metrika yandex
  • $42.5
  • 49.29
  • GA40280
Yolcu

önce milletin dili oldu, sonra duası…

MUSTAFA AKMEŞE
08.08.2025

yaşanmışlık bir bilgi değil, 
bir izdir dost...

ne kütüphanelerde bulunur
ne de google’da yazılır.

hayır hayır, tecrübeden bahsetmiyorum.
tecrübe ayrı bir şeydir. belki seni başarılı kılar,
ama yaşanmışlık seni sabırlı, merhametli, dirayetli yapar.
insan yaşanmışlıkla yoğrulmadıkça hikmet üretemez.
yaşanmışlık,
insanın çilesidir.
acıyla pişmiş, sabırla yoğrulmuş, zamanla tartılmış bir ömürdür.

ve bu topraklarda yaşanmışlık, sadece bireyin değil, bir milletin çilesiyle yazılmıştır.
yüz yıldır susan ezanların, parçalanan hilâlin, boynu bükülen ümmetin yaşanmışlığıdır bizimki…
gözyaşıyla mühürlenmiş mektuplar, sürgün edilmiş âlimler, kapatılmış medreseler, 
darağaçlarında sallanan bedenler, satır aralarına gizlenen dualar… ah!

halep’te, bağdat’ta, kudüs’te yankılanan feryatlar; istanbul'da, ankara'da, konya'da, diyarbakır’da sessiz çığlıklara karışmıştı.
mazlum halklar bir çare beklerken, bu milletin eli zincire, dili mühüre vurulmuştu.

işte böyle bir zamanda…
bir adam çıktı.
evet sahici ve bir o kadar bizden
gövdesi bu topraklardan.
sesi, ümmetin boğazında düğümlenen haykırışlardan beslenen…
sıradan değil, sabırdan doğan bir adam.
bir “uzun adam” dendi ona… 
çünkü onun yolu uzun, yükü ağır, davası derindi.
23 yıl önceydi.
milletin bağrından çıktı.
önce milletin dili oldu, sonra duası…
sustuğumuz ne varsa dillendirdi.
umutsuzluğun harflerini tek tek sildi bu milletin alnından.

ayrıştıran değil toparlayan,
inkâr eden değil dirilten bir akıldan bahsediyoruz.
sadece projelerle değil, sabırla, sebatla, yılmadan örülen bir mücadele…
dünya mazlumlarının gözünde “karanlıkta bir kandil”, 
bu milletin nazarında ise “emaneti taşıyan bir yiğit” oldu.
makedonya’da cami gölgesinde namaz sonrası ellerimi elleri içine alan, gözü gözümde 
gönlünden süzülüp gelen bir hırıltı gibi 
“tayyip’’ diye kelimelere duran bir yaşlı adamın yaşanmışlıklarının özetidir işte dediğim 

savunma sanayisinden sağlığa, eğitimden diplomasiye kadar uzanan bir yürüyüş bu.
bir gecede değil, her gecesinde rabbe yakararak geçirilen 23 yılın yürüyüşü…

ve yine ne garip ki…
bunca yaşanmışlığa rağmen hâlâ dil uzatan, küçük gören, hafife alanlar var.
milletin yorgun omuzlarına değmemiş parmaklarla, 
ekrandan, sosyal mecradan 
“ne yaptı ki?” diye soranlar…
çile bilmeyenlerin, sabır nedir tanımayanların eleştirileri…
ergen ve sığ… çünkü yaşanmışlıktan uzak.

bugün hâlâ “ne yaptı ki bu adam?” diyenlerin sesi, 
ne garip ki düşmandan çok, içerden geliyor.
ve bu sesin tonu, tam da İslam düşmanlarının sevdiği tonda:
küçümseyici, itibarsızlaştırıcı, alaycı…
mesela, gazze'ye sırtını dönmüş!, 

oysa ki yaşanmışlık; sadece bilgiyle değil, bedelle kazanılır.
ve tayyip bey’in yaşanmışlığı, yalnız şahsî değil;
bir milletin küllerinden dirilişinin sessiz devrimidir.
bu devrim, hâlâ kıymetini bilmeyen dindar görünümlü muhterisler tarafından

ama zamanı olmadığı, ama gücü yetmediği, ama bir nedenle 
yapamadıkları veya eksik yapılan zannedilen 
"yeterince İslami, insanı değil" bahanesiyle değersizleştirilmeye çalışılıyor.

kimi entelektüel birikimine yaslandı, kimi titrine, 
kimi takiye ruhuna bürünmüş siyasi abasına…
ama hepsi aynı yerden konuştu: muhalif olma dürtüsü.
bazı dindarlar için muhalif olmak, bir fikir değil artık, 
bir kimlik haline geldi.
okumuş ama üç keçiyi güdemez adamların kibir abidesi duruşları 
“muhalif müslüman’’ etiketinde satışa sunuldu 
“bu kadar da abartmayın,” diyen,
“ayasofya’yı açsa ne olur, kalp açmıyor ki!” diyerek kendini bilge sanan,
“filistin’i savunmak siyaset değil, reklam!” diye küçümseyen hoyrat bir kesim…

oysa ki yaşanmışlık; sadece bilgiyle değil, bedelle kazanılır.
ve tayyip bey’in yaşanmışlığı, sadece şahsî bir hikâye değil,
bir milletin küllerinden doğuşunun modern çağdaki sessiz devrimidir.
15 Temmuz’da göğsünü tanka siper edenlerin duasında onun izi vardır.
gazze’ye sahip çıkan diplomatik mücadelede, somali’ye uzanan merhamet elinde, 
ayasofya’da yeniden okunan ezanda…
o yürüyüşün, o sabrın izi vardır.

nahl sûresi’nde buyrulur:
“Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmez halde çıkardı;
size kulaklar, gözler ve kalpler verdi ki şükredesiniz.”
ama kalp yalnız bilgiyle işlemez…
şükreden kalp, yaşanmışlıkla yoğrulan kalptir.

yaşanmışlık, insana tevazu katar.
çünkü bilginin kibrini, acının tokadı alır.
birine acıyanın kibirli olması zordur; çünkü bir zamanlar o acıyı yaşamıştır.
işte o yüzden Rasulullah (sav) buyurur:
“kişiye kendi başına gelen bela, başkasına karşı merhamet vesilesidir.”

dostum…
bazen okuduğun kitaplar değil, yaşadığın hüzün dolu hikâyeler seni insan eder.
hikayesi olan adamların
bazen bir damla gözyaşı, ciltlerle dolu raflardan daha çok hikmet taşır.
çünkü insan, yaşadıkça yontulur.
ve her yontuluş, onu Rabbine yaklaştırır.

bir ömür geçer…
ama o ömürden geriye sadece yaşanmışlık kalır.
ve insan, ardında bıraktığı yaşanmışlık kadar insandır.
çünkü bilgi unutur… söz silinir…
ama sabırla yaşanmış bir hayat, gökte kayıtlıdır artık.

ve bugün…
bu milletin alnındaki secde izinde, mazlumların gözündeki ümmet umudunda,
23 yıllık uzun bir sabrın, ağır bir yükün ve derin bir adamın yaşanmışlık izi vardır.
gavurun değil, ergenlerin değil, muhalif hastalığına tutulan müslümanın değil 
erbabın anlayacağı bir iz…

çünkü dedi ökkeş;
“hakikî ilim, yaşanmış bir hayattır.
ve hakikî liderlik, milletiyle birlikte çileye talip olmaktır.”

sonra susmadı ökkeş ve 
mustafam, bu yazın 
bir ömür koşturan, yaşanmış hikâye biriktiren 
şimdilerde yürümekte zorlanan ama yolunda yılmadan yürüyen bir güzel adama 
dua ve teşekür olsun dedi ve sustu…


paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!

 

 

 

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Kuddusi Aslan | 09.08.2025 08:40
Yaşanmışlıksa; Filistinin yaşanmışlığı özelinde gözlerimizin Önünde yaşanıp Duran, dünyanın en vahşi Saldırganlığının karşısındaki Direnişin sözcüsünün "hasımlar" sözü uyandırmıyorsa, bekleyin putlarınıza sadakat Ile beklenen günü.
Halil İbrahim Aktaş | 08.08.2025 11:26
Teşekkür ederiz garipler adına, duygularımızın tercümanı oldunuz.