ile yönetilmektir. Yönetenler, atayacakları kamu görevlilerini de yönetim kadrolarına getireceklerini meymenetsizlerden seçmemelidirler. Siyaset kurumuna yapacakları tercihlerde de aynı hassasiyeti göstermelidirler.
Türkiye sadece Türkiye’de yaşayanların değil, gönül coğrafyamızdaki tüm masum, mazlum kardeşlerimizin de. Sayın Cumhurbaşkanı, siyasete girdiğinden beri bu konuya hassasiyet gösteren bir hizmetkârdır. Siyasi kadrolarda, yönetim kadrolarında ve bürokrasinin muhtelif kademelerinde bulunan zevatın da bu ülke için ve yine gönül coğrafyalarımızda bulunan masum ve mazlumlar için yapacakları en hayırlı hizmet; masa, kasa arzularını ya bir tarafa bırakmaları ya da bir uyarı beklemeden gereğini yapmalarıdır.
sarslantas46@hotmail.com
30 Eylül 2026
İktibas Dergisi’nin Eylül 2026 sayısı çıktı
02.09.2026
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Kalibaf’tan ABD’ye: Büyük Şeytan
02.09.2026
Otomobil Satışları Durdu
02.09.2026
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
Silivri Gemi Kazası
03.09.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
sahi “sen kimsin?” MUSTAFA AKMEŞE 24.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ - 6 ÜSTÜN BOL 04.09.2026