Geçmişten günümüze toplumumuzda atasözü haline gelmiş bir sözdür devlette devamlılık esastır sözü.
Burada kastedilen devlet idaresine kim gelirse gelsin hizmet devam etmeli, toplum hizmetten mahrum bırakılmamalı, devlet ve toplum hayatı sıkıntı yaşamamalı anlayışıdır.
Yani devlet idaresinde ister siyasi iktidarda isterse bürokraside kim olursa olsun hizmetler devam etmeli, günlük hayat devam etmeli, millet hizmetten mahrum kalmamalı. Üretim, tüketim, kalkınma iç hizmet, dış hizmet devam etmeli. Hizmet götürenler değişse bile hizmet devam etmeli prensibidir. Doğru bir yaklaşım ve anlayıştır da.
Nasıl ki devlette devamlılık esas olup hükümet boşluğu, bürokratik boşluk kabul edilemez bir davranış ise sivil toplum kurumları için de benzer durum söz konusudur. Hükümet boşluğunda, bürokrasi boşluğunda hizmetler aksadığı gibi sivil toplumda yönetim boşluğunda da hizmetler aksamakta bunun sonucu olarak hizmet alan toplum hayatı bundan zarar görmektedir.
Ülkemizde korona tedbirleri çerçevesinde sivil toplum kurumlarının toplu programları ve genel kurulları sanırım ikinci defa İçişleri Bakanlığının aldığı bir kararla ertelendi ve Mart 2021’e ötelendi. Yani Eylül 2020'den Mart 2021’e kadar sivil toplumlar genel kurullarını yapamayacaklar.
Bu durumda görevden ayrılmak isteyip ya sağlık ya da hayatla ilgili başka planları sebebiyle görevden ayrılmak isteyen yöneticiler görevden ayrılamıyorlar. Göreve talip olup kurumu ile ilgili hizmet amaçlı planlar olanlarda genel kurul yapılamadığı için göreve başlayıp hizmet üretemiyorlar.
Zarar kime, elbette sivil kuruma. Bırakmak isteyen nasıl olsa bırakacağım diye hizmeti askıya alıyor, göreve gelmek isteyen ise genel kurul yapılamadığı için göreve gelip hizmet üretemiyor.
Devletin hizmetlerinin aksamaması esas olduğu gibi sivil toplum kurumlarının da hizmetlerinin aksamaması esastır. İkisi de topluma hizmet için vardır ve hizmette devamlılık esastır. Keşke diyorum İçişleri Bakanlığımız sivil kurumların genel kurullarını ertelerken şunu esas alabilseydi. Genel kurula katılacak üye sayısı 100'ü aşmayan kurumların genel kurullarının büyük salonlarda belirlenen hıfzıssıhha kurallarına uygun şartlarda ( Maske, mesafe, hijyen kuralları) yapılmasına müsaade etse, gerekli hallerde denetimini de yaparak, daha iyi olmaz mıydı.
Böylece hayat boşluk kabul etmez, insan başıboş bırakılmaya gelmez prensibi uyarınca sivil toplum hayatında da bugün meydana gelen boşluk ve hizmet aksaması yaşanmamış olurdu. Böylece devlet işlerinin aksamasından insanımız zarar gördüğü gibi sivil toplum hizmetlerinin aksamasından da insanımız zarar görür durumu ortaya çıkmamış olurdu.
Zararın neresinden dönersen kardır misali vakit çok da geçmiş değil. İçişleri Bakanlığı danışmanları bu konuyu sivil toplum kurumlarının yöneticileri ile müzakere edip orta bir yol bularak hizmetlerin devamı yolunda yeni bir karar alırlar umudundayım.
Selam ve dua ile
Rıza Pehlevi'ye 'domates'li saldırı
24.04.2026
Sadakanız, İhtiyaç Sahiplerinin Umudu Olsun!
25.04.2026
İhracatçıya kurumlar vergisi indirimi
26.04.2026
Hasan Hüsrev Hatemi vefat etti
02.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -1 ÜSTÜN BOL 24.04.2026
İran Rejimi DERVİŞ ARGUN 24.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 2 ÜSTÜN BOL 29.04.2026
Dizilerin toplum üzerindeki etkileri MEHMET GÜMÜŞ 28.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026
Green Card Sevdalıları CYRANO DE BERGERAC 07.04.2026