Akdeniz'in tuzlu suları, insanlık vicdanının ağır yükünü taşımaya devam ediyor. On beş yıl arayla, aynı amaç uğruna yola çıkan iki filo -biri Mavi Marmara, diğeri Küresel Sumud- aslında aynı hikâyenin farklı sayfalarını yazıyor. İlki 2010'da uluslararası sularda yaşanan trajediyle hafızalara kazınırken, ikincisi 2025'in bu son günlerinde Yunanistan açıklarında insansız hava araçlarıyla karşı karşıya. Peki, aradan geçen on beş yılda ne değişti? Ya da asıl soru: Değişmeyen ne?
Mavi Marmara, Gazze ablukasının en şiddetli döneminde yola çıkmıştı. Altı gemi, 700'ü aşkın aktivist ve basit bir insani hedef: Tıbbi malzeme, inşaat gereçleri ve gıda yardımı ulaştırmak. O gece, uluslararası sularda yaşananlar ise insan hakları tarihine kara bir leke olarak düştü. On can, silahlı bir operasyonla alındı. Dünya bir anda ikiye bölündü: Bir yanda insani yardım hakkını savunanlar, diğer yanda devlet egemenliğini öne çıkaranlar.
Sumud Filosu ise bugün daha farklı bir dünyada yelken açıyor. "Sumud" kavramı zaten her şeyi anlatıyor aslında: Filistinlilerin topraklarına, kimliklerine sahip çıkma mücadelesinin şiddetsiz ifadesi. Kırktan fazla ülkeden katılımcı, uluslararası üne sahip isimler ve daha organize bir sivil toplum hareketi. İlginç olan, risklerin de dönüşmüş olması. Komando operasyonları yerine İHA'lar, ses bombaları ve kimyalı maddeler. Teknoloji değişse de hedef aynı: İnsani yardımın önünü kesmek.
Asıl çarpıcı olan, uluslararası tepkilerdeki farklılaşma. Mavi Marmara sonrası diplomatik krizler yaşanırken, Sumud'a yönelik saldırılar İtalya ve İspanya'dan somut askeri destekle karşılık buldu. İki fırkateyn ve bir harekat gemisi, artık sivil filonun yanında seyrediyor. Bu, küresel dengelerdeki kaymanın da bir göstergesi. Batı içinde bile İsrail politikalarına yönelik eleştirilerin arttığı bir dönemdeyiz.
Ancak değişmeyen bir gerçek var: Gazze hala abluka altında. 2010'da getirilen kısıtlamalar, 2025'te neredeyse katlanarak devam ediyor. İnsani kriz derinleşmiş durumda. Mavi Marmara'nın taşımaya çalıştığı malzemelerle Sumud'un götürmek istedikleri arasında temel farklar yok. Hala tıbbi malzeme, hala gıda, hala inşaat gereçleri... Çünkü ihtiyaçlar değişmedi, sadece arttı.
İki filo arasındaki belki de en önemli fark, stratejik odakta yatıyor. Mavi Marmara fiziken ablukayı delmeye odaklanmışken, Sumud sembolik bir direnişi öne çıkarıyor. Ablukayı görünür kılmak, küresel farkındalığı artırmak ve uluslararası hukuku işletmek ana hedef haline gelmiş durumda. Bu, sivil toplum hareketlerinin olgunlaşmasının da bir göstergesi.
Peki, on beş yıl sonra ne değişmiş olacak? Cevap, insanlığın sınavında yatıyor. Sumud Filosu'nun beyaz yelkenleri, sadece Akdeniz'in değil, dünya vicdanının da aynası olmaya devam edecek. Unutulmamalı ki, Mavi Marmara'nın kaybettirdiği on can, Sumud'un yolcularına ilham veriyor. Çünkü insanlık, en karanlık denizlerde bile umudun yelkenlerini indirmiyor.
Bu iki hikâye bize gösteriyor ki, değişen taktikler, teknolojiler ve diplomatik dengeler olsa da temel mesele aynı kalıyor: İnsan onuru ve vicdanı, coğrafi sınır tanımaz. Sumud'un seyir defteri yazılmaya devam ediyor. Acaba dünya, bu sefer sayfaları farklı mı yazacak?
GÜNDEMDEKİ KONULAR|DAVUT GÜLER
18.08.2026
Hac kesin kayıtları yarın başlıyor
29.07.2026
Ne Karma Ne De Zorunlu Eğitim|Özkan Yaman
30.07.2026
Genç, Musa ve Hakîm’in hikayesi OSMAN KAYAER 19.08.2026
sessiz savaşlarımız MUSTAFA AKMEŞE 20.08.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ- 4 ÜSTÜN BOL 19.08.2026
CHP, REJİM VE DEVLET SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 26.07.2026
Yurtta Sulh Cihanda Sulh AHMET GÜRBÜZ 10.08.2026
MEKKE İTTİFAKI SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 09.08.2026