metrika yandex
  • $43.88
  • 51.9
  • GA51000

Suriye’de Zaferin Perde Arkası

AHMET GÜRBÜZ
22.01.2026

 

Dünya gündemi Trump’ın çılgınlıklarıyla yanıp tutuşurken, biz gözümüzün önünde yaşanan bir tarihe şahitlik ediyoruz. İnancın, sabrın, mücadelenin zaferini milletçe gıpta ile izliyoruz.

Dış düşmanla mücadelede halkı tek cephede toplamak ve motive etmek nispeten kolaydır. Ancak içinde bulunduğun siyasal sisteme, kendi toplumuna karşı verilen mücadeleyi zafere taşımak, her babayiğide nasip olacak bir paye değildir.

Güney komşumuzda yaşanan bu dönüşümden dolayı, kardeş Suriye halkını ve zaferin cefakâr lideri Ahmet Şara’yı can-u gönülden tebrik ediyorum.

Cumhurbaşkanı Şara şimdiden Suriye halkının gönlünde, tarihinde ve geleceğinde emsalsiz bir yere sahip olmuştur. Bölgede yüzyıl önce devreye sokulan kaos planını tersine çevirmiş, nehirlerin yatağıyla buluşmasına önayak olmuştur.

Tüm dünya Suriye Cumhurbaşkanı’nın önlenemeyen yükselişini ağzı açık seyrediyor. Halep ve Şam’ın fethi gibi, ülkenin doğal zenginliğine çöken bölücü terörle mücadelesi de beklenenden daha hızlı ilerliyor.

Şöyle bir düşünelim; Şara geçen yıl içerisinde hangi global oyunları bozdu, kimleri saf dışı etti.
İsrail’in arz-ı mev’ud hayalini ve Davud Koridoru projesini katil Netenyahu’nun kursağında bıraktı. ABD’nin Ortadoğu’daki lejyoner piyonu SDY’i çöp etti. Dolayısıyla pentagon patentli bölücü planlar da o kadar masrafa rağmen buhar oldu.
İran’ın Şii hilali, Rusya’nın sıcak deniz rüyası, AB ülkelerinin pastadan pay alma telaşları bir başka bahara kaldı.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin uydu yönetimlerinin bizim muhalefet gibi tutarsızlıklarını, hem dünya kamuoyunun, hem de kendi halklarının gözleri önüne serdi.

Bu ülkelerin ekonomik, siyasi ve askeri güçlerini üst üste koyarsanız, Şara ve müttefiklerinin neleri başarmış olduğu daha net ortaya çıkacaktır.

Peki, düne kadar başına ödül konulan, ABD Dışişleri Bakanlığının “Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist” ilan ettiği Ahmed eş Şara kimdi ve bu gücü nerden geliyordu.

Devrimcilik ve liderlik onda genetik miras desek mübalağa olmaz.

Dedesi Şeyh Talib El Şara, 1920'de Fransız sömürgeciliğine karşı yapılan El-Zaviye devriminin lideriydi.

Babası Hüseyin Şara genç bir aktivist, Baas karşıtı Nasırcılardan ve Filistin Fedailerinden biriydi. İki kez hapsedildi. Cezaevinden kaçarak Irak’a geçti, petrol mühendisi oldu ve Suudi Arabistan’a sığındı.

Eski Suriye Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkan Yardımcısı Faruk Şara babasının kuzenidir.

Aslen işgal altındaki Golan’dan olan Şara ailesinin 3.kuşak temsilcisi Ahmet, 1982’de Riyad’da doğdu. Seksenlerin sonlarında Suriye'ye döndü. Çocukluğu Şam’ın Mezze semtinde geçti.

Irak’ın işgalinde el Kaideye katılarak ABD’ye karşı savaştı. İki yıl tutuklu kaldı. 2011’de Suriye’de Nusra Cephesi’ni kurdu.

Suriye Özgürlük Hareketi Heyet Tahrir Şam (HTŞ) çatı örgütünü kurarak muhalif gurupları birleştirdi.

2024’e kadar İdlib’i yöneterek idari kabiliyet ve yeterliliğini gösterdi. Altyapı hizmetleri ve sosyal yardımlara ağırlık verdi. Halep’in kurtuluş operasyonunun liderliğini üstlendi.

Esed’in kaçmasıyla rejim düştü ve Şara Suriye Arap Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı oldu. HTŞ dâhil tüm silahlı grupları ve Suriye Baas Partisini feshetti.

Şara dünya kamuoyunda hakkındaki olumsuz algıyı çok kısa zamanda kırarak, karizmatik lidere dönüştürmeyi başardı. Suriye halkı tarafından sevildiği kadar, diğer kavimlerin de takdirini toplamayı bildi.

Örgüt liderliği zamanında da, Cumhurbaşkanlığında da Türkiye’ye hep yakın durdu, sıcak ilişkiler kurdu. Her iki ülkenin, akrebin kıskacında yoğrulmuş ortak kaderi, jeostratejik konumu ve hedefleri bunu birazda kaçınılmaz kılmıştır. Bölgede Suriye’nin toprak bütünlüğünü samimi olarak savunan tek ülke, belki de Türkiye’dir.

Türk hükümeti baştan beri kartları hep açık oynadı, her türlü angajmana girdi. Büyük riskler aldı. Günübirlik, kısa vadeli, pragmatik planlar yapmadı. Türkiye’nin bu duruşu böyle planların ters yüz olmasında en etkin amil olmuştur.

Suriye’nin huzur ve istikrarını tehdit eden habis ur, aynı zamanda ülkemizin terörsüz Türkiye, terörsüz bölge vizyonunu da sekteye uğratma potansiyeli taşımaktadır. Şara’nın bu konudaki stratejisi ve başarısı derin bir siyasi öngörüye dayanmaktadır. Devlet kademlerindeki iyi niyetli kadroyu elinde tutması ve Türkiye’nin ilgili kurumlarıyla istişarelerde bulunması ona büyük değer kazandırmıştır.

Bir yıl gibi kısa zamanda, içerde ve dışarda kat etmiş olduğu yol çok kıymetlidir. Bunda konjonktürel gelişmeler kadar, kişisel özellikleri de etkili olmuştur. Askeri mücadeleden gelip halktan kopmaması, mütevazı duruşu ve iletişim kabiliyeti onu hep bir adım öne çıkarmıştır. Bununla beraber nazar-ı dikkatten kaçmaması gereken en önemli husus; mazlum halkın duası ve Allah’ın apaçık yardımıdır.

“Hoşunuza gidecek bir diğer husus da Allah’tan bir yardım ve yakın bir zaferdir. (Resûlüm! Bunları) mü’ minlere müjdele!” (Saff Suresi 61/13)

Bu başarıda ülkemizin siyasi, askeri, istihbari desteği sır değil. Bunu dost düşman cümle cihan halkı biliyor. Suriye yönetimi ve halkı da bunun farkında ve medyun-u şükran olarak her fırsatta takdirle yâd ediyor.

Bugün Suriye de bakan düzeyinde siyasiler, general düzeyinde askerler, eğitim çağındaki genç nesil Türkçe konuşuyorsa, bu göğsümüzü kabartan manzarada en büyük pay; zor günde kardeşlerine gönlünü açan, tezgâhını açan, sofrasını paylaşan ali cenap milletindir.

Peygamber efendimiz (sav) 630 yılının Recep ve Ramazan aylarında, Suriye sınırında, Bizans’a karşı Tebük seferi düzenlemişti. Yaz sıcağı, çöl, 700 km’lik yol ve erzak kıtlığı sebebiyle ‘zorluk seferi’ olarak da bilinir. Çarpışma olmadı ama müminler büyük kazanımlarla geri döndüler. Allah resulü Medine’ye yaklaşınca ordusuna: “Küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz” buyurmuştu. Ashab-ı kiram(rah): “Büyük cihat nedir ya Rasûlallah?” diye sorduklarında; “Nefis ile cihattır” buyurdular.

Suriye yönetimi her türlü tahrik ve provokasyona rağmen, fitnenin kökünü kazıyacak inşallah. Barış bütün Suriye’ye hâkim olacak. Ancak asıl cihad ondan sonra başlıyor.  Ülkenin maddi manevi yeniden imarı; adil bir hukuk sistemi, ekonomik kalkınma, eğitim, sağlık, alt yapı ve şehirlerin inşası yönetimin en büyük imtihanı olacak. Allah yar ve yardımcıları olsun.

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Yusuf | 24.01.2026 14:56
Kaleminize sağlık hocam.
Ali öztaş | 23.01.2026 16:55
Yaşanan olaylara geniş açıdan bakmamızı sağladı. Kalemine sağlık.