İhlas Tevhidin Riya Şirkin Belirtisidir...
İnsanın nefsi su gibidir.. Bulunduğu kabın şeklini alır.. Bardağa koyduğun su ile tencereye koyduğun su aynı mıdır..?
Nefis de böyledir.. Nefsini haramlar ile meşgul edersen nefis meyyaldir hemen kabın şeklini alır.. Nasıl olsa kimse görmüyor der..!
Bir insan harama meyletmişken insanlardan çekindiği kadar Allahtan çekinmiyorsa bu insan için çok tehlikeli bir durumdur..
İbni Abbas diyor ki: Bir adam düşününki ev halkı tarafından kendisine güveniliyor, eve davet ediliyor ve davet edildiği evde de çok güzel bir kadın var.. Ev halkı bu misafir olan adama bakarken bu adam bakışlarını iffetli gibi davranıp kadından kısıyor, ev halkı adama bakmazken adam bir yolunu bulup kadına bakmanın telaşına ve çabasına giriyor..
İşte bu misal de olduğu gibi haramlar konusunda Allah'ın kendisini izlemesinden değil de harama meylederken insanların görmesinden çekinen insanın imanına riya karışmıştır..
Oysa ki Allah bakışlardaki gizlenen hainliği göğüslerde gizlenen amacı ve kastı bilirim buyurmuştu Kuranda...
Riya emirler ve yasaklar konusunda insanları öncelemektir.. Onlar için hayırda bulunup yine insanlar ne kötü ne mücrim bir insan demesinler diye yasaktan kaçan insan riyakardır..!
.
İşte insanın düşebileceği en berbat hallerden biri..
Allah'ı bırakıp insanı öncelemek..
İhlası bırakıp riya hastalığına düçar olmak..
Misal; gıybet yapıyor bir kadın veya erkek... Kapı açılıyor... Bakıyor ki gıybetini yaptığı diğer kadın veya erkek giriyor içeri.. Haliyle tedirginlik beliriyor yüzünde.. Dedikodu yaparken yakalandığı için yüzündeki ve halindeki mahcubiyetten Allah memnun olur mu ..!?
Bu mahcubiyeti sever mi Allah..!?
Bu mahcubiyet kimin için ..!?
Allah, o kadın odaya girmezden evvel yok muydu odada..!?
İnsana ibret olmalı bazı haller...
Gıybet yapmaktan, zina etmekten, içki içmekten mahçup olmuyor ancak gıybetini yaptığı kişi duyunca mahçup oluyor, zani olduğu ortaya çıkınca kameralara yüzünü kapatıyor, içtiğini babası duymasın diye sokak aralarında hizbe yerlerde içiyor..!
İnandığını söyleyen kişi bunları yapamaz... İnanmayan mevzu dışı şimdilik...
Günah işleyen kişi neden Allahtan değil de İnsanlardan korkar ya da mahçup olur..!
Ya Allahın varlığına ve ahirete kesin bir şekilde inanmıyor veya Allah var mı yok mu diye şüpheler zihnini ve kalbini kemiriyordur..
Yahut nefsi ve şehveti o kadar zorluyordur ki onu arzularını terk etmektense tatmin etme yoluna gidiyordur...Nefsindeki şiddetli olan menfii anlamdaki meyli kendine itiraf etmeye gücü yetmiyordur.
Ahirete, yarın uyanacağına inandığı yakınlıkta inanmıyorsa insan bundan sebep kalbi de yakîn imandan uzak oluyor...
Ahireti uzak gören kişinin kalbine yakin iman giremez..
Rasulullah şöyle buyurmaktadır: “Cehennem nefse hoş gelen şeylerle, cennet de nefse zor gelen şeylerle perdelenmiştir.” (Buhârî, Rikâk, 28)
Harama meyleden Allahtan değil de insanın duymasından ve görmesinden korkuyorsa şehvet onu tamamiyle kuşatmıştır....
Ölümden, öldükten sonra dirilmekten ve din gününden ceza göreceği düşüncesinden bu şehvet onu gafil bırakır..!
Ahireti henüz görmediği ve yaşamadığı için Rabbinin her günahına şahit olması bile o insanı korkutmayabilir.. Çünkü insan nefsi, peşin olan dünya hayatını tercih eder çoğu zaman..!
Rasulullah şöyle buyurur :
“Mümin günahını üstünde bir dağ gibi görüp üzerine düşeceğinden korkar. Münafık ise burnunun üstüne konan ve uçup gideceği zannedilen bir sinek gibi görür.”
İşte mümin insan, yalnızken de günaha düşmekten korumak ister kendini.. Münafık olanın böyle bir kaygısı olmaz...
Günahlarından kişi önce kendi utanmalı ve kendisini hesaba çekmelidir..
Küçük günahı büyük görmek imandan, küçük görmek ise gaflettendir...
Kalbin, vicdanların hassasiyetinin zayıfladığı bir zamanı yaşıyoruz..
Kalpler günahla kirlenince ve bunu insanlar görünce o an için mahçup oluyor sonra yine aynı ortamlar haiz olunca devam ediyor..!
Kalp, her günahta böyle umursamaz devam edince siyah noktalar çoğalır diyor Rasulullah...
Kalpte kararmamış bir nokta bulunmalı ki aydınlık ile karanlığı ayırabilme yetisini kullanabilsin
Kalpte aydınlık bir alan bulmak ise ancak istiğfar ile mümkündür...
Bu da Allah'tan utanmak ile olur...
Allah'a inanmayan insan utanmaz ve korkmaz.. Zira, inanmıyorsa onu engelleyecek güç otorite yoktur..
İnsanları kırdığımızda nasıl özürdilesem kaygısı yaşadığımız kadar Allah her an hangi günahın içindesin gördüğü halde neden Allah'tan özür dilemiyorsun.!?
Bu senin Allah'tan hakkıyla çekinmediğinin delilidir..