metrika yandex
  • $42.5
  • 49.29
  • GA40280

Haberler / Sivil Toplum

ANFİDAP'tan ABD Büyükelçiliği önünde Gazze için protesto: “BMGK’nın Gazze Kararına İtiraz Ediyoruz”

29.11.2025

Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP), Cuma namazı sonrası ABD Büyükelçiliği önünde düzenlediği basın açıklaması ve protestoda, ateşkes sonrası Gazze’deki ihlalleri ve BMGK kararını eleştirdi.

ANFİDAP bileşeni STK temsilcileri, Cuma namazının ardından ABD Büyükelçiliği önünde bir araya gelerek Gazze’ye destek verdi. “BMGK’nın Gazze Kararına İtiraz Ediyoruz” sloganıyla yapılan protestoda, işgalci siyonistlerin ateşkese uymadığı ve arabulucu devletlerin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği vurgulandı.

Basın açıklaması öncesinde, Ankara Peygamber Sevdalıları Derneği’nden Mustafa Karakaş bir konuşma yaptı. Protesto sırasında sık sık sloganlar atılırken, basın açıklamasını ANFİDAP adına İnsan ve Medeniyet Hareketi Ankara Yönetim Kurulu Başkanı ve Yazarımız  Eyüp Medet okudu.


"Zulme karşı, zulmü ortadan kaldırabilmek için hazırlık yapmak vardır"

Ankara Peygamber Sevdalıları Derneği’nden Mustafa Karakaş, "Biz İslam medeniyetinin 1300–1400 yılda oluşturduğu bir teşekkül vardır; bir tarih bilinci vardır. O da nedir? Bizim medeniyetimizde facialar olduğunda, yenilgiler yaşandığında bunlar konuşulmaz. Bunun yerine ne yapılır? ‘Nehy-i anil münker’ gereği hazırlıklar yapılır. Zulmeden her kimse; hangi devletse, hangi rejimse, hangi güç ise ona karşı Müslüman anne babalar çocuklarını hazırlar; Müslüman zenginler atlarını hazırlar; kadınlar bileziklerini verir ve cihat hazırlıkları başlar. Bizim medeniyetimizde ah vah etme yoktur. Ne vardır? Zulme karşı, zulmü ortadan kaldırabilmek için hazırlık yapmak vardır. Ama maalesef şu an, 20. yüzyıl sonrasında İslam medeniyetinin parçalanması, devletlerin bir türlü toparlanamamasından dolayı oluşan güç boşluğunu siyonizm ve emperyalizm doldurmuştur. Bugün karşımızda tarihin her evresinde yaşadığımız şeyler yaşanıyor." dedi.

"Biz bugün zahiren Gazze’nin vurulduğunu zannediyoruz"

Konuşmasının devamında Karakaş, şunları aktardı: "Biz bugün, Hazreti Musa’nın kavminin yaşadığı şeylerin aynısının Müslümanlara yaşatıldığını görüyoruz. Asimilasyon politikalarını görüyoruz, yerinden edilmeyi görüyoruz, işkenceyi görüyoruz; kadınların, çocukların katledildiğini görüyoruz. Yani Hazreti Musa döneminde Firavun’un yaptıklarının aynısını bugün israil yapmaktadır. Keza baktığımızda, iki medeniyetin İslam’a karşı birleştiğini görüyoruz. Kendi isimlendirmemle ifade edecek olursam: Bugün Firavun rejimi israil ile, Roma İmparatorluğu’nu temsilen Amerika birleşmiş durumda. İslam’ın yükselişini durdurmaya çalışıyorlar. Biz bugün zahiren Gazze’nin vurulduğunu zannediyoruz. Gördüğümüz manzara bu; ama vahyin diriltici atmosferinin yeryüzünde hâkim olma çabasını durdurmadır bu. Sovyetler Birliği yıkıldığında NATO’nun 'Bize yeni bir düşman lazım, yeni bir konsept lazım' dediğini ve 1990’da yeni düşmanın İslam olacağının altını çizdiklerini biliyoruz. Bugün var olan savaş, israil ile Gazze halkı ya da Filistin halkının savaşı değildir. Bu bir ön cephedir. Şu an yaşadığımız savaş, siyonist-emperyalist rejim ile İslam dünyasının kapışması hâlidir.

Bugün Gazze’deki soykırımın 784. günü

Yapılan konuşmanın ardından ANFİDAP adına İnsan ve Medeniyet Hareketi Ankara Yönetim Kurulu Başkanı ve Yazarımız Eyüp Medet, basın açıklamasını gerçekleştirdi.

Eyüp Medet, "7 Ekim’de başlayan Aksa Tufanı’ndan bu yana Ankara Filistin Dayanışma Platformu olarak, zulme karşı mazlumun sesi olmaya devam ediyoruz. Bugün Gazze’deki soykırımın 784. günü. Çocuk, kadın, yaşlı, gazeteci, doktor, öğretmen demeden yaklaşık 77 bin insan katledildi. Sözde ateşkese rağmen İsrail saldırılarını ve vahşi katliamlarını sürdürüyor. 9 Ekim 2025’te ABD, Türkiye, Mısır ve Katar’ın imzaladığı 'Barış Zirvesi Niyet Beyanı'na rağmen; 10 Ekim’den sonra bile yüzlerce sivil öldürüldü. Siyonist işgalciler, ateşkes şartlarını ihlal ederek insani yardımlarının Gazze’ye girişini engelliyor. Gazze halkı bugün soğukta, açlık içinde, sağlık hizmetinden mahrum ve tamamen kuşatma altında. Bu tablo bir kez daha göstermiştir ki israilin sözüne güvenilmez. Verdikleri söz sadece aldatmak ve zaman kazanmaktır. Bizler ABD Ankara Büyükelçiliği önünden, ateşkese arabulucu olan devletlere sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapıyoruz." dedi.

"Gazze direnişi, BM gibi güvenilirliğini kaybeden kurumların çöküşünü de göstermiştir"

"Aksa Tufanı, Batı modernizminin iki yüzlülüğünü ve ırkçı yüzünü açığa çıkarmıştır." diyen Medet, "Filistin direnişi, insanlığa Allah’ın kudretini ve adaletin er geç galip geleceğini hatırlatmıştır. Demokrasi, insan hakları ve özgürlük söylemleriyle dünyaya ders verenler, bugün Gazze’de tüm değerlerini çiğnemektedir. Gazze direnişi, Birleşmiş Milletler gibi güvenilirliğini kaybeden kurumların çöküşünü de göstermiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı, israilin savaşta elde edemediğini masada kazandırma girişimidir. Bu karar; insani değil, siyonizm ve emperyalizm lehine siyasi bir tercihtir." ifadelerine yer verdi.

"İslam ülkeleri kardeşlerini kime teslim etmeye hazırlanmaktadır?"

Medet, "Hamas’ın bu karara yönelik uyarısı nettir: Gazze’ye uluslararası vesayet dayatılmakta, direnişin silahsızlandırılması istenmekte, bu da Gazze’ye yerleştirilmek istenilen güvenlik gücünü işgalin bir parçası hâline getirmektedir. Bizim duruşumuz Gazze Halkının yanıdır. Biz de bu kararı reddediyoruz. Bu karar çözüm değil, yeni krizlerin kapısıdır. İslam ülkeleri kardeşlerini kime teslim etmeye hazırlanmaktadır? Bosna’da yaşananlar ne çabuk unutuldu? Başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam alemini, Filistin halkının kabul edebileceği bir düzenleme için sorumluluk almaya çağırıyoruz." şeklinde belirtti.

"Silahsızlandırılması gereken; Filistin’e, Lübnan’a, İran’a, Suriye’ye saldırılarını sürdüren siyonist israildir"

"Siyonistlerin hayali açıktır" diyen Medet, açıklamasının devamında şunları aktardı: "HAMAS’sız Gazze, silahsızlandırılmış bir Filistin. Kendileri her türlü silaha sahip olacak, Filistin halkı ise taş ve sapanla mücadele edecek… Bunu hiç bir akıl sahibi kabul edemez. Silahsızlandırılması gereken; Filistin’e, Lübnan’a, İran’a, Suriye’ye saldırılarını sürdüren siyonist israildir. Biz; Filistin halkını koruyacak bir barış gücüne evet, israilin çıkarlarına çalışacak her girişime ise hayır diyoruz. Uluslararası toplumu; soykırımı durdurmaya, işgali sonlandırmaya, Gazze’yi yeniden inşa etmeye, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını ve başkenti Kudüs olan bağımsız devletini desteklemeye çağırıyoruz.

Şu anda buradan ABD Büyükelçiliği önünden şunu da ifade etmek isterim ki; Tüm değerlerin yitirildiği, gücün tek belirleyici hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. ABD’nin son olarak Venezuela’yı, kendi uydurduğu gerekçelerle işgal etmekle tehdit etmesi ve Maduro’yu terörist ilan etmesi bunun en açık göstergesidir. Bu tutumun hiçbir hukuki veya ahlaki temeli yoktur. Kural tanımamazlıktır. Bütün bu gayri hukuki tutumlar maşeri vicdanda en güzel karşılığı bulacaktır."

"Aksa Tufanı tarihi bir kırılma noktasını ifade etmektedir"

Medet, "Aksa Tufanı tarihi bir kırılma noktasını ifade etmektedir. Bu şanlı kıyam Avrupa’da, Amerika’da, Afrika’da, Asya’da ezilen halklara farklı bir dünyanın olabileceği umudunu aşılamıştır. Emperyalizmin ve dünyayı bir ahtapot gibi saran Siyonizmin yenilebileceğini göstermiştir. Küresel hegemonya karşısında adalet arayan tüm muhaliflere ilham kaynağı olmuştur. Gazze halkı küresel intifada ateşinin alevlenmesi için büyük bedeller ödemiştir. Hiç kimsenin dünyanın her yanında yükselen bu küresel intifadayı söndürmeye hakkı yoktur. Bilakis tüm Filistin dostlarına ve adalet sevdalılarına düşen görev çatırdamakta olan küresel çete düzenine son darbeyi vurana kadar mücadeleyi sürdürmek olmalıdır." dedi. 

"Yaşasın nehirden denize özgür Filistin"

Son olarak Medet, "Boykota tüm gücümüzle devam etmeliyiz. israille normalleşmeye kesin bir dille hayır demeliyiz. israil ve destekçilerinin soykırım ve savaş suçluları olarak cezalandırılmasını sağlamalıyız. ABD ve israil yayılmacılığına karşı hakiki ittifaklar kurmalıyız. Dünyayı talan eden bu sömürgeci güçlere taşeronluk yapan yönetimlerin asla bir geleceklerinin olamayacağını onlara net bir duruşla hissettirmeliyiz. Ve son sözümüz: Yaşasın nehirden denize özgür Filistin! Yaşasın Filistin halkının onurlu direnişi! Kahrolsun siyonist soykırımcı israil ve onun ikiyüzlü destekçileri!" diye belirtti.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş