ey yolcu!
şimdi biraz soluklanma vakti.
yol yorar…
yürürken, nefeslenecek, yaralarına merhem sürecek,
pörsüyen gönüllere dinginlik katacak duraklar edinmek gerekir.
evet, “sarp bir yokuşa” sardığımız doğrudur:
“biz, insanı gerçekten zahmetli bir uğraş içinde yarattık.” (beled, 4)
“mûsâ, yanındaki gence dedi ki: ‘öğle yemeğimizi getir! bu yolculuk bizi gerçekten çok yordu.’” (kehf, 62)
demek ki yola düşen, yorgunlukla da sınanırmış.
derim ki;
çünkü yol, sadece yürümekten ibaret değildir.
bazen durmak da yolculuğun bir parçasıdır.
dur hele müslüman!
‘duraklar edin’ deyince
sanki yanlış anladın!
deniz kenarında bronzlaşmaktan turist olmaktan bahsetmiyorum.
emeklilik zamanı diyorsun.
yaşımız oldu 60, yorulduk işte,
eee, söyle hele devam et dost!
küçük bir bahçe…
veya ne bileyim, ülkenin güzel bir yerinde bir evcik, bahçeli işte
marul, domates soğan sarımsak falan yetiştirmek zamanı...
dost yorulduk diyorsun yani…
hayır hayır!
yolda olanlar, menzili ölüm olunca bir yere ulaşmanın telaşını yaşamazlar.
“ulaştım işte” dediği bir yer olmayınca müslümanın,
tek meselesi yoldur; insanın yolda kalma telaşıdır.
ama durak dediğim de bir başka mesele dost.
mesela, günün telaşı içinde vakti gelince seccadene dönmek…
bir namazın ardından ellerini açıp Rabbine sığınmak…
işte bir durak.
uzun zamandır aramadığın bir dostu aramak, bir çay koyup hâlini hatırını sormak…
bir gönlün derdini dinlemek, kendi derdini bir müddet kenara bırakmak…
işte bir durak.
evladının başını okşamak, anne babanın duasını almak,
evinde oturup bir lokmayı şükürle yemek…
evlerimiz diyorum sükunetin duraklarıdır. bildiniz değil mi?
işte bir durak.
bir kitabın başında durmak, bir ayetin üzerinde düşünmek,
bildiğini sandığın bir hakikati yeniden anlamaya çalışmak…
işte bir durak.
veya kainatın sayfalarına alıcı gözle bakmak!
ver sırtını yere, çevir gözlerini göğe.
akıp giden yıldızlara bak.
göğün ihtişamına bak.
bir yere dayanmadan, direksiz duran şu sonsuzluğa bak.
insanın kendisini ne kadar büyük sandığına bak bir de…
şu dağa bak!
“dağları görürsün de, onları yerinde duruyor sanırsın. hâlbuki onlar bulut gibi geçip gitmektedir.” (neml, 88)
kazık gibi çakılmış arzın üzerinde duran dağ bile geçip gidiyorsa,
sen neye güveniyorsun ey yolcu?
denizler kaynaşır, ufukta gemiler kayar. insan takıp takıştırır; inci, mercan, altın, gümüş…Rahman olanın varlığının delildir
görmez misin toprağın bitirdiklerini?
bir tohum düşer toprağa,
ölür gibi olur. sonra filizlenir. yeşerir. büyür.
müslüman da bazen böyledir. susar, içine çekilir, yorulur…
sonra yeniden ayağa kalkar.
duraklar da biraz bunun içindir işte.
insan orada tükenmek için değil, gönlünü eğlendirmek için değil
yeniden güç devşirmek için durur.
yolun güzelliğini görmek, kendini toparlamak, yükünü hafifletmek ve yeniden yürümek için…
güzelle olmak, güzeli tatmak, güzeli seyretmek…
bunların hepsi, ölümden sonrası için hesabı olanlara dünyada verilmiş küçük ikramlardır.
boş ver kim ne der.
bazı sûfinin tabakta bırakılan üç pirinç tanesini israf diye söylenmesi kolaydır.
asıl mesele, insanın kendi kalbinde bıraktığı var ya ah
çünkü mesele tabakta ne kaldığı kadar, kalpte ne kaldığıdır.
bil ki israf, sadece sofrada fazlasını bırakmak değildir.
insanın kendisine verileni ölçüsüzce tüketmesidir.
zamanını,
ömrünü,
gücünü,
nimetini…
gözü yolda olanın lokması şifadır.
zamanın hesabını yaparken
duraklayınca işte, sarp yokuşa sarana yolun sahibinin ikramıdır bütün güzellikler.
ye, iç…
şimdi güç devşirme zamanıdır.
ama durduğun yerde oyalanıp kalma.
bir çiçeğe bak, kokusunu içine çek; sonra yoluna devam et.
bir dostunla otur, gönlünü ferahlat; sonra yeniden yürü.
bir ihtiyaç sahibinin yükünü al, bir gönle dokun;
sonra bil ki o durak da yolun bir parçasıdır.
cana, yola ve kalbe yük olan haramdır.
sen yük olma ey yolcu.
yükü alan ol.
yükü taşıyan ol.
yolu açan ol.
çünkü yola sadakat, kul olmanın en asil hâllerinden biridir.
ökkeş derin bir nefes aldı sonra
ve sen, ey yolcu…
durakların olsun.
ama durağını menzil sanma.
dinlen, nefeslen, güç topla.
sonra yeniden düş yola.
sen güzel düşün.
güzele var.
dedi ve sustu
paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!
CEVAT ÖZKAYA VEFAT ETTİ
16.10.2026
Yolsuzluklar Ve Beka Sorunu | Ayhan Bilgen
21.10.2026
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Ümmetin Çocukları Husiler / Mehmet TAŞDÖĞEN
10.10.2026
Çocuk Ölü Yatırım (!) ÖMER FARUK ALTUNTAŞ 20.10.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
Kintsugi Ruhsal Yenilenme AHMET GÜRBÜZ 12.10.2026
sahi “sen kimsin?” MUSTAFA AKMEŞE 24.09.2026
fesleğen gibi bir dindarlık MUSTAFA AKMEŞE 08.10.2026