metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500
ENTROPİ

Green Card Sevdalıları

CYRANO DE BERGERAC
07.04.2026

 

7 Ekim’de başlayan HAMAS saldırıları Gazze gündeminden uzak eski İslamcı yeni sağcı kitle üzerinde şok etkisi yarattı.

‘Ne gerek vardı?’, ‘Senin etin ne, budun ne?’, ‘İsrail’le iyi geçinsene’ ile başlayan; ezik bir aklın, vicdanını kaybetmiş bir bedenin hezeyanları diyebileceğimiz suçlamalar ve ayıplamalar; hiç çekinmeden, hiç utanmadan İslam’ın izzetini muhafaza edebilmek için canlarını ortaya koyan insanların üzerine boca edildi.

Bülent Arınç gibi siyasetçiler düşmanı ve katliamlarını ‘kınamak’ yerine; ‘Sen neyine güvendin de İsrail’e kafa tuttun, elindeki ekmeği ben veriyorum. Kime sordun, kime danıştın.’ Deme cüretini gösterdiler.

Bu, aslında bu tiplerin evleri işgal edildiğinde nasıl bir tavır ortaya koyacaklarının da göstergesidir.

Bülent Arınç ve türevlerinin ortaya koyduğu bu ucuz tavır piyasada çok karşılık buldu ve çok müşteri kazandı. Çünkü ucuz şeyin müşterisi çok olur!

Hala utanabilen insanlar bu kokuşmuş yaklaşımlarını yaşanan katliamlar karşısında uzun süre dillendiremediler. Ama onları asıl rahatsız eden şey iktidarlarının ABD-İsrail karşısında zor durumda kalması, ‘Tam da ekonomiyi yoluna koyup yeniden atağa kalkacakken’ çıkan bu krizin ülkelerine ve toksik otoritelerine zarar vereceği düşüncesi idi.

Yoksa onlar için Gazze’lilerin soykırıma uğratılması çok da üzerinde durulacak bir şey değildi! Abarttığımı ve haksızlık ettiğimi düşünenler olacaktır. Oysa sadece yakın çevremden bir zamanlar İslamcı olduğunu zannettiğim tanıdıklarımla 7 Ekimden bu yana yaptığım sohbetlerimden çıkan sonuç bu.

Üstelik vereceğim tepkiler nedeniyle bu arkadaşların içlerinden geçenleri tam olarak dile getiremediklerini de biliyorum.

‘Yaşı 70 işi bitmiş siyasetçiler’ Necmettin Erbakan’a ‘Yaş 70 iş bitmiş’ derken; ‘Gitsin evinde torunlarını sevsin’ derken bir gün kendilerinin de işi bitmiş bir yaşa ereceğini düşünememişlerdi. Kendi torunlarının da sevgiye muhtaç olacağı akıllarına gelmemişti.

Eski günlerin hatırına La Havle çekerek bütün arsızlıklar sümen altı edildi. Bütün bu menfaatçi ve gayri ahlaki tutum görmezden gelindi. Ancak; imtihan henüz bitmemişti.

Daha Gazze’nin hesabı sorulamamışken birden bire yanı başımızda bambaşka bir savaş patlak verdi. Gazze vahşetinin üzerine ABD-İsrail çetesi İran’da büyük bir saldırıya başladı.

Gazze saldırılarında vicdanını rahatlatmak için yılda bir kez kerhen sokağa çıkan, bir sabah sporu olarak slogan atan kalabalıklar (Bu kalabalığa dâhil olan hesapsız insanlara hürmet ederek ve onları ayırarak) İran’a saldırıldığında İran’ın mı ABD-İsrail çetesinin mi daha tehlikeli olduğunu tartışmaya başladılar.

Onlara göre ‘Şiiler’ ABD’den daha tehlikeli ve daha zararlıydılar. Şia şöyle demişti, Hazreti Ebubekir’e, Hz. Ömer’e, Hz. Osman’a, Hz. Ayşe’ye küfrediyorlardı. Onlar itikadı bozuk, arkalarında namaz kılınamaz necis insanlar ve sapık bir mezheptiler!

Her ‘Amerikan Tipi Müslüman’ gibi aynı torna tezgâhından çıkmış cümlelerle içlerindeki bütün kiri üzerimize boca ettiler.

İran ve İran desteğinde Yemen İsrail’i vururken bunun danışıklı dövüş olduğunu keşfeden sağcı kitle, İran’a saldırıldığında daha şedit ve daha çirkef bir üsluba yöneldiler.

Onlara göre İran, ABD’nin bölgedeki en iyi müttefiki idi. Ara sıra birbirlerini ‘göstermelik olarak’ vursalar da bu sağcı kitle bu numaraları yemeyecek kadar güngörmüş ve akıllı insanlardı!

Hazreti Ayşe ile Hz. Ali arasındaki anlaşmazlığı bilmeyenler, Muaviye ile Hz. Ali arasındaki çatışmayı anlamayanlar, üstelik anlamaya da çalışmayanlar, sadece Hz. Ali’ye karşı olduğu için Muaviye’den dini lider, oğlu Yezit’ten adil bir hükümdar çıkaran sığ zihinler; yüzlerce yıllık ezberlerine, kirlerine, kinlerine ve ırkçı/mezhepçi fanatizmlerine yenik düşerek adaletin ve ahlakın değil nefislerinin esiri oldular.

ABD yenilsin ama İran’ın da kolu kanadı kırılsın akılsızlığıyla, ABD ve İsrail’in yanında duran Namaz kılan kalabalıklar esasen ABD kazansın sonrasında bize saldırırsa zevk almaya çalışırız ve hatta Amerikalıları yeterince mutlu edersek bu işten karlı bile çıkabiliriz modundalar.

Keşke bu sığ kafa, Epstein’da Amerikalıları mutlu etmenin yetmediğini, Amerikalıların her zaman daha fazlasını istediğini, fantezilerinin bir sonunun olmadığını görebilselerdi.

İran devletini ve uygulamalarını savunmak başka bir şey; Türkiye dâhil birçok ülkenin ülke çıkarları sebebiyle Ortadoğu’da takındığı tavrı ve stratejileri kutsallaştırmak başka bir şey!

İran devletini savunmak başka bir şey, İran’lı Şii Müslümanları savunmak başka bir şey. Merak edenler için söyleyeyim, ABD’ye karşı İran Devletini savunmak da ahlakımızın bir gereğidir. Savaş bittiğinde ihtilaflı konularımızı yeniden değerlendiririz.

İran’lı/Şii cahil cühelanın Hazreti Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ayşe’ye hakaretlerini nasıl savunmayacaksak; Sünni cahil cühelanın ister cübbesiyle, ister akademik titriyle, ister televizyon karşısında,  ister cami kürsüsünde cehaletini üzerimize boca etmesini de alkışlamayacağız!

Allah’ın tıpkı Namaz gibi farz kıldığı ümmetçiliği devlet çıkarları, etnik veya mezhepçi ırkçılıklar uğruna yok saymak, değersizleştirmek ileride mutlaka hesaplaşacağımız bir sona doğru sürüklüyor bizi.

İran-Irak savaşında sadece Amerikancılık yapmak için, sadece sahiplerine hizmet etmek için Irak’a milyarlarca dolar para akıtan ‘Sünni’ Körfez ülkeleri, tam da Bülent Arınç’ın dediği gibi etin ne budun ne diye sorabileceğimiz ‘Sünni’ Sudan’ın Saddam’ın emrinde savaşması için sembolik bir birliğini göndermesi, Amerika’dan aferin alabilmek için Irak’ın ve işgalci Amerikan askerlerinin bütün lojistik ihtiyaçlarını ülkesinden karşılayan Özal’lı Türkiye; Amerika bizi öpsün de İran gerekirse yok olsun diye düşünenler ahlaki evrimini tamamlayamamış yetersizler olarak kayıtlara geçecek.

Mezhepçilik Amerikan askeri olmak demektir. Kim mezhepçilik yapıyorsa –Şii ya da Sünni fark etmez- bir gün bu hizmetlerinin karşılığında Green Card hayalleri kuruyor demektir.

Ama kimse boşuna heveslenmesin. O Green Card’ı alamayacaksınız! Damağınızda buruk bir ‘Amerikancı’ yaftasıyla terk edeceksiniz bu dünyayı. Üstelik çocuklarınıza ve sevenlerinize çirkin bir miras bırakarak!

Bilenler bilir! ‘Kişi sevdiğiyle beraberdir’ der Peygamber aleyhisselam. Bütün kızgınlığıma rağmen Allah sevenleri (ABD ve sevenlerini) dünyada ayırmadığı gibi ahirette de ayırmasın demek istemiyorum.

Allah kurtarsın! Kurtulmaya direnenler olacaksa yapacak bir şey yok.

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Mehmet Ali Başaran | 08.04.2026 21:07
Allah razı olsun. Müslüman akıl saf ve duru bir halde işlerlik kazandığında böyle bir kelam eder.
Memedali oner | 07.04.2026 23:17
Yüregine saglık kardesim...