İtiraz 4- Sözleşmenin Alternatifini Yazalabilir misiniz? Tabii ki HAYIR, olur mu öyle şey!
“İstanbul Sözleşmesine alternatifiniz var mı?” diyorlar.
Böyle bir metne bizim, alternatif metin yazma imkânımız yok. Bu mümkün değil! Diyoruz.
Şöyle ki:
İstanbul Sözleşmesi öncesinde de toplumlarda şiddeti engellemeye yönelik yasalar ve yaptırımlar vardı. Yani bu sözleşmeye kadar kadın veya LGBTTQ+ birini öldürmek ya da yaralamak serbest değildi. Bu anlamda Sözleşme şiddeti cezalandırmayı teklif ederek değil, şiddeti yeniden tanımlayarak yenilik(!) getiriyor. Şiddetin fiziksel, ekonomik, psikolojik ve sosyal boyutları olduğunu da iddia eden sözleşme, kadim dinlerin binlerce yıllık ahlak normlarını talep etmeyi hatta hatırlatılmasını dahi şiddet kapsamına alarak - bize göre- “ahlak” ve “erdem”e dair her tür beklentinin şiddet olarak tanımlandığı bir dinin toplumlara dayatılması olarak işlev görüyor.
Sözleşmenin mantığına göre yeryüzündeki tüm şiddetin sebebi özellikle erken dönemde doyurulmamış, baskılanmış cinsellik ihtiyacıdır[1]. Cinselliği baskılayıp kontrol altına almaya çalışırken şiddeti yaratan, aynı zamanda “ataerkil, patriyarkal, erkek egemen” düzeni de inşa eden, “normal”i heteronomativite (kadın erkek ilişkisi) üzerinden kurgulayan, bunlara dayalı bir dili üretip, ahlaki yaptırımlar üzerinden toplumu yönlendirmeye çalışan ve bunları “ahlak”, “erdem, “din”, “namus”, “şeref” vs. diyerek topluma dayatan Ahlak Erkeği yani “andropos”tur. (Andropos: Evliyalar, peygamberler)
Eğer Ahlak Erkeği tarafından üretilen “dil” kırılır ve cinsellikler/cinsel eğilimler önündeki engeller kaldırılır; ahlak, namus, şeref talebi ile diğer insanlara cinsel sınırlamalar koyan “Erkek Özne” ezilebilirse sorun kendiliğinden çözülecektir.
Bunu örneklemeler ile anlatmaya çalışayım.
Sözleşmenin Tanımladığı Bazı Şiddet Biçimleri:
Şiddetin Kaynağı: Sözleşme, bu konuda şiddeti üretenin Ahlak Erkeği (Andropos-Peygamberler) olduğunu düşünür. Ahlak erkeğinin iffet, namus, şeref, ırz adına kadına/LGBTTQ+ ve diğer cinsel eğilimlere koyduğu sınırlamalar şiddettir. Yine Ahlak Erkeğinin (andropos, peygamber) tanımladığı ahlak, namus, şeref, gelenek, örf, adet ve bunlara kaynaklık eden metinler (kutsal kitaplar) ve bütün bunların üzerine inşa edilmiş olan Toplumsal DİL şiddetin kaynağıdır.
İstanbul Sözleşmesinin Çözümü: Ahlak, namus, şeref, ırz, gelenek, örf, adet ve bunları gelecek nesillere taşıyan kaynakların (dini metinler, kutsal kitaplar vs.nin) kökünün kazınmasıdır. Eğitim, edebiyat, medya ve toplumsal dilden, “Serbest Cinselliği” kınayan, önüne engeller koyan ahlak, edep, hayâ, namus, şeref, nikâh gibi erdemleri referans alan kelimelerin temizlenip gelecek nesillere intikalinin önlenmesi ve Ahlak Erkeğinin ezilerek toplumlar nezdinde küçük düşürülmesidir.[2]
Şimdi soralım: Bu tür şiddetleri çözmek için bizim teklifimiz ne?
İstanbul Sözleşmesine alternatif metin hazırlayabilmek için öncelikle ahlak, hayâ, edep, namus talebinin Şiddet olduğunu kabul etmek gerekir.
Sonra şiddetin temel kaynağını, vahşi kapitalizmin yeryüzünün tüm servetlerinin yarısını 6 kişide toplayarak neredeyse üç milyar insanı ISKARTA/ÇÖP pozisyonuna düşürmesinde, tarihin hiçbir döneminde görülmediği kadar çok insanın mülteci kamplarında yaşamaya zorlanmasında, vatanları yangın yerine döndürülerek geçim derdine düşürülmüş on milyonların yollarda telef olmasında, fakir zengin arasındaki durdurulamayan ve gittikçe daha büyük bir ivme ile açılan korkunç uçurumlarda değil de karısından, kızından, oğlundan AHLAK beklentisinde olan küçük erkeklerde görmeyi kabul etmemiz gerekir.
Yani Peygamberlerin tanımladığı Ahlak, Edep, Hayâ, Irz, Namus, Şeref, Mahrem gibi tüm tanımlamaların ŞİDDET üreten kelimeler olduğunu ve bütün bu erdemlerden kurtulmamız gerektiğini kabul etmemiz gerekir.
Yani toplu seks partisinden çıkabilecek toplumun ahlak ve erdem sahibi bir aileden çıkacak bir toplumdan daha güzel bir toplum olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Yani “ALLAH’ın”, karısının kızının seks hayatını kontrol etmek isteyen erkekler tarafından uydurulmuş bir sopa olduğunu kabul etmemiz ve hiçbir sınır tanımadan her türlü cinselliğin peşine düşmemiz gerekir.
Gerçekten Müslüman kalarak bunu kabul edebileceğimizi mi düşünüyorsunuz?
Söylem ve Eylem / Mehmet Taşdöğen
17.05.2026
Trump, Çin dönüşü Tayvan'ı sattı
17.05.2026
Sadakanız, İhtiyaç Sahiplerinin Umudu Olsun!
25.04.2026
Rıza Pehlevi'ye 'domates'li saldırı
24.04.2026
İhracatçıya kurumlar vergisi indirimi
26.04.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026
yürümeyen, yazgısını eksik yaşar MUSTAFA AKMEŞE 23.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026
Haz mı, Huzur mu? AHMET GÜRBÜZ 10.05.2026