metrika yandex
  • $43.6
  • 52.04
  • GA54900

Haberler / Kültür - Sanat

15 Temmuz Üzerine Düşünceler | Mehmet Evkuran

09.07.2023

 

Hazırlayan: Fatıma DALAZ

15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemize yaşatılan kaos ve darbe girişimi olayı beraberinde bazı tartışmaları tetikledi. Dindarlık, ılımlı Müslümanlık, vatanseverlik gibi kavramlarla kendini özdeşleştiren ve meşrulaştıran bir yapının, ordu içindeki müntesiplerini kullanarak zorla ve kan dökerek ülkede siyasî yapı ve kadro değiştirme girişiminde bulunması aradan geçen yıllara rağmen hala tartışılmaktadır.

Konunun uluslararası yönleri ve dış güçlerle ilişkileri uzmanlar tarafından ele alınmaktadır. Ancak yaklaşık 70 yıl boyunca ülke içinde faaliyet gösteren, toplumsal kriz ve kırılma dönemlerini fazla yara almadan atlatan, devlet kurumları ve sivil toplum düzeyinde de örgütlenen, gizlilik yöntemlerini ince ayrıntılarına kadar uygulayan, dışarıya karşı kendini dindar, fedakâr, ılımlı, demokrat, özgürlükçü, değişimci ve uyumlu olarak gösteren ancak son derece gizemli ve otoriter bir yönetim tarzı izleyen bir yapının anlaşılması çoklu yaklaşımları ve okumaları gerektirmektedir. Nitekim akademik ve entelektüel çevrelerde konuya yönelik bir ilgi baş göstermiş ve kısa zamanda bir “15 Temmuz Literatürü” oluşmuştur.

ASBÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Evkuran tarafından kaleme alınan 15 Temmuz Üzerine Düşünceler adını taşıyan eser de akademinin konuya ilgisinin bir ürünüdür. Eserin birinci baskısı Temmuz 2017’de yayınlanmıştır. Olaydan tam olarak bir yıl sonra yayınlanan kitap, geçen sürede yazar tarafından yayınlanan makale, bildiri ve panel metinlerinin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Tanıtımını yaptığımız eser ise Şubat 2018 tarihli genişletilmiş baskısıdır.

Yaşadığımız sorunları kendimiz dışındaki herkese ve her şeye bağlama alışkanlığımızın 15 Temmuz konusunda da kendisini gösterdiğine işaret eden yazar, içinde yaşadığımız dünyadaki iktidar ilişkilerini ve güç dengelerini de göz ardı etmeyerek içe bakmanın ve özeleştiri yapmanın önemine vurgu yapmaktadır. Öyle ki dış unsurların ne yönde etkili olacağını ve ne düzeyde zarar vereceğini belirleyen şeyin, iç yapı ve özelliklerimiz olduğu düşüncesini önermektedir. Kitabın bakış açısı, kötülükleri lanetlemenin ötesine geçerek düşünüş, inanış ve yaşayış tarzımızda kötülüklere yer açan ya da imkân tanıyan eğilimlerin ve kör noktaların açığa çıkarılıp analiz edilmesinin zorunlu olduğu fikrine dayanmaktadır.


Yazar eserinde konunun toplumsal yapımız açısından taşıdığı kritik öneme ve ele alınış yöntemine dair yaklaşımını şu şekilde belirtmektedir.

Modern toplumsal ve siyasal tarihimizin bu en kritik ve sarsıcı olayının, uyarıcı/uyandırıcı ve ikaz edici sonuçları bulunmaktadır. Bu nedenle anlama çabaları tüm yoğunluğuyla sürmekte, devlet-toplumdin ilişkileri olmak üzere cemaat, bireysellik, sivil dinî hareketler, güven, İslam ve vatan kavramı, din eğitim ve öğretimi konuları yoğun biçimde tartışılmaktadır. Hemen tüm toplum kesimleri kendi dünya görüşleri ve duyarlılıkları doğrultusunda konuyu anlamaya çalışmaktadır. Ancak herkesten önce ve her şeyden çok dindar-muhafazakâr camianın 15 Temmuz’u çok dikkatli ve sağlıklı bir şekilde değerlendirmesi, kendi din, toplum ve siyaset tasavvurunu gözden geçirmesi, daha kuşatıcı ve gerçeklik değeri yüksek bir anlayış inşa etmesi gerekmektedir.


Yazar, kitapta “15 Temmuz Darbe Girişimi” içinde fiilen görev alan kişilerin yakalanması, yargılanması ve cezalandırılmasının ilgili devlet kurumlarının işi olduğunu belirttikten sonra örgütün İslam retoriğini kullanmış olması münasebetiyle ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu görevin de akademisyenlere ve diyanet camiasına düştüğünü söylüyor. Çok doğru bir tespitte bulunan yazarın önerisinin yeterince yerine getirilmediğini üzülerek belirtmek isterim. Gerçekten de henüz Türkiye’de kamuoyunun bildiği bü yük bir “15 Temmuz Çalıştayı” yada bir “15 Temmuz Kongresi”nin gerçekleştirildiğini bilmiyorum.


Evkuran, aşağıda alıntıladığımız paragrafta örgütün anlaşılmasının çok da kolay olmayacağı, üzerinde ciddi ve köklü çalışmalar yapılması gerektiğini ifade ediyor.


FETÖ tarzı, kendi üyelerine bile takiyye uygulayan oldukça esnek yapıların anlaşılması için sağlam bir ilahiyat birikimine ihtiyaç vardır. Bunun yanında dinî kavram ve değerlerin siyasal ve stratejik amaçlar doğrultusunda kullanımını deşifre edecek siyasî ve sosyolojik teorileri de dikkate almak gerekir. Batı’da ve İslam coğrafyasında ortaya çıkan ve kitlesel kurtuluş vaat eden mehdici ve ezoterik hareketlerin tarihinin ve çalışma yöntemlerinin anlaşılması da konunun aydınlatılmasına önemli katkılar sağlayacaktır.


Kitabın içeriğini oluşturan bölümler, tematik açıdan birbirini bütünleyen iki bakış açısı altında toplanabilir. İlk olarak 15 Temmuz darbe girişiminin faili olan yapılanmanın kurumsal ve kuramsal yapısının beslendiği teolojik anlayışının analizi yapılmaktadır. Ülkemizdeki din toplum ve siyaset ilişkilerindeki sorunlar, batinî ve gnostik zihniyetin kodları ve kendini meşrulaştırma biçimleri, özgürleşme, vatanseverlik ve eğitim gibi alanların yapı tarafından araçsallaştırılması, dinler arası diyalog ve ılımlı İslam projesi konu edilmiştir. İkinci yaklaşımda ise dinî düşüncenin gelişimi, dinî öğütlenme, bireysellik ve cemaatleşme eğilimleri, eğitimin yeniden yapılandırılması üzerinde durulmuştur. Eserde ağırlıklı olarak zihniyet ve yapı analizi yapılmakta ve çözüm önerileri sunulmaktadır.


15 Temmuz Darbe gecesini yaşayan bir akademisyenin kaleminden çıkmış kitabın sokaktaki insanın yorumlarından farklı olacağını tahmin edersiniz. Onun tespitlerinin daha deruni olacağında şüphe yoktur. Bu yüzden kitabı okumanızda fayda var. 

Kaynak: ASBÜ Kütüphane Kitap

Hertaraf Haber - Kültür Sanat Servisi

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş