metrika yandex
  • $31.3
  • 33.91
  • GA2162

Uluslararası “İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama Tecrübesi” Sempozyumu’nun Ardından-I

MUSAB AYDIN
06.11.2023

 

Ankara’nın gölgesinde kalmış bir şehir olan Kırıkkale, her yönüyle başkentin büyüklüğü ve gücünün altında kalmış, sesini duyuramamış, bir kent. Bugüne kadar sadece ismini duyduğumuz Kırıkkale’ye şimdi ise birçok bilim insanının katılımıyla yapılan bir sempozyuma dostum Prof. Dr. Şahin Ahmetoğlu’nun davetiyle iştirak ettik. Bu sempozyumun birincisi Uluslararası “İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama Tecrübesi” Sempozyumu adıyla geçen yıl 20-21 Eylül 2022’de Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleşti. Sempozyum’un ikincisi ise 5-7 Ekim 2023 tarihlerinde Kırıkkale’de yapıldı. On beş ülkeden 102 akademisyenin katıldığı sempozyumun duyurusunun geniş çevrelere ulaşmadığını düşünmekteyiz. Katılımcıların yaklaşık yüzde altmışı fiziki olarak hazır bulunurken diğer katılımcılar ise video konferans yöntemi ile tebliğlerini sundular. Kırıkkale Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nin organizasyonunda yapılan Sempozyum’un koordinasyonunu kıymetli dostum Prof. Dr. Şahin Ahmetoğlu üstlenmişti. Onun samimi ve içten fedakarlığına ve emeklerine programın her aşamasında bizzat şahitlik ettik. Ahmetoğlu’nun arkadaşları ve öğrencilerinden oluşan ekibin gayretleri ile böylesine büyük bir organizasyon oldukça profesyonel bir şekilde yapıldı.

Türkiye ile Azerbaycan’ın ortaklaşa öncülük yaptığı bu Uluslararası Sempozyum’da Kırıkkale şehrinde bir araya gelen Azerbaycan İlahiyat Enstitüsü heyeti ile Kırıkkale Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi heyeti ikinci kez buluştular. Sempozyum’a katılan Endonezya heyeti ise Uluslararası “İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama Tecrübesi”nin üçüncüsünü yapmak üzere katılımcıları ülkelerine davet ettiler. 2024 yılında yapılması planlanan organizasyonun ev sahipliğini Endonezya’nın üstlenmesiyle önümüzdeki yıllarda daha çok ülkenin ve katılımcının katkılarıyla devam edeceğine olan inancımız arttı. İslam dünyasında tefrikanın ve buna bağlı şiddetin arttığı bir dönemde ilgili organizasyonunun önemli bir çaba olduğunu düşünüyorum. Bu tür gayretlerin artması ve geniş toplumlara ulaşması ile birlikte yaşama kültürünün gelişmesine önemli katkılar sunacağını inanıyorum.       

Sempozyum koordinatörü Prof. Dr. Şahin Ahmetoğlu’nun açış konuşmasıyla başlayan program, protokol konuşmalarıyla devam etti. Akabinde açılış konferansını Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Sönmez Kutlu hoca yaptı. Sönmez hoca “Birlikte Yaşama Olgusunun Kavramsal Çerçevesi” başlığıyla önemli tespitlerde bulundu. Kutlu’nun söz konusu konferansa dair değerlendirmeleri ise bir sonraki yazımızın konusu olacaktır. İlk gün öğlenden sonra üç ayrı salonda başlayan oturumlar, ikinci günün akşamında sona ermiş oldu. İslam medeniyetinde birlikte yaşama tecrübelerine dair farklı konularda birçok sunum yapıldı. Çoğunluğu İlahiyat kökenli akademisyenlerden oluşan konuşmacılar, İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama Tecrübesi başlığı altında farklı konular ve meseleleri gündeme getirdiler. Bazı hatipler insan temelli birlikte yaşamaya dair sunumlar yaparken bazıları ise dini, mezhebi ve etnik grupların bir arada yaşamasına dair tebliğlerini farklı deneyimler üzerinden yapmayı tercih ettiler. Üç ayrı salonda aynı anda devam eden sunumları izlemek mümkün olmadığı için önceden program yapmak zorunda kaldık. Farklı salonlarda sunulan tebliğleri takip etmek ve onlara yetişebilmek için oldukça çaba sarf ettiğimizi söyleyebilirim. Ancak sunulan tebliğlerin ufkumuzu açacak özellikle de güncele dair meselelerin ele alınması konusunda beklentilerimizi karşıladığını söyleyemeyeceğim. Belki de bu durum konuşmacıların on dakikalık zaman diliminde tebliğlerinin özetini sunarken yeterince düşüncelerini ifade edememelerinden kaynaklandı. Bütün katılımcılara ait sunumların tam metninin yer alacağı Sempozyum’un kitabı basıldığında daha kapsamlı bilgilere ulaşma, yeni söylemlere ve ufuklara dair metinler okuyabilme imkânımızın olacağını ümit ediyorum.

Sempozyum, “İslam”, “Toplum” ve “Eğitim” alt başlığı altında üç ana konudan oluşuyordu. “İslam” konulu ilk bölümde Kur’an merkezli yaklaşımlar öne çıktı. Birlikte yaşama olgusunda vahyin etkileri, Kur’an’daki öğütlere ve ahlakî temellere dikkat çekildi. Birlikte yaşamada sünnetin etkileri ve Allah Resulü’nün uygulamaları, Medine modeline dair tebliğler yine ilk bölümün dikkat çeken konulardı. Mekke’de ve ilk İslam devleti Medine’de Ehl-i Kitap ile birlikte yaşama tecrübelerine değinildi. “Toplum” konulu ikinci bölümde ise dini, etnik ve düşünce ekollerine dair tebliğler yer aldı. Emevîler ile başlayan ve sonraki dönemlerde yaşanılan ihtilafların toplumsal etkileri, siyasi ayrışmalar neticesinde ortaya çıkan mezhep ve fırkalar arası fikrî çatışmalar ve savaşlar üzerinden verilen sunumları takip ettik. Bu anlamda farklı dönemlerde Sünnî-Şiî ve Sünnî-Zeydî ilişkilerine dair değerlendirmeleri dinledik. Mürcie gibi farklı fırkaların dini yaklaşımları üzerinde duran konuşmacılar oldu. Kıraat, Edebiyat ve Musikinin birlikte yaşama üzerinde müspet etkilerini konu alan konuşmacılar da oldu. Edebî metinlerde birlikte yaşamaya dair örnekler dinledik. Kafkasya ve Azerbaycan toplumlarında farklı etnik, dini ve mezheplerden toplulukların bir arada yaşama deneyimlerine örnekler üzerinden tebliğler yapıldı. Endülüs dönemine ait tecrübeleri paylaşan konuşmaların yanında sosyolojik ve psikolojik temelli sunumlarda birlikte yaşama tecrübelerine dair örnekler sunuldu. “Eğitim” konulu üçüncü bölümde ise daha çok dini eğitimin birlikte yaşamaya sağlayacağı olumlu katkılara dair örnekler dinledik. Bununla beraber adı-sanı pek bilinmeyen birçok fırka üzerinden toplumsal çatışma alanları ve sebeplerini dinlerken, günümüzde Müslüman toplumun, cemaatler ve STK’lar üzerinden güncel bir değerlendirme göremedik. Bana göre bu Sempozyum’un eksik kalan en önemli yanıydı. Bununla birlikte güncele dair tebliğ sunan konuşmacılar da olmadı diyemeyiz.

Endonezya’da Dr. Witriani Indra ülkesinde sinema ve dizi filmlerde kadının yansıtılmasını konu alan sunumu dikkat çekiciydi. Bayan Witriani film ve dizi sektörünün kadının sürekli menfi gösterilmesini örnekleriyle anlattı. Kadın konusunda sinema ve dizi filmlere yansıyan bu durum belki de toplumun zihin dünyasının bir yansıması olabileceğine dikkat çekti. Şayet durum böyle ise meselenin vahameti üzerinde düşünmenin önemi artıyor. Keza Dr. Şefika Mutlu, Dr. Vahdettin Şimşek ve Dr. Uğur Tecir “Evliya Çelebi” öğrenci değişimi programı çerçevesinde Uluslararası İmam Hatip okullarını konu alan bir sunum yaptılar. Söz konusu okullarda öğrenim gören farklı ülkelerden öğrenciler üzerinden yaptıkları araştırma ilginç veriler içeriyordu. Her toplumun din ve mezhep algısının yansıtan sunum müspet ve menfi yönleriyle çeşitliliği yansıtıyordu. Kırıkkale Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden Doç. Dr. Gülşen Yağır Ahmetoğlu’nun “Pakistan’da Bir Arada Yaşama Deneyimindeki Başlıca Sorunlar” başlığıyla yaptığı sunum, toplumsal yaşama dair en güncel konuşmaydı. Laik kesim ve dini cemaatler arasında devam eden kültürel çatışmanın temelini, Pakistan’ın kuruluş felsefesiyle ilgili olduğuna dikkat çekti. Her iki kesimin de Pakistan’ın kurucusu Muhammed Ali Cinnah’ı sahiplendiği ancak ihtilaflarının da buradan başladığını söyledi. Laik kesim, Cinnah’ın Pakistan’ı dini bir devlet olarak kurmadığını iddia ederken, İslam’i grupların ise aksini savunduklarını ifade etti. İkinci çatışma alanı olarak da dini unsurların ve mezheplerin çeşitliliği söz konusu... Şiîler ve Sünnîler arasındaki çatışmaların dışında Sünnîler içinde de ciddi sorunlar olduğuna işaret etti. Diyobendi, Birelvi ve Ehl-i Hadis gibi düşünce ekollerin arasında görülen ayrılıklar da çatışmanın tarafları olarak görmek gerektiğini vurguladı. Sözü edilen yapılar arasında diyalog zeminin oluşmadığını ve zaman zaman şiddet ve terör eylemlerinin öne çıktığını vurguladı. Pakistan için sorunlu başka bir alan da birçok etnik grubu içinde barındırmasıydı. Pencabi, Sindhi, Peştun gibi önde gelen etnik topluluklar ve diğer küçük gruplar arasında da problemlerin oluşmasındaki etkenlere değinildi. Pakistan devleti için başka bir çatışma alanı da yönetimde fazla etkin olan ordunun da sebebiyet verdiği çatışmalar olduğunu, bunların birlikte yaşamayı zorlaştıran etkenler olarak görmek gerektiğinin altını çizdi.

Sempozyum, ikinci günün akşamı hediye ve plaket takdimi yapılarak sonlandı. Sempozyum programının üçüncü günü misafirlerin bir kısmı ile yapılan Kapadokya gezisine dâhil olduk. Kırıkkale’de geçirdiğimiz üç günlük süre içinde birçok bilim insanı olduğu gibi öğrenci ile de tanışma ve fikir akışıverişinde bulunma imkânını bulduk. Arkamızdan yeni dostluklar kazanmanın sevincini, dostlarımızdan ayrılmanın ise burukluğunu bırakarak geri dönmüş olduk.   

Yorum Ekle
Yorumlar (6)
Mus'ab Aydın | 08.11.2023 10:57
Metin Aydın Teşekkür ederim eyvallah
Metin Aydın | 08.11.2023 10:15
İzlenimlerinizi, bize adeta izlettiniz.Yüreğinize sağlık
Mus'ab Aydın | 08.11.2023 09:57
Teşekkür ederim Osman Baharçiçek abi selamlar
Osman Baharçiçek | 08.11.2023 08:07
Eyvallah üstat. Emeği geçenlerden Allah tazı olsun. Selam ve dua ile
Mus'ab Aydın | 07.11.2023 22:07
Yönetmen atay teşekkür ederim değeri abim eyvallah
Yönetmen atay | 07.11.2023 19:05
Kıymetli yazarımız musab hocam Kaleminize ve yüreğinize sağlık Allah razı olsun