metrika yandex
  • $42.5
  • 49.29
  • GA40280
Yolcu

iyi adam, baba adamdı. o benim nureddin abimdi...

MUSTAFA AKMEŞE
28.11.2025

daha 6 yaşındayken
bir trafik kazası sonrası eve mahkûm olan bir babanın oğlu olmak da varmış kaderde.
1970'in sonbaharıydı.
sarı süleyman, yani şöför süleyman babamdı. 

benim hikâyem
bir annenin, okuma yazması olmadan, rüzgâra karşı direnen bir yürekle 
dört çocuğu büyütme çabası...
diğer yandan 4 kardeşin içinde en büyük olan, daha 14 yaşında, çocukluğunu yaşamadan evin babası haine gelen 
bir nurettin abisi olan biriydim işte ..

diyeceğim o ki dost;
bizim dilimizde bir kelime vardır ki yalnızca bir hitap değildir; 
bir yüreğin öbür yüreğe dayanacağı omuzun adıdır: abi... abla...
bu kelimeleri başka dillerde ararsın, bulamazsın. 
evet, başka bir dilde abi abla kelimesi yoktur.

çünkü bu kelimeler gramerin değil, hayatın içinde doğmuştur.
insanımızın kadim aile hafızasında, evlerin en kuytu köşesinde,
tandırın dumanında, annenin o mübarek telaşında,
babanın eve taşıdığı ekmeğin bereketinde yoğrulmuş iki kelimedir.

“brother” deme, eksik kalır;
“sister” dersen, soğuk kaçar.
bizim “abi”miz ve “abla”mız bir kültürü taşır, bir dayanışmayı taşır, bir vefayı saklar.

zira bilirsin dost, abi dediğinde bir sığınak, abla dediğinde bir omuz hatırlarsın.
bazen baba yokken babadır, bazen anne yokken annedir.
bazen ekmeğini bölüştüğün kişidir, bazen yükünü hiç sormadan sırtlanan.

hiyerarşi değildir bu; gönülden gönüle kurulan bir köprüdür.
evde en büyük kimse o olmadan bile rolü hazırdır:
“siz durun, ben hallederim.”
işte bu söz bir toplumun en kadim ahlakıdır.

büyüdük, güçlendim, uzak diyarlara okullara gittik.
üniversite harçlığım, kendi harçlığından kestiklerindendi.
iş güç sahibi olduk, evlendik. evlendik dedimse, ah...
evliliğimin ilk günü, işim daha yeniydi; cebime 50 tl koydu. sırtımı sıvazlarken 
“lazım olur mustafam” dedi.

sonra yol aldınız, hayatın çetin virajlarından geçtiniz 
ama onun nazarında siz hep “küçük mustafa” idiniz.
çünkü abi olmak böyledir: 
kendini kenara çekip kardeşini ortaya koymaktır.
dua ederken önce kardeşini anmak, sofrada önce ona buyur demektir.

işte bu dost, yalnızca aile değil; bir emanet ahlakıdır.

bizim kültürümüzün çimentosu bu iki kelimedir:
abi – yük taşıyan.
abla – yarayı kapatan.
kardeş – onların gölgesinde büyüyen.

ve aile...
aile dediğin, kan bağıyla değil, 
yükün paylaşılmasıyla kurulur.

anne-baba yokken evin direği devrilmesin diye kendini direk yapan çocuklar yetiştiren topraklarda yaşıyoruz biz.

“abi-abla” hitabı, bu toprakların vefa defterinde yazılı eski bir duadır.
o yüzden çocuklarımıza bu kelimeleri öğretmek sadece edep öğretmek değildir;
bir dayanışma mirasını miras bırakmaktır.

evin büyüğünü “abi” diye çağırmak, küçüğünü “kardeşim” diye bağrına basmak;
merhameti, sorumluluğu, sahiplenmeyi daha ilk adımda gönüllere işlemektir.

ve bil ki dost, bir evde “abi” varsa orada güven, “abla” varsa orada merhamet vardır.
bir evde bu iki kelime unutulursa modern dünyanın o soğuk rüzgârı kapı aralığından içeri sızar;
kardeşlik çözülür, vefa dağılır, aile sıcaklığı soğur.

müslüman oradamısın? 
bir iki çocukla aile olmaya çalışanlar duyuyor musunuz? 
abileri ablaları kardeşleri olmayan bir çekirdek aile olmak demek, 
ileride
abi, ablası halası, teyzesi, amcası olmayan nesiller olması demektir. 

ne derim biliyor musun?
bir toplumun gerçek zenginliği, çocuklarının birbirine “abi” ve “abla” diyebildiği son evde saklıdır.
o ev sönmediği sürece bu topraklarda vefa bitmez, merhamet tükenmez.

Allah rahmet eylesin, güzel insanlar böyle yetişir.
hem okuyan, hem okutan...
hem kardeş, hem baba...
hem omuz, hem dua...

iyi adam, 
baba adamdı.
o benim nureddin abimdi...

ökkeş başını kaldırdı, baktı. sonra sanki bir şeyler diyecek gibi oldu.
yutkundu, bir dua mırıldandı:

rabbim, o güzel nurettin abilerin izini yeryüzünde hiç eksik etmesin.
ve her evin duvarına, her çocuğun kalbine şu duayı nakşetsin:
kardeşine sahip çıkmak, insanın kendi kaderine sahip çıkmasıdır.

dedi ve sustu...


paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!

 

Yorum Ekle
Yorumlar (6)
Mustafa akmeşe | 28.11.2025 23:47
yazıma dönüş sağlayan, katkı veren değerli okuyucu arkadaşlara tşk bir borç bilirim.
Ali Erdoğdu | 28.11.2025 18:36
Gavuristanda kısa bir müddet de olsa yaşamış olan ben ;bu değerlerin ne kadar önemli olduğunu düşünüp anlayan insanlardan biri olduğumu düşünüyorum ,bunu tafsilatıyla yaşayan ve anlatan abimize teşekkürlerimi bir borç bilirim .Bakışlarının ,yorumlarının ,gözlemlerinin etrafındaki insanlara faydasının daim olmasını da Rabbimden niyaz ederim ,Allah razı olsun .
Ahmet Yılmaz | 28.11.2025 18:18
Selam olsun tüm Nuretdin abilere. O abilere vefa gösteren kardeşlere.
Suleyman SARI | 28.11.2025 17:04
Güzel
Ali Özkaldı | 28.11.2025 16:46
Yaşayarak anlatmanın tesiri yazının tamamına hakim olmuş.Kaleminize sağlık.günümüzde yok denecek kadar azaldı malesef
Halil İbrahim Aktaş | 28.11.2025 14:37
12 yaşımda iken babam vefat etti. Annem 36 yaşında, küçük kardeşim 2.5 aylık bebek. Ankara Kızılcahamam'ın dağ köyü. Tarla tapan yok. Maaş yok. İki yerli cins inekten mamül süt ürünleri ile geçim olacak. Okuması yazması olmayan annem, (dönemin diğer anneleri gibi) ne büyük zorluklara göğüs germiş. Rabbim üzerimizde emeği olan tüm kahramanlara rahmeti ile muamele etsin..