Mansur Yavaş CHP’den istifa etti ve bundan sonra siyasi yaşamına bağımsız olarak devam edeceğini ifade etti. Bunun üzerine hem iktidar yanlısı hem de muhalif kanattan çokça yorumlar yapıldı ve hala da bu konu üzerinde yazılıp çiziliyor. Akşamları haber kanallarının malum ekran yüzleri Mansur Yavaş’ın istifasını konuşmaya devam ediyorlar.
Türkiye’nin başkenti de olsa nihayet bir belediyenin başkanı ve butlan yönetiminde potansiyel oyu %10’ların altına düşmüş bir parti olan CHP’den bir başkanın istifası niye bu kadar gürültü kopardı ve gündem oldu peki? Çünkü o herhangi bir belediye başkanı değil, kamuoyu anketlerinde en yüksek oyu alacağı öngörülen potansiyel bir cumhurbaşkanı adayı. Hele hele kamuoyuna CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilen Ekrem İmamoğlu’nun 20’ye yakın dava ve binlerce yıllık hapis tehdidiyle tutuklu yargılanması ve diplomasının iptal edilmesiyle devre dışı bırakılmasından sonra Mansur Yavaş Erdoğan’ın karşısında tek umut olmuşken bu istifa çok daha hayati hale geldi. Yani siyasi gündemi işgal etmesi normal.
Diğer birçok konuda olduğu gibi herkes bu istifayı da kendi görmek istediği pencereden gördü, temennilerini tahminlerine karıştırarak değerlendirdi. İktidar yanlılarına ve bir kısım küskün, umudu kırık muhaliflere kalırsa bu istifa sadece CHP’den değil aynı zamanda siyasetten de yavaş yavaş istifa anlamına geliyor. Bu bakış açısına göre artık Mansur Yavaş Cumhurbaşkanı adayı değildir, Ankara Belediye Başkanlığında kalan süresini tamamladıktan sonra siyasete veda edip köşesine çekilecek, torunlarını sevecek. Hatta bazı yorumcular daha da ileri geçip gelecek dönem Ak Partiye geçip Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı olur ve büyük ihtimal yine kazanıp bundan sonraki siyasi yolculuğuna Ak Parti çatısı altında devam eder diyor. “Ülkücü hareketten gelip CHP’den başkan olmuşsa pekâlâ Ak Partiye de geçer neden olmasın? Önemli olan parti değil vatandaşa hizmet değil mi?”
Başka çaresi olmadığı için Mansur Yavaş’a hala umut bağlamak isteyen bir kısım müzmin muhalif ve iflah olmaz iyimserlere göre ise Mansur Yavaş bu hamlesiyle kendini üzerine gelen bir cisimden, yani hapisten korumuş, üzerinde yoğunlaşan baskı ve tehdidi böylece savuşturmuş ama hala cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçmemiştir. Vakti saati geldiğinde muhalefetin hepsinin değilse de büyük kısmının adayı olacak ve en kötü ihtimalle ikinci turda seçimi kazanacaktır. Nitekim siyaseti bırakıyorum dememiş, bundan sonra siyasi yaşamıma bağımsız olarak devam edeceğim demiştir.
Bu konuda elbette bizim de bir tahminimiz ve öngörümüz var ama onu sona saklayarak önce şu bağımsız siyaset beyanını ele alalım, ne demek bağımsız siyaset, mümkün mü böyle bir şey? Uzun uzun izaha girip konuyu derinlemesine inceleyecek kadar yerimiz yok zaten burada Mansur Yavaş’ın kastının ne olduğu açık; ben siyasete herhangi bir partiye bağlı olmadan kendi gücümle, yani Mansur Yavaş olarak devam edeceğim diyor. İlk bakışta hem geleneğinden geldiği ülkücü harekete hem de istifa ettiği ve CHP’ye ve onun türevi olan Yeni Partiye ve hatta bunlara müzahir diğer küçüklü büyüklü, orta ölçekli muhalif partilere eşit uzaklık ve yakınlıkta tam orta bir yerde akıllıca bir tercih gibi görünüyor. Öyle ya mevcut cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin öngördüğü %50+1’i ülkeyi çeyrek asırdır yöneten karizmatik lider Erdoğan bile alamaz MHP ve diğer bir takım oy oranı çok daha küçük partilere ihtiyaç duyarken Mansur Yavaş da pekâlâ böylesine orta bir yeri tercih edebilir. Dediğimiz gibi ilk bakışta çok mantıklı görünen bu düşünce birçok yönden sorunludur ve çalışmaz kanaatimize göre. Neden?
Çünkü Türkiye gibi belalı bir ülkeyi yönetmeye talip birisi böylesine sakin mizaçlı, hırstan azade, kimseyle kavgası olmayan, herkese yakın ve soyadıyla müsemma yavaş biri olamaz. Türk halkı risk almayı sevmeyen, doğru yanlış demeden gerektiğinde yarıp geçmeyi göze alamayan siyasete ve siyasilere prim vermez. Demirel altı kere gidip yedi kere gelebilmişse, Erdoğan bu ülkeyi kesintisiz 25 yıldır yönetiyorsa, azim değil, kararlılık da değil, o meşhur siyasi hırsları sayesindedir. Bu da bir mizaç meselesidir, hırs dışarıdan şırınga edilebilen ve tribünden alkış ve motivasyonla yüklenilebilen bir şey değildir, doğuştandır ve özden gelir, zorla olmaz yani. Mansur Yavaş’ta bu zorlu dönemde Cumhurbaşkanlığı yarışına girecek hırs ve dolayısıyla cesaret yoktur. Bu hırsın varlığı Erdoğan için bir övünç vesilesi olmadığı gibi yokluğu da Yavaş için bir üzünç sebebi değildir, bu bir özelliktir, yaratılıştır. Siyasi hayatta bunun uzak yakın örnekleri çoktur ama sadece Erdoğan dönemi ile sınırlı tutacak olursak Abdullah Gül örneğini verebiliriz. Ülkemizin “amiral gemisi” Hürriyet Gazetesi “Gül gibi başbakan” başlığı atmıştı, Erdoğan “adayımız kardeşim Abdullah Gül” dediğinde gül gibi cumhurbaşkanlığı da yapmıştı ama sadece gülle hayat geçmiyordu işte, dikenin de hayatta bir yeri, hem de çok önemli bir yeri vardı ve Abdullah Gül de Erdoğan karşısında siyasete devam edemedi. Futbolda ofsayt kuralı olmasa kale önünde bekleyip gelen topu gole çevirecek nice fırsatçılar olurdu kim bilir ama öyle olmuyor işte. Bu bahsi çok uzatmadan asıl konuya Mansur Yavaş’a geri dönelim.
Benim tahminim (temennim değil) Mansur Yavaş önümüzdeki seçim Recep Tayyip Erdoğan karşısında cumhurbaşkanı adayı olmayacaktır. Cumhurbaşkanı adayı olacak biri Erdoğan’la fotoğrafı vermez ve partisinden istifa ederken siyasete bağımsız devam edeceğim gibi iddiasız bir beyanat vermezdi. Yukarıda uzun uzun değindiğimiz karakter ve mizaç bahsine bir de ciddi hapis tehdidini koyduğunuzda bu da anlaşılabilir bir şeydir.
Peki, Erdoğan’ın karşısında kim aday olur? Siyasi partilerin liderlerinden iddiası olmayan adaylar olabilir ama bu iddialı adaylık işi sonuçta Özgür Özel’e kalır gibime geliyor. Özel’in aksine beyanlarına rağmen bu ihtimali çok yüksek görüyorum. Esasen ta başından beri Erdoğan’ın da kendine rakip olarak Özgür Özel’i seçtiğini düşünüyorum ama bu başka bir yazının konusu. Bu yazının özeti; evet Mansur Yavaş artık Cumhurbaşkanı adayı değildir.
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Saadet Partisi'nden hükümete 3 şart
29.08.2026
İktibas Dergisi’nin Eylül 2026 sayısı çıktı
02.09.2026
Kalibaf’tan ABD’ye: Büyük Şeytan
02.09.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
sahi “sen kimsin?” MUSTAFA AKMEŞE 24.09.2026