Değerli insan, Eyüpsultan’ın sevilen hocaefendisi, ağzı dualı Hacı Hâfız Mehmed Ekizoğlu hocamız rahmet-i Rahmân’a kavuştu. Otuz sene Hazreti Hâlid (Eyüb Sultan) Türbesi’nde fahri olarak vazife yapıp Mihmandâr-ı Rasûl Ebâ Eyyûbe’l-Ensârî Hazretlerinin huzurunda Kur’ân-ı Kerîm tilavetinde bulundu. Bazı zamanlar hocamın yanında türbeye girmek nasip olurdu.
Yüzünden tebessüm eksik olmayan kıymetli hocamız, yaklaşık altı ay önce vefat eden biricik zevcesi Nezahat Hoca hanım teyzemizin ardından irtihal eyleyip vuslata erdi. Dünyadaki sevdiklerine veda edip ebedi âlemdekilerle buluştu.
Kendisini çok sevdik. Mütebessim nurlu yüzüyle insanlara dua ederdi. Hatm-i hâce ve ziyaret için evine gelen misafirlere kendi yaptığı börek vesaireyle ikramda bulunur, genç yaştaki biri gibi servisi de kendi yapmak isterdi.

Zekai Dede Sokak’taki evi en üst katta olduğundan epey bir kat çıkmak zorundaydı. Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen vakit namazlarını, Hazreti Hâlid (Eyüb Sultan) Camii veya oturduğu sokakta bulunan Sofu Kara Ali Çavuş (Sofular) Camii’nde kılardı. Bazan görev yaptığı Saçlı Abdülkadir Efendi Tekkesi Camii’nde de kıldığı olurdu. “Hocam, senin evin üst katlarda. Asansör de yok. Nasıl çıkıyorsun?” diye soranlara; “Yâ Gaviyyü, yâ Allâh diyerek çıkıyorum. Bu zikir bana kuvvet veriyor” diyerek güleç yüzüyle cevap verirdi.
Her an güzel tavsiyelerde bulunur, hatıralarla bizlerin malumatını artırırdı. Geçmiş dönemlerde yapılan zulümlerden bahsettiği gibi gördüğü güzellikleri de bizlere aktarırdı. Adnan Menderes’in fırsat buldukça sabah namazlarına Eyüb Sultan Camii’ne geldiğinden ve bu mübarek camide vazife yapmış kıymetli hocaefendilerden bahsederdi.
Hocamızla komşu olma şerefine nâil oldum. Gönül ehli bir insandı. Çocuklarımızın kulağına ezan okuyup isimlerini koyardı. Onlara, bizlere ve tüm kardeşlerimize bol bol dua ederdi.
Hisli insandı. Dua ederken veya hatıraları naklederken ağladığı olurdu. Mehmed Zâhid Kotku Rahmetullâhi Aleyh ve Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi ile gönül bağı vardı. Ali Haydar Efendi, Sâmi Efendi, Mahmud Efendi ve sair gönül ehli muhterem zevât ile Cemal Öğüt, Mehmed Emin Saraç vesair alimlere hürmet ederdi. Kendisi de maneviyat ehli zatlar ile ulema ve halktan hürmet görmekteydi.
Neşe ve teselli kaynağıydı. Hüzünlerimizi Mehmed hocamızın yanında unuturduk. Kendisiyle Eyüpsultan Tarih, Kültür ve Çevre Koruma Derneği’nin organize ettiği birçok program ve seyahate katıldık. Hocamızla ve diğer büyüklerimizle katıldığımız programlar çok bereketli geçerdi. Kendimizi yenilenmiş hissederdik. Hatıralar hafızamda canlandıkça onların kıymetini ve büyüklerin bereketini daha iyi anlıyorum.

Camiamızın yaptığı “Kaynak Çalışması” bünyesinde, değerli Faik Üner ağabeyim ile birlikte Mehmed hocamızı ziyaret ederek görüşme yapmış, hatıra ve tavsiyelerini kayda almıştık. Bu mülâkat neticesinde hocamızı daha iyi tanıma imkânı elde ettik.
1933 senesinde Aydın’da doğan Mehmed Ekizoğlu hocamızın büyük dedesi Süleyman Rüşdî Hazretleri âlim ve fâzıl bir zattı. Dedesi Eyüb Hâfız, imam-hatip olup namaz kıldırırken vefat etmişti. Baba Mehmed, Arapça bilen ve ilmî alt yapısı bulunan biri olup esnaflık yapardı. 1938’de irtihal etti. Anne Fâtıma Hanım, takva sahibi samimi bir hatun olup dört çocuğuna da yetim olduklarını hissettirmemeye gayret etti.
Aydın’ın Salavatlı kasabasında ilkokulu bitiren küçük Mehmed, Hafız Ragıb Güler’den Kur’ân-ı Kerîm öğrenir. Cuma günü hatim cemiyeti yapılacaktır. Bir gece önce yani Cuma gecesi, anne oğlundan Kur’ân-ı Kerîm okumasını ister. Mehmed annesine Kur’ân okurken Fâtıma Hanım ruhunu Yüce Yaradanına teslim eder. Daha önce yetim kalan Mehmed, 1946 yılında da öksüz kalmıştır.
Çine’de hafızlık yaparken 1947 yılında İzmir’e giden genç Mehmed, İzmir Hisar Camii Başimamı Hâfız Mecid Bigalı’da hafızlığını tamamlar ve ondan talim dersleri alır. Bu hocaefendi, Orgeneral Burhaneddin Paşa’nın babasıdır. Başdurak Camii’nde vekaleten müezzinlik de yapan genç Hâfız Mehmed Ekizoğlu 1953’te askerlik sebebiyle Selimiye Kışlası’na gelir.
Adnan Menderes başbakandır. Hafızlığı sebebiyle komutanlarından ilgi görür ve Sıhhiye Bölüğü’ne kaydedilir. İlk çarşı iznine çıktığında hemen Eyüb Sultan Hazretlerini ziyarete gider. Acemilik ve usta birliği olmak üzere iki sene Selimiye Kışlası’nda, Kur’ân ve ezan okuyup bildiklerini askerlere öğretmekle geçer.
Askerlikten sonra tekrar İzmir’e dönen Mehmed Hâfız, hocasının tavsiyesiyle 1955’te İstanbul’a döner. Bir müddet vazife alamaz. Esnaflık yapar. 1959’da Bülbülderesi’ndeki Evlice Baba Tekkesi Camii’nde müezzinlik vazifesine başlayıp bir sene sonra Balibaba Camii’ne imam-hatip olarak tayin edilir. 1964’te görevi Saçlı Abdulkadir Efendi Tekkesi Camii’ne nakledilir ve 1991 yılında emekli olana kadar bu camide vazife yapar.
Kıymetli hocamızın bereketli bir ömrü oldu. 90 yıllık ömrünü hac, umre, namaz, dua ve diğer ibadetler süsledi. İnsanları candan sevdi ve sevildi. Mehmed ile Fâtıma’nın gözbebeği, ulema torunu, Eyüpsultan’ın süruru, Hazreti Halid âşığı, ağzı dualı Hacı Hâfız Mehmed Ekizoğlu hocamız Refîk-i A’lâ’ya kavuştu. Ebedi istirahatgâhı, Eyüpsultan Kabristanlığı’nda bulunan küçük yaşta kaybettiği oğlu ile kıymetli zevcesinin bulunduğu mekân oldu.

“Yerimiz dağlar başıdır
Sahrâya hâcet kalmadı.
İçdim ecel şerbetin
Lokman’a hâcet kalmadı.”
“Ziyâretden maksat duâdır.
Bugün bana ise yarın sanadır.”
MHP İstanbul Teşkilatı feshedildi
06.04.2026
Rus Büyükelçiliği'nden Montrö mesajı
06.04.2026
Amasya'da MHP-CHP ittifakı
08.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Green Card Sevdalıları CYRANO DE BERGERAC 07.04.2026
Kişilik ve Söz Üzerine AYTEN DURMUŞ 06.04.2026